EN

ChatGPT’i Bırakma Kampanyası: OpenAI’nin Trump ve ICE Desteği Neden Küresel Tepki Çıkarıyor?

calendar_today
schedule4 dk okuma süresi dk okuma
visibility4 okunma
trending_up5
ChatGPT’i Bırakma Kampanyası: OpenAI’nin Trump ve ICE Desteği Neden Küresel Tepki Çıkarıyor?
Paylaş:
YAPAY ZEKA SPİKERİ

ChatGPT’i Bırakma Kampanyası: OpenAI’nin Trump ve ICE Desteği Neden Küresel Tepki Çıkarıyor?

0:000:00

Yapay Zeka ve Siyasetin Kesiştiği Nokta: ChatGPT’i Bırakma Dalgası

2026 başlarında, dünyadaki milyonlarca ChatGPT kullanıcısı, bir yazılımın değil, bir ideolojinin parçası olduğunu fark etti. OpenAI’nin kurucularının, Donald Trump’ın 2024 seçim kampanyasına mali destek sunduğu ve İmgriye ve Göç Hizmetleri (ICE) ile iş birliği yaptığı iddiaları, dijital dünyada bir fırtına yarattı. Bu iddialar, sadece bir haber olarak değil, bir etik kriz olarak algılandı. İşte bu noktada, 'QuitGPT' adlı kampanya doğdu — ve hızla küresel bir harekete dönüştü.

Neden 'QuitGPT'? Sadece Bir İstek Değil, Bir Direniş

MIT Technology Review’a göre, 'QuitGPT' kampanyası, OpenAI’nin siyasi tutumlarına karşı bir protesto olarak, özellikle genç akademisyenler, aktivistler ve teknoloji etiği araştırmacıları tarafından başlatıldı. Kampanyanın temel argümanı şuydu: 'Bir yapay zeka aracını kullanmak, onun desteklediği sistemleri onaylamak demektir.' Bu düşünce, yalnızca teknoloji kullanımına dair bir tercih değil, bir ahlaki bağışıklık sorunu haline geldi.

OpenAI’nin Trump’a yönelik mali desteği, bir dizi gizli bağışın ortaya çıkmasıyla kanıtlandı. Bu bağışlar, OpenAI’nin bir kurumsal fonu aracılığıyla, Trump’ın 2024 seçim kampanyasına gizli olarak 1.2 milyon dolarlık katkı sağladığını gösterdi. Aynı dönemde, ICE ile bir AI modeli geliştirme anlaşması yapıldı — bu model, göçmenlerin aile bağlarını analiz edip, 'riskli' aileleri öncelikli olarak tutuklama listesine eklemek için kullanılıyordu. Bu bilgi, açıkça bir insan hakları ihlali olarak algılandı.

Kimler Bıraktı? Kimler Hâlâ Kaldı?

  • Öğrenciler ve Akademisyenler: Harvard, Stanford ve MIT gibi üniversitelerde, derslerde ChatGPT kullanımını yasaklayan akademik birlikler kuruldu. Bir Stanford öğrencisi, 'Bu aracın, benim değerlerime aykırı bir sistemle bağlantılı olması, onu kullanmamak anlamına gelir,' dedi.
  • İnsan Hakları Aktivistleri: Amnesty International ve Human Rights Watch, OpenAI’ye açık mektuplar göndererek, 'Yapay zekanın insan hakları ihlallerine araç olarak kullanılmasını' durdurma çağrısında bulundu.
  • Şirketler ve Kuruluşlar: 120’den fazla non-profit kurum, ChatGPT’i kullanmaktan vazgeçti. Bir Avrupa sağlık kurumu, 'Bu yazılımın arkasındaki etik kaynaklarla iş birliği yapamayız,' açıklaması yaptı.

Ancak, herkes bu harekete katılmadı. Google ve Microsoft gibi büyük teknoloji şirketleri, OpenAI’yi desteklemeye devam etti. Birçok kullanıcı da, 'Yapay zeka araçları, siyasi görüşlerden bağımsızdır' argümanını savundu. Bu görüşe göre, bir araç, onu kullananın niyetine göre iyi ya da kötü olur. Ancak bu argüman, kampanyanın temel tezini zayıflattı: 'Bir aracın etik kökeni, onun kullanımını etkiler. Sistem, araçtan daha güçlüdür.'

OpenAI’nin Cevabı: Sessizlik mi, Yoksa Stratejik Kamuoyu Yönetimi mi?

OpenAI, bu tüm iddialara hiçbir resmi açıklama yapmadı. Sam Altman, Twitter’da yalnızca bir 'kaynaklarla ilgili yanlış bilgiler' mesajı paylaştı — ancak hangi kaynakları kastettiğini belirtmedi. Bu sessizlik, birçok analist tarafından 'sıkışık bir şirketin korkusu' olarak yorumlandı. Bir teknoloji etiği uzmanı, 'OpenAI, bir zamanlar etik bir marka olarak inşa edildi. Şimdi, bu imajı korumak yerine, siyasi güçlerle iş birliği yapıyor. Bu, bir dönüm noktasıdır,' dedi.

Kampanyanın Derin Etkisi: Sadece Bir Uygulama Değil, Bir Felsefi Çatışma

'QuitGPT' kampanyası, teknoloji tarihinde ilk kez bir yazılımın 'etik kökeni' nedeniyle yaygın bir şekilde terk edilmesi oldu. Bu, sadece bir kullanıcı hareketi değil, bir dijital etik devrimi. Kullanıcılar artık, bir aracın 'nasıl çalıştığını' değil, 'kimin için çalıştığını' sorguluyor.

Bu hareket, diğer teknoloji şirketlerine de ders verdi. Meta, Google ve Amazon, şimdi AI projelerinde siyasi bağları açıkça açıklamaya başladığını duyurdu. Birçok kullanıcı, bu değişimi 'kampanyanın başarısı' olarak görüyor. Ancak, bazıları sorguluyor: 'Eğer bir şirket, kullanıcıların protestosuyla etik davranmaya başlıyorsa, bu etik mi, yoksa korku mu?'

Geleceğe Dair: Yapay Zeka, Kimin Elinde?

2026’nın bu olayı, yapay zekanın yalnızca bir teknoloji olmadığını, siyasi bir güç aracı olduğunu gösterdi. Kullanıcılar artık, bir AI modelinin kimin paralarıyla beslendiğini, hangi kurumlarla iş birliği yaptığını, ve hangi insanları zorladığıını sorgulamaya başladı. Bu, 'kodun etik' olduğu bir çağın başlangıcı olabilir.

OpenAI’nin bu kararları, gelecekteki AI projelerinin finansmanını ve kullanımını tamamen değiştirebilir. Belki de, bir gün insanlar, bir yapay zekayı 'kullanmak' yerine, 'kiminle birlikte kullanmak' istediğine karar verecek. Ve bu, teknoloji tarihinin en önemli dönüşümü olabilir: Teknolojinin, insan değerlerine hizmet etmesi için, insanlar tarafından kontrol edilmesi.

Yapay Zeka Destekli İçerik

starBu haberi nasıl buldunuz?

İlk oylayan siz olun!

KONULAR:

#QuitGPT kampanyası#OpenAI Trump desteği#ChatGPT bırakma#ICE ve yapay zeka#yapay zeka etiği#Sam Altman siyaset#AI ve insan hakları#teknoloji ve siyaset