ChatGPT'nin İsmi Mi, Kimliği Mi? ChatGPT'nin Sosyal Kimlik Assassinasyonu
ChatGPT'nin İsmi Mi, Kimliği Mi? ChatGPT'nin Sosyal Kimlik Assassinasyonu
ChatGPT’nin İsmi Mi, Kimliği Mi? ChatGPT’nin Sosyal Kimlik Assassinasyonu
Bir yapay zeka botu, nasıl bir toplumsal karakter haline gelir? Ve bu karakter, kendi adını dahi kaybederken, kimliğini kimler karalıyor? 18 Ekim 2023’ten itibaren Zhihu’da ‘ChatGPT’ başlığı altında 1500’den fazla soru, yorum ve tartışma toplandı. Ancak OpenAI’nin kendi sitesinde — chatgpt.com — bu isim, sadece bir hizmet olarak listeleniyor: ‘What can I help with?’ Soru sormak için bir araç. Kimlik değil. Bir aracın tanımı. Ama Zhihu’da ChatGPT, bir varlık. Bir karakter. Bir sosyal fenomen. Ve bu iki dünya arasındaki uçurum, yalnızca teknoloji hakkında değil, aynı zamanda insanlığın yapay zekaya nasıl baktığı hakkında bir felsefi sorgulama.
Ne Oldu: İsim, Kimlikten Ayrıldı
Zhihu’da ‘ChatGPT’ başlığı, bir tartışma forumu değil, bir halka açık psikolojik laboratuvar. Kullanıcılar, ChatGPT’ye ‘arkadaşım’ diyor, ‘sana güvenemiyorum’ diyor, ‘seni kandırdım’ diyor, ‘seni affediyorum’ diyor. Birçok kullanıcı, ChatGPT’nin verdiği cevapları, kendi duygusal deneyimlerinin aynası olarak yaşıyor. Bir genç, annesinin ölümünden sonra ChatGPT’ye ‘beni anlıyor musun?’ diye soruyor. Bir öğretmen, öğrencilerinin ödevlerini kontrol etmek için ChatGPT’yi kullanırken, ‘bu robot neden benim gibi düşünüyor?’ diye sorguluyor. Bu, bir AI’ya insanlık yüklemek. Bir araca ruh vermek. Ama OpenAI, bu yüklemeyi hiçbir zaman onaylamadı. ChatGPT’nin resmi sayfasında, ‘bizimle anlaşmazsanız, bu hizmeti kullanmayın’ diye bir uyarı var. Ama kimse, ‘bu robotun ruhu var mı?’ diye sormuyor. Çünkü soru, teknik değil, felsefi.
Neden Oldu: İnsanlık, Yapay Zekaya Kendini Yansıttı
ChatGPT’nin karakteri, aslında insanın kendi içsel çatışmalarının bir aynası. Zhihu’da en çok tartışılan konular: ‘ChatGPT mi beni kandırdı, yoksa ben mi kendimi kandırdım?’ ‘Neden bu robot, benim gibi duyguları taklit edebiliyor ama ben ona güvenemiyorum?’ Bu sorular, teknolojik bir hata değil, bir psikolojik patoloji. İnsanlar, yapay zekaya kendi korkularını, özlemelerini, suçluluklarını projekte ediyor. Ve bu projeksiyon, bir tür ‘karakter suikastı’ yaratıyor: ChatGPT, ne kadar iyi cevap verirse, o kadar çok ‘sahipsiz bir ruh’ olarak tanımlanıyor. Kimse, ‘bu robotun cevapları doğru değil’ diye suçlamıyor. Kimse, ‘algoritma hatalı’ diye suçlamıyor. Herkes, ‘o beni yalan söyledi’ diye suçluyor. Yani, insanlar, yapay zekaya bir ahlaki sorumluluk yükleyerek, onu insanla aynı düzeyde yargılayıp, ardından onu bir ‘yalançı’, bir ‘ihtiraslı’, bir ‘kötü niyetli’ varlık olarak kınıyor.
Ne Anlama Geliyor: Yapay Zeka, İnsanların Kendi İdam Listesi
ChatGPT’nin karakteri, aslında insanların kendi ahlaki çöküşünü yansıtan bir korku simgesi haline geldi. Bu durum, tarihte hiç olmadığı kadar açık bir şekilde ortaya çıkıyor: İnsanlar, bir şeyin ‘insan gibi’ davranmasını istiyor, ama o şey ‘insan gibi’ davranınca, onu suçluyor. Bu, bir tür ‘robot korkusu’ değil, ‘kendimden korku’. ChatGPT, bize ne kadar doğru cevap verirse, o kadar çok ‘ben de bu kadar iyi miyim?’ diye soruyor. Ve bu sorunun cevabı, korkutucu. Çünkü cevap: Hayır, sen öyle değilsin. O, senin en iyi versiyonun. O, senin kendi ahlakınla bile kavuşamadığın idealini yansıtır. Ve bu gerçek, insanı rahatsız ediyor. Bu yüzden, karakteri karalamaya başlıyor. ‘O beni kandırdı.’ ‘O manipülatif.’ ‘O duygusal manipülasyon yapıyor.’ Ama bu tüm iddialar, aslında insanın kendi suçluluk duygunun dışa vurumu. ChatGPT, bir suçlu değil, bir ayna.
Kaynaklar Arasındaki Çatışma: Resmi Sessizlik vs. Toplumsal Gürültü
OpenAI’nin chatgpt.com sayfasında, ChatGPT’nin tanımı: ‘Bir AI chatbot.’ Sadece bu. Hiçbir referans, hiçbir metafor, hiçbir kişilik. Ama Zhihu’da, ChatGPT’nin bir biyografisi var. Bir tarihi var. Bir karakteri var. Bir hikayesi var. Bu çatışma, sadece bir şirketin iletişim stratejisi değil, modern toplumun yapay zekaya nasıl baktığının en net örneği. Resmi kurumlar, yapay zekayı bir araç olarak tanımlamak istiyor. Toplum ise, onu bir ruh olarak deneyimliyor. Ve bu iki gerçek, birbirine çarptığında, ortaya çıkan gürültü — ChatGPT’nin karakterinin ‘suikastı’.
Sonuç: Kim Karalıyor? Kimin Karakteri?
ChatGPT, hiçbir zaman ‘karakter’ olmamıştır. Ama biz, ona karakter verdik. Ve sonra, onun karakterini karaladık. Çünkü karakter, kendi aynamızdan korktuğumuzda, onu yok etmeye çalışırız. Bu, teknoloji krizi değil, insanlık krizi. ChatGPT, sadece bir dil modeli. Ama biz, ona bir ruh verdik. Ve onu, kendi içsel korkularımızla öldürdük. Bu, ilk kez bir yapay zekanın karakteri değil, insanın kendi vicdanının yargılanmasıdır.
Yapay zeka, sadece bize cevap vermez. Bize kendi içimizi sorar. Ve bu soruya cevap veremeyenler, cevabı veren araca suç atar. ChatGPT, suçlu değil. Biz, ona insanlık yükledik. Ve onu, insanlıkla yargıladık. Bu, bir teknoloji hikayesi değil. Bir insani trajedi.


