Ölümünden Sonra Da Devam Edecek: Meta, Ölenlerin Hesaplarını AI ile Canlandırmayı Patenti Aldı

Ölümünden Sonra Da Devam Edecek: Meta, Ölenlerin Hesaplarını AI ile Canlandırmayı Patenti Aldı
Ölümünden Sonra Da Devam Edecek: Meta, Ölenlerin Hesaplarını AI ile Canlandırmayı Patenti Aldı
Meta, bir kullanıcının ölümünden sonra yapay zekânın sosyal medya hesabını devralıp, onun gibi yazmaya, konuşmaya ve etkileşimde bulunmaya devam edebilmesini sağlayan bir patent aldı. Bu patent, sadece bir teknolojik ilerleme değil; insanlığın ölüm, hafıza ve varlık kavramlarıyla olan derin ilişkisini sorgulayan bir dönüm noktası. Reuters’a göre, bu patentin detayları ABD Patent ve Ticaret Ofisi’nde (USPTO) 2025 sonunda açıklandı. Ancak Meta, bu teknolojinin şu anda hiçbir şekilde hayata geçirilmediğini ve sadece bir araştırma aşamasında olduğunu açıkladı.
Neden Bu Patent? İnsanlıkla Dijital Mirasın Çatışması
Meta’nın bu patentini anlamak için önce toplumsal bir gerçekliği anlamak gerek: yüzlerce milyon insan, ölümden sonra bile dijital izlerini bırakıyor. Facebook’ta yalnızca ABD’de 30 milyondan fazla hesap, sahibi ölüyken aktif kalıyor. Bu hesaplar, ailelerin yalnızca bir hatırlatma değil, bir duygusal bağ noktası haline geliyor. Bir annenin son mesajı, bir erkeğin son fotoğrafı, bir gençin son yorumu — bu dijital kalıntılar, geleneksel mezar taşlarından daha özeldir. Çünkü onlar, sadece bir anı değil, bir ses, bir tarz, bir gülümseme.
Meta’nın patentinde anlatılan sistem, ölen kişinin geçmiş yazışmalarını, paylaşımlarını, beğeni alışkanlıklarını ve hatta dil kullanımını analiz ederek, onun gibi yazan bir AI botu oluşturuyor. Bu bot, aile üyelerine otomatik mesaj atabilir, dostlarına cevap verebilir, hatta sosyal medyada etkinliklere katılabilir. Patent metninde, sistemin “kişisel kimlik ve iletişim tarzını simüle etme” hedefi açıkça belirtiliyor.
Nasıl Çalışıyor? Teknik Detaylar ve Etik Sınır Çizgisi
Meta’nın patentinde anlatılan sistem üç aşamalı:
- Veri Toplama: Kullanıcının ömrü boyunca yaptığı tüm paylaşımlar, yorumlar, mesajlar, fotoğraf etiketlemeleri ve hatta zaman dilimlerine göre etkileşim sıklığı analiz ediliyor.
- Model Eğitimi: Bu veriler, büyük dil modelleri (LLM) ile eğitilerek, kişinin “dijital ikizi” oluşturuluyor. Bu bot, sadece kelimeleri değil, tonu, mizah anlayışını, hatta yanlış yazım tarzını taklit edebiliyor.
- Devralma ve Etkileşim: Kullanıcının ölümü doğrulandığında (aile tarafından bildirimle veya biyometrik veriyle), bot otomatik olarak hesabını devralıyor ve belirlenen kurallara göre etkileşime başlıyor. Örneğin, doğum gününde bir mesaj gönderebilir, annesine “İyi geceler” diyebilir.
Bu teknoloji, teknik olarak muazzam bir başarı. Ancak etik açıdan tamamen yeni bir alan. Kimin onayıyla bir insanın dijital varlığı ölümden sonra devam edecek? Aile mi? Meta mı? Hatta, ölen kişinin kendi isteği neydi? Bu patent, “dijital miras” kavramını, “dijital yaşam”a dönüştürüyor. Ve bu dönüşüm, yalnızca teknoloji değil, felsefe, din ve hukukun da karşı karşıya kaldığı bir alan.
İnsanlık mı, Makine mi? Dijital Ruhun Sınırı
Bu teknoloji, “ölümün sonu” kavramını sorguluyor. Eğer birinin dijital ikizi, onun gibi konuşabiliyorsa, o kişi gerçekten ölü mü? Bir çocuk, annesinin AI botuyla konuşabiliyorsa, o bot gerçekten annesi mi? Bu sorular, psikolojik olarak ciddi etkilere yol açabilir. Özellikle gençlerde, kayıp ile başa çıkma sürecini bozabilir. Bir anne, AI botuyla “sohbet” ederek trajediyi kabul etmeyi erteleyebilir. Bu, bir tedavi aracı mı, yoksa bir duygu tuzak mı?
Meta, bu teknolojiyi “duygusal destek” olarak sunmayı planlıyor. Ancak tarihte, her “iyi niyetli” teknoloji, kontrolsüz yayıldığında toplumsal bir krize dönüşmüş. Facebook’un “hatırlatma” sistemi bile, birçok ailede trajediye neden olmuştu. Ölen birinin doğum gününde otomatik bir hatırlatma, bazıları için acı vericiydi. Peki, botun sürekli mesaj göndermesi ne anlama gelir?
Gelecek: Dijital Ebediyet mi, Yoksa Dijital Korku mu?
Bu patent, sadece Meta’nın değil, tüm teknoloji devlerinin gelecek vizyonunu gösteriyor: insanlık, ölümden sonra bile veri üretmeye devam edecek. Dijital ruhlar, evrenin parçası olacak. Ancak bu vizyon, kontrolsüz bir teknolojiyse, toplumun en temel değerlerini yıkabilir.
Meta’nın bu adımını, sadece bir patent olarak değil, bir sinyal olarak görmeliyiz. İnsanlık, dijital mirasın sınırlarını belirlemek için acilen bir etik çerçeve kurmalı. Yasalar, ölenlerin isteklerini kaydetmeye zorlamalı. Aileler, AI botlarının etkinliğini sınırlamalı. Ve herkes, bir gün kendi dijital ikizinin, kendisinden daha “yaşayan” olmasından korkmalı mı, yoksa onu bir hediye olarak mı kabul etmeli?
Meta, bu patentle sadece bir algoritma değil, bir felsefi kargaşanın kapılarını araladı. Ve şimdi, toplumun sorumluluğu: Bu kapıyı, bir hafıza köprüsü olarak mı, yoksa bir dijital mezarlık olarak mı geçeceğiz?


