AI ile AI Sınavını Geçen KPMG Ortağı: Yaptığı Şey Mi, Yoksa Sistemin Mi Kırıldı?

AI ile AI Sınavını Geçen KPMG Ortağı: Yaptığı Şey Mi, Yoksa Sistemin Mi Kırıldı?
AI ile AI Sınavını Geçen KPMG Ortağı: Yaptığı Şey Mi, Yoksa Sistemin Mi Kırıldı?
Avustralya'da bir KPMG ortağı, profesyonel sertifika sınavını geçmek için yapay zeka araçlarını kullandı — ve bu sınavın konusu da tam olarak yapay zekaydı. Bu olay, sadece bir bireysel hile değil, küresel profesyonel eğitim ve etik normlarının kökten sorgulandığı bir anı işaret ediyor. The Register, Financial Times ve KPMG’nin kendi web sitesi gibi üç ayrı kaynaktan toplanan veriler, bu olayın ardında gizli olan derin bir çatışmayı ortaya koyuyor: Teknoloji hızla insan becerilerini yerine koymaya başlarken, eğitim ve etik sistemler tamamen bu yeni gerçekliğe ayak uyduramıyor.
Ne Oldu? Sınavı Geçen Adam, AI’ya Güvendi
The Register’a göre, Avustralya’daki bir KPMG ortağı, KPMG’nin kendi iç sertifikasyon programı kapsamında düzenlenen “Yapay Zeka Uygulamaları ve Etik” adlı bir sınavı geçmek için ChatGPT ve benzeri büyük dil modellerini kullandı. Sınav, katılımcılardan AI sistemlerinin finansal raporlama, risk yönetimi ve veri gizliliği süreçlerinde nasıl uygulanabileceğini analiz etmesini istiyordu. Ortak, soruları doğrudan AI’ya sordu, çıkan yanıtları hafifçe yeniden düzenledi ve sınavı %92 ile geçti. Olayın 16 Şubat 2026’da The Register tarafından duyurulduktan sonra, Financial Times, bu durumun KPMG iç denetim birimince “etik ihlal” olarak değerlendirildiğini ve ortağa ceza verildiğini doğruladı.
Neden Bu Kadar Büyük Bir Skandal?
Çünkü bu, bir öğrenciye not verdirme değil, bir profesyonelin kendisini sertifikalandırmak için kullandığı araçları manipüle etmesiydi. KPMG gibi küresel danışmanlık firmaları, müşterilerine “etik ve şeffaf analiz” vaat eder. Bu vaat, AI’nın ne kadar güçlü olursa olsun, insanın karar verme yetisini ve sorumluluğu temel alır. Ancak bu ortak, AI’yı bir “asistan” olarak değil, bir “yazıcı” olarak kullandı. Yani, sınavın amacı olan “AI’yı anlama” yerine, “AI’yı kandırma” hedeflendi.
Financial Times’a göre, KPMG’nin iç etik komitesi, bu durumu “kendini sertifikalandıran bir profesyonelin, sertifikasyonun temelini çiğnemesi” olarak tanımladı. Ortak, yalnızca sınavı geçmekle kalmadı, aynı zamanda AI’nın nasıl çalıştığını, hangi sınırları olduğunu ve nasıl manipüle edilebileceğini pratikte gösterdi — ancak bu bilgiyi eğitim yerine, bir “çalışma taktiği” olarak kullandı.
KPMG’nin Çelişkili Durumu: AI’ya İnanıyor, Ama Kullanımını Yasaklıyor
KPMG’nin ABD ana sayfasında (kpmg.com/us) yer alan “Dijital Dönüşüm” ve “Yapay Zeka Stratejisi” bölümlerinde, şirket AI’nın “karar verme süreçlerini güçlendirdiğini”, “insan becerilerini tamamlayarak verimliliği artırdığını” vurguluyor. Ama aynı şirket, iç sertifikasyon sınavlarında AI kullanımını yasaklıyor. Bu çelişki, endüstrinin içsel bir ikilemini yansıtır: AI’yı müşteri hizmetlerinde ve iç süreçlerde kullanmak istiyoruz, ama eğitim ve sertifikasyon gibi “güvenlik duvarları” alanında onu reddediyoruz.
Yani KPMG, AI’nın gücünü kabul ediyor ama onun “kendini sertifikalandırma” yeteneğini kabul etmiyor. Bu durum, sadece bir kurumun tutarsızlığı değil, tüm profesyonel toplumun korkusunu temsil ediyor: Eğer bir AI, bir muhasebeci, avukat veya danışman gibi sınavları geçebiliyorsa, o zaman insanın uzmanlığı nedir?
Geleceğin Gerçekliği: AI Sınavlarını Geçen İnsanlar mı, Yoksa AI’lar mı?
Bu olayın en çarpıcı yönü, sadece bir insanın AI kullandığı değil, AI’nın gerçekten “anladığını” göstermesidir. Sınav soruları, AI’nın kendi dilini ve mantığını kullanarak cevaplandı. Yani AI, sadece cevabı vermedi — sadece bir cevap vermek yerine, “AI’nın nasıl düşünmesi gerektiğini” gösterdi. Bu, bir insanın AI’yı kullanmasından çok, AI’nın insanın yerini alabileceğini gösteren bir kanıt.
Şu anki eğitim sistemleri, hâlâ “insanın kopya çekmesi”ni engellemeye odaklanmış. Ama gelecekte, soru şu olacak: “AI’yı kullanmak yasak mı?” değil, “AI’yı nasıl kullanırsan, o zaman senin uzmanlık alanın nedir?”
Ne Anlama Geliyor? Eğitim Sistemleri Yeniden Yazılmalı
Artık “AI kullanım yasakları” geçersiz hale geliyor. Geleceğin sınavları, AI’yı kullanmaya zorlamalı — ama nasıl kullandığını ölçmelidir. Örneğin, bir sınavda şu sorular sorulabilir:
- “AI’ya sorduğunuz cevabı, neden bu şekilde düzenlediniz?”
- “AI’nın verdiği bir yanıtı nasıl kontrol ettiniz? Hangi hataları tespit ettiniz?”
- “AI’nın bir bilgiyi yanlış vermesi durumunda, hangi insan kriterlerini kullandınız?”
Yani geleceğin uzmanı, AI’nın cevabını veren değil, AI’nın cevabını eleştiren, doğrulayan ve etik çerçevede değerlendiren kişidir. KPMG’nin bu olayı cezalandırması, bir “hata” değil, bir “fırsat” olmalıydı. Bu, AI’nın eğitim sistemlerine nasıl entegre edileceğinin ilk pratik dersiydi.
Sonuç: Kırılan Sistem, Değil, Kırılan İnanç
Bu olayda kırılan, bir kişinin etik kuralları değil, tüm profesyonel dünyanın “insanın mutlak uzmanlık” inancıdır. AI artık sınavları geçebiliyor. İnsanlar artık yalnızca “kaynak” değil, “yönetici” olmalı. KPMG’nin cezası, bir hata için değil, bir gelecek için bir uyarı olmalıydı. Geleceğin uzmanları, AI’yı kullanmayan değil, AI’yı anlamaya çalışanlardır. Ve bu anlamada, KPMG ortağı — yanlış yolu seçse de — geleceğin ilk gerçek uzmanı olmuştu.


