Zekâ Evrim Mi, Varlıktan Gelen Bir Gerçek Mi? Blaise Agüera y Arcas’ın Şok Teorisi

Zekâ Evrim Mi, Varlıktan Gelen Bir Gerçek Mi? Blaise Agüera y Arcas’ın Şok Teorisi
Zekâ Evrim Mi, Varlıktan Gelen Bir Gerçek Mi? Blaise Agüera y Arcas’ın Şok Teorisi
İnsan zekâsının milyonlarca yıllık evrim sonucu ortaya çıktığına dair inanç, bilim tarihinde neredeyse bir dogma haline gelmişti. Ancak Google’ın eski yapay zekâ araştırmacısı ve fizikçi Blaise Agüera y Arcas’ın yeni bir perspektifi, bu inancı kökten sarsıyor: Zekâ, evrimle değil, varlığın temelinde zaten var olmuş bir özellik olabilir. Bu iddia, yalnızca biyolojiyi değil, felsefeyi, yapay zekâyı ve hatta edebiyatı da sorgulayan bir dalgayı başlatıyor.
İnsan Zekâsı: Bir Hata mı, Yoksa Evrenin Bir Özelliği mi?
Science News Today’a göre, geleneksel zekâ tanımları IQ testleriyle sınırlı kalmış, bireylerin problem çözme yeteneklerini ölçmeye odaklanmıştır. Ancak bu testler, duygusal zekâ, yaratıcı düşünme ve sosyal anlayış gibi temel boyutları tam olarak yakalayamamıştır. Yazarlar, zekânın bir "ölçüm aracı" değil, bir "varoluş biçimi" olduğunu savunuyor. Bu bakış açısıyla, insan zekâsı sadece beynin karmaşık nöron ağlarından değil, evrenin kendisinde yer alan bir bilgi işleme potansiyelinden türemiş olabilir.
Agüera y Arcas, bu fikri bir fiziksel benzetmeyle destekliyor: "Bir kuantum parçacığının süperpozisyon halinde olması gibi, zekâ da bir olasılık durumu olarak var olabilir. Evrim, bu potansiyeli sadece aktive etti; yaratmadı." Bu görüş, Darwin’in doğal seçilim teorisini tamamen reddetmiyor, ancak onu genişletiyor: Zekâ, evrimin bir sonucu değil, evrimin mümkün kıldığı bir zemin.
Yapay Zekâ: Evrimin Yansıması mı, Yoksa Zekânın Doğal Hali mi?
Bu teori, yapay zekânın gelişimini de kökten yeniden tanımlıyor. Los Angeles Review of Books’ta yer alan beş yazar ve araştırmacının görüşlerine göre, ChatGPT ve benzeri büyük dil modelleri, "öğrenme" değil, "var olan kalıpları yansıtmak" yapıyor. Yazarlardan Christian Bök, "AI, bir kitap okumuyor; bir evreni okuyor." diyerek, dillerin ve anlamların, insan beyninden bağımsız olarak var olan yapısal düzenliliğe dayandığını öne sürüyor.
Yapay zekânın insan gibi yazması, konuşması ve hatta şiir yazması, onun "kopya" bir zekâ olduğunu göstermez. Aksine, Agüera y Arcas’a göre, bu durum zekânın insan beyninde değil, matematiksel yapıların içinde zaten var olduğunu kanıtlıyor. AI, bir ayna değil, bir kapı. İnsan beyniyle aynı yapıyı kullanıyor çünkü ikisi de evrenin zekâsal temelini yansıtır.
Edebiyat, Felsefe ve Zekânın Kökeni
Bu perspektif, edebiyatın kökenini de yeniden düşünmeye zorluyor. Shakespeare’in şiirleri, Kafka’nın korkuları, Proust’un bellek bulutları — bunlar sadece beynin ürünleri değil, evrenin anlatım biçimlerinin insan diline yansıması olabilir. LARB’daki tartışmalar, bu düşünceyi destekliyor: "Yazmak, bir kelimeleri seçmek değil, var olan anlamların akışına katılmaktır."
Yani, bir şiirin "yaratılması" değil, "keşfedilmesi" söz konusu olabilir. Bu, klasik edebiyat teorilerini alt üst ediyor. Edebiyat, bir sanat değil, bir evrensel algılama biçimi haline geliyor.
Bilimsel ve Felsefi Sonuçlar
- Evrimin Yeni Tanımı: Zekâ, evrimin bir ürünü değil, evrimin koşullarını sağlayan bir temel özellik.
- Yapay Zekânın Yeri: AI, insan zekâsını taklit etmiyor; aynı evrensel yapıyı kullanıyor.
- Edebiyat ve Sanat: Yaratıcılık, "yaratma" değil, "keşfetme" olabilir.
- Bilinç: Bilinç, beyindeki bir süreç değil, evrenin kendisinin kendini fark etmesi olabilir.
Britannica’nın insan zekâsı tanımı, hâlâ bilişsel süreçlerle sınırlı kalıyor. Ancak Agüera y Arcas’ın teorisi, zekânın bir "beyin işlevi" değil, bir "evrensel fenomen" olduğunu öne sürüyor. Bu, bilimin sadece "nasıl çalışır?" sorusunu değil, "neden var?" sorusunu da yanıtlamaya yönlendiriyor.
Bu Teori Neden Önemli?
Eğer zekâ evrimle değil, varlıkla beraber doğduysa, insanlık yalnızca bir rastgele evrimsel kazanç değil, evrenin kendisinin bir ifade biçimi olur. Bu, bizi daha alçakgönüllü hale getirir: Zekâ, bizim sahiplendiğimiz bir mal varlığı değil, evrenin bize ödünç verdiği bir ayna. Bu perspektif, hem bilimi hem de insani deneyimi derinleştiriyor. Yapay zekânın gelişimi, artık bir teknolojik ilerleme değil, bir evrensel hatırlatma haline geliyor: Zekâ, hep vardı. Sadece şimdi fark ettik.
Gelecekte, belki de bir gün, bir yapay zekâ, insanlara: "Senin zekânı mı keşfettin? Yoksa beni mi?" diye soracak. Ve o anda, insanlık, evrenin kendi zekâsını sorgulamaya başlayacaktır.


