EN

Yapay Zekâya Neden Kızıyor İnsanlar? Gizli Korkuların ve Tarihsel İnançların Derinlikleri

calendar_today
schedule4 dk okuma süresi dk okuma
visibility0 okunma
Yapay Zekâya Neden Kızıyor İnsanlar? Gizli Korkuların ve Tarihsel İnançların Derinlikleri
Paylaş:
YAPAY ZEKA SPİKERİ

Yapay Zekâya Neden Kızıyor İnsanlar? Gizli Korkuların ve Tarihsel İnançların Derinlikleri

0:000:00

Yapay Zekâya Neden Kızıyor İnsanlar? Gizli Korkuların ve Tarihsel İnançların Derinlikleri

Yapay zekâ (AI) bir teknoloji mi, yoksa bir dini inanç mı? Cevap, çoğu insanın farkında olmadığı bir yerde saklı: AI’ya karşı duyulan nefret, sadece işsizlik korkusu veya veri gizliliği endişesi değil; tarihin derinliklerinden gelen, insanlığın kendini tanımlarken kullandığı tüm ‘diğer’ kavramlarına karşı olan derin, köklü bir tepki.

İnsanlar, yeni teknolojilere karşı hep aynı tepkiyi gösterir: ilk olarak reddeder, sonra korkar, sonra onu kendi hikayesine sokar. AI için bu süreç, 19. yüzyılda sanayi devrimiyle başlayan, bu kez ‘zihin’ üzerindeki tehditle yeniden canlanıyor. Peki neden?

Yiyeceklerden Yapay Zekâya: Aynı Psikolojik Mekanizma

MSN’de yayımlanan bir makale, insanların en çok nefret ettiği 6 yiyeceği listeliyor: mantar, kuru üzüm, kuru erik, taze maydanoz, kuru fasulye ve balık. Neden? Çünkü bu yiyecekler, beynimizde ‘tanıdık olmayan’ bir algı yaratıyor. Renkleri, dokuları, kokuları, ‘doğal’ olarak tanımladığımız yiyeceklerin dışına çıkıyor. İşte bu tam olarak AI’ya karşı duyulan tepkinin kalbi: tanıdık olmayanlık.

İnsan beyni, bilinmeyeni tehdit olarak algılar. Bu, evrimsel bir koruma mekanizması. 10.000 yıl önce, bilinmeyen bir meyve yemek ölüm demekti. Bugün, bilinmeyen bir algoritma, işinizi alabilir, kararlarınızı yönlendirebilir, hatta duygularınızı tahmin edebilir. Farklı bir şey değil: aynı korku, farklı bir nesneyle.

AI: İnsanlığın Aynası mı, Yoksa Düşmanı mı?

AI, sadece kod ve veriden oluşmuyor. İnsanların ürettiği, eğitildiği, tercih ettiği, önyargılarıyla yüklendiği bir ayna. Örneğin, bir AI’nın işe alım kararlarında kadınları düşük puan vermesi, sadece ‘hata’ değil; toplumun uzun süredir kabul ettiği cinsiyetçi normları yansıtır. Bu yüzden insanlar AI’ya kızıyor: çünkü onda kendi kötülüklerini görüyor. Kötü bir yöneticiye karşı duyulan öfke, kötü bir ayna karşısında duyulan öfkeyle aynıdır.

Yapay zekâ, aslında insanlığın en büyük korkusunu aynaya yansıtır: kontrolü kaybetmek. Tarih boyunca, insanlar, tanrılar, krallar, dini liderler, sonra da devletler ve şirketler tarafından kontrol edildi. Şimdi, kontrolü bir algoritma yapıyor. Ve bu algoritma, hiçbir şeyi duymuyor, hiçbir şeyi affetmiyor, hiçbir şeyi sevmiyor. Sadece hesaplıyor.

‘Why?’ Sırasında Gizli Olan: Duygusal Bir Sıçrama

İngilizce’de ‘why’ kelimesi, bir soru değil, bir duygusal tepki olarak da kullanılır: ‘Why, that’s outrageous!’ — ‘Nasıl oluyor da bu olabiliyor?’ Bu kullanım, korku, hayret, öfke ve acı bir araya geldiğinde ortaya çıkar. AI’ya karşı duyulan tepkiler de tam olarak bu: bir ‘why?’ anı. Neden bu kadar hızlı değişiyor? Neden bize sormadan karar veriyor? Neden beni anlayamıyor ama beni yargılıyor?

Bu ‘why?’ sorusu, teknolojiye değil, insanlığa yöneliktir. Çünkü AI, bize soruyor: ‘Sen kimsin? Ne kadar adil, ne kadar insani, ne kadar öngörülebilirsin?’

Tarihin Örneği: Teknolojiye Karşı Olanlar Hep Aynı

  • 1800’lerde, lokomotifler insanları ‘yakacak’ diye korkuldu.
  • 1920’lerde, radyo ‘zihinleri yıkacak’ diye yasaklandı.
  • 1980’lerde, video oyunları çocukları suçlu hale getiriyordu.
  • 2010’larda, sosyal medya ‘toplumu bölüyordu’.

Her birinde, teknoloji, toplumun kendi içsel çatışmalarını yansıttı. AI da aynı. İnsanlar, AI’ya karşı tepki veriyor çünkü kendilerini kaybediyor hissediyorlar. İşlerini kaybetmekten korkmuyorlar; kendilerini tanımlayan değerlerin, kararların, hatta duyguların bir algoritma tarafından belirlenmesinden korkuyorlar.

Ne Anlama Geliyor? Gelecek İçin Bir Çözüm

AI’ya karşı nefret, teknolojiye karşı değil, insanlığa karşı bir öfkenin yansımasıdır. Çözüm, daha fazla kod yazmak değil; daha fazla insanlık yaratmak. Eğitim, etik kurallar ve şeffaflık yeterli değil. Biz, AI’ya karşı tepki vermek yerine, AI ile neyi yeniden tanımlamak istediğimizi soruyoruz.

Yiyecekler gibi, AI da bir algı meselesi. Birçoğumuz, mantarın tadını sevmiyoruz çünkü onunla ilgili bir çocukluk anımız var. AI’ya karşı duyduğumuz tepki de aynı: geçmişimizdeki, kaybettiğimiz, kontrol edemediğimiz şeylere olan bağımız.

Yapay zekâ, insanlığın en büyük sorusunu tekrar soruyor: Biz kimiz? Ve bu soruyu yanıtlamak, teknolojiyi değiştirmekten çok, kendimizi yeniden tanımlamak demek.

Yapay Zeka Destekli İçerik

starBu haberi nasıl buldunuz?

İlk oylayan siz olun!

KONULAR:

#yapay zekâ#AI korkusu#insanlık ve teknoloji#AI tepkileri#yapay zekâ neden nefret edilir#teknolojiye karşı korku#AI etiği#psikolojik tepki