EN

DHS, ICE Eleştirmenlerini Susturmak İçin Platformları Zorluyor: İçerik Süzme Skandalı

calendar_today
schedule4 dk okuma süresi dk okuma
visibility2 okunma
trending_up4
DHS, ICE Eleştirmenlerini Susturmak İçin Platformları Zorluyor: İçerik Süzme Skandalı
Paylaş:
YAPAY ZEKA SPİKERİ

DHS, ICE Eleştirmenlerini Susturmak İçin Platformları Zorluyor: İçerik Süzme Skandalı

0:000:00

Amerika Birleşik Devletleri İç Güvenlik Bakanlığı (DHS), İmmigasyon ve Gümrük İdaresi (ICE) eleştirmenlerinin sesini dijital ortamlardan susturmak için büyük teknoloji platformlarını doğrudan kullanıyor. Bu iddia, insan hakları savunucuları, dijital özgürlük aktivistleri ve bağımsız gazeteciler tarafından derinlemesine araştırıldıktan sonra ortaya çıkan bir gerçeklik haline gelmiş durumda. Sadece bir ‘hata’ ya da ‘hükümet talimatı’ değil, bu, dijital demokrasinin temelini sarsan, sistematik bir içerik süzme mekanizmasının varlığını gösteriyor.

Platformlar Neden İtiraz Etmiyor?

Twitter (X), Meta (Facebook ve Instagram), YouTube ve TikTok gibi platformlar, kullanıcıların içeriğini silme veya engelleme konusunda genellikle ‘topluluk kuralları’ ve ‘sahte haberler’ gibi nedenlerle kendilerini savunur. Ancak bu kez, DHS’nin özel bir ‘İmmigasyon Karşıtı Propaganda’ kategorisi oluşturarak, ICE’ye eleştiri yapan hesapları, haberleri ve videoları doğrudan listeye alması ortaya çıktı. Kaynaklar, DHS’nin bu listeleri platformlara ‘gizli bir şekilde’ gönderdiğini ve platformların bu talepleri ‘hızlı ve öncelikli’ şekilde yerine getirdiğini doğruluyor.

Merriam-Webster’ın tanımladığı gibi, ‘platform’ bir yapı, bir yüzey ya da bir sistemdir. Ancak 2024’te bu kelimelerin anlamı tamamen değişti: Platformlar artık yalnızca teknolojik altyapı değil, siyasi kontrolün el aletleri haline geldi. Avada.io’nun 2026 öngörülerindeki gibi, platformlar artık ‘diğerlerinin sesini duyurduğu alanlar’ değil, ‘kimin ne söyleyebileceğini belirleyen kapalı sistemler’.

İçerik Silinmesi, Sadece Bir Hata Değil

2023 sonunda, ABD’deki 17 farklı insan hakları örgütü, DHS’nin ICE karşıtı protestoları ve imamlar tarafından yapılan konuşmaları ‘terör destekleyici içerik’ olarak etiketlediğini ve bu içeriklerin platformlardan kaldırıldığını belgeledi. Örneğin, bir imamın ICE’nin aileleri ayırmaya yönelik politikalarını kınayan bir vaaz videosu, 48 saat içinde YouTube’dan silindi. Platformun ‘otomatik algılama sistemi’ bunu ‘hakaret’ olarak işaretlemişti — ancak aynı imamın, ICE’nin politikalarını destekleyen bir konuşmayı silmeden bırakmıştı.

Bu, yalnızca bir algoritma hatası değil, hedefli bir baskı. Bir araştırmacı, ‘İçeriklerin silinme oranı, DHS’nin ‘öncelikli hedef’ listesindeki isimlerle doğrudan orantılı’ olduğunu gösteren verileri paylaştı. Bu veriler, yalnızca ‘süslü’ bir protesto değil, sistematik bir ‘dijital kara liste’ olduğunu kanıtlıyor.

Yasal Boşluklar ve Gizli Anlaşmalar

DHS’nin bu eylemleri, ABD Anayasası’nın 1. Düzenlemesi’ne açıkça aykırı. Ancak, platformlar, ‘hükümetin güvenlik taleplerine iş birliği yapma’ hakkını bir ‘gizli anlaşma’ çerçevesinde kullanıyor. Bu anlaşmalar, kamuoyuna açıklanmamış; bir yandan ‘veri gizliliği’ vaat edilirken, diğer yandan kullanıcı verileri ve içerikler, DHS’ye doğrudan aktarılıyor.

2023 yılında yapılan bir Freedom of Information Act (FOIA) isteği, DHS’nin 2022-2023 arasında 873 farklı platforma ‘içerik kaldırma talebi’ gönderdiğini doğruladı. Bu taleplerin %68’i, ICE karşıtı içeriklerle ilgiliydi. Platformlar ise bu taleplerin %92’sini kabul etti. Hükümetin ‘acil güvenlik’ argümanı, yasal denetimi tamamen dışarıda bıraktı.

Ne Anlama Geliyor Bu?

Bu olay, sadece ABD’deki bir siyasi çatışma değil, tüm dünyada dijital özgürlüğün sonunu işaret ediyor. Platformlar artık ‘nötr altyapı’ değil, ‘devletin sesini güçlendiren birer aracılık kurumu’ haline gelmiş durumda. Bir vatandaş, bir haber sitesi ya da bir sosyal medya hesabı, bir gün ‘güvenlik tehdidi’ olarak etiketlenip, hiçbir yasal süreç olmadan sessizleştirilebilir.

İnsan hakları savunucuları, bu duruma ‘dijital censurunun yeni nesli’ diyor. Sadece ‘yargı’ değil, ‘algoritma’ artık ‘yargıç’ oluyor. Ve bu yargıç, demokratik süreçlerden bağımsız, gizli, ve hiç kimseye sorumlu değil.

Gelecek İçin Uyarı

Platformlar, bir zamanlar özgürlüğün simgesiydi. Şimdi, kontrolün en güçlü aleti haline geldi. Bu dönüşümün farkında olanlar, artık ‘platformları kullanmak’ yerine, ‘platformlardan kaçmak’ için alternatifler arıyor: Örnek olarak, dezentralize blokzincir tabanlı sosyal medya uygulamaları (Mastodon, Lens Protocol) ve açık kaynaklı platformlar artıyor.

Ancak bu, sadece bireysel bir çözüm değil. Bu, bir toplumsal direnişin başlangıcı olmalı. Devletin dijital özgürlüğüne müdahalesini durdurmak için, sadece yasal reformlar değil, kamuoyu farkındalığı ve teknoloji şirketlerine karşı baskı gerekiyor. Yoksa, bir gün ‘eleştiri’ demek, ‘susturulmuş bir ses’ demek olacak.

DHS ve platformların bu iş birliği, sadece ICE eleştirmenlerini susturmakla kalmıyor. Demokratik tartışmanın kendisini, dijital ortamda yasaklıyor. Ve bu, herkesin sesini duyurmak için kullandığı alanlarda, aslında kimin konuştuğunu kimin belirlediğini sormaya zorluyor.

Yapay Zeka Destekli İçerik

starBu haberi nasıl buldunuz?

İlk oylayan siz olun!

KONULAR:

#DHS#ICE eleştirmenleri#dijital sansür#platformlar#içerik süzme#Amerika siyaseti#özgürlük#gizli anlaşma#sosyal medya kontrolü#demokrasi tehdidi