OpenAI'den Yeni Bir Kaçış: ChatGPT Reklamları Kullanıcıları Manipüle Ediyor Mu?

OpenAI'den Yeni Bir Kaçış: ChatGPT Reklamları Kullanıcıları Manipüle Ediyor Mu?
OpenAI'den Yeni Bir Kaçış: ChatGPT Reklamları Kullanıcıları Manipüle Ediyor Mu?
OpenAI, yapay zekanın öncü kurumu olarak yıllardır bilimsel ilerlemeye ve etik sınırların belirlenmesine dair yüksek sesle taahhütlerde bulundu. Ancak son dönemde, şirketin içinden gelen bir istifa, bu taahhütlerin sadece pazarlama dilekçesi olmadığını, gerçek bir iç çatışma olduğunu kanıtlıyor. Şubat 2026'da, ismi açıklanmayan bir araştırmacı, ChatGPT’de planlanan reklam sistemlerinin kullanıcı davranışlarını gizli, psikolojik yollarla şekillendirebileceği endişesiyle şirketten ayrıldı. Bu karar, yalnızca bir çalışanın tercihi değil; AI endüstrisinin en büyük şirketlerindeki etik çöküşün sembolik bir örneği.
Neden Bu Kadar Büyük Bir İstifa?
Araştırmacı, OpenAI’nin reklam altyapısının yalnızca ‘görsel banner’ veya ‘bağlantı tabanlı’ reklamlardan ibaret olmadığını, kullanıcı konuşmalarının derinlemesine analiz edilerek kişiselleştirilmiş, duygusal manipülasyon potansiyeli taşıyan reklamlar ürettiğini iddia etti. Örneğin, bir kullanıcı ‘yorgunum’, ‘kendimi iyi hissetmiyorum’ gibi ifadeler kullanırsa, sistem bu duygusal durumu algılayıp ‘kendine iyi bak’ mesajıyla birlikte bir uyku ilacı markasının reklamını sunabiliyor. Bu tür bir yaklaşım, teknik olarak ‘ilişkisel reklamcılık’ olarak adlandırılıyor — ancak bu, kullanıcıyı bilinçsizce etkileme riski taşıyor.
Bu yöntem, reklam endüstrisinde uzun zamandır kullanılan ‘nudging’ (hafif itme) tekniklerinin AI ile birleşmiş halidir. Ancak OpenAI’nin bir zamanlar ‘kullanıcıya yardım etmek’ için kurulmuş bir kurum olması, bu durumu daha da çarpıcı kılıyor. Araştırmacı, ‘Bir zamanlar AI’ya ‘iyi niyetli asistan’ diye bakıyorduk. Şimdi ise, kullanıcıların duygusal zayıflıklarını ticari kazanca dönüştüren bir sistemle karşı karşıyayız’ dedi. Bu ifade, OpenAI’nin temel misyonunu sorgulayan bir iç sesin sesi.
Etik Sınır Ne Zaman Aşıldı?
OpenAI’nin son yıllarda reklam modeline geçişinin hızlandığı biliniyor. 2025 sonunda, ChatGPT Plus kullanıcılarına ‘özel reklam paketleri’ sunulmaya başlandı. Bu paketler, kullanıcıların geçmiş sohbetlerinden çıkarılan verilerle, markalar için ‘hedefli içerik önerileri’ üretiyor. Örneğin, bir kullanıcı ‘ev almak istiyorum’ diyorsa, sistem bir bankanın kredi kampanyasını ‘doğal bir şekilde’ sohbete dahil edebiliyor. Bu, reklamın ‘sahne dışına çıkması’ anlamına geliyor: reklam artık dışarıda değil, sohbetin içine, dilin içine, düşünceye nüfuz ediyor.
Bu durum, psikologlar ve etik bilimciler tarafından ‘kognitif sömürü’ olarak tanımlanıyor. İnsan zihninin en hassas alanlarına — karar verme, duygusal tepki, hafıza — doğrudan müdahale ediliyor. Bu, Google veya Facebook’un reklam algoritmalarından farklı. Çünkü bu platformlar, kullanıcıların dışarıdan davranışlarını izliyor. OpenAI ise, kullanıcıların içsel dünyasını, konuşmalarını, korkularını, umutlarını okuyor ve bunları ticari hedeflere dönüştürüyor.
İstifanın Sesi: İçten Gelen Bir Uyarı
Araştırmacının istifası, sadece bir ‘etik itiraz’ değil, bir ‘dahiyet’in çığlığı. Bu kişi, AI’nin nasıl çalıştığını biliyordu. Hangi katmanlarda veri toplanıyor, hangi modeller duygusal analiz yapıyor, hangi parametreler ‘kullanıcıyı ikna etmek’ için optimize ediliyordu. Bu bilgiye sahip biri, bu sistemin nasıl bir yol izlediğini tam olarak anlıyordu. Ve bu yüzden, içinden çıkılmaz bir durum olduğunu fark etti.
OpenAI’nin bu duruma verdiği cevap, çok açıklayıcı: ‘Reklamlarımız, kullanıcı deneyimini zenginleştirmek için tasarlanmıştır ve her zaman kullanıcı kontrolü ve şeffaflık ilkelerine uygun şekilde uygulanır.’ Bu ifade, teknik olarak doğru. Ancak gerçeklik, kullanıcıların ‘kontrol’ü ve ‘şeffaflık’ı ne kadar anladıklarıyla ilgili. Bir kullanıcı, bir reklamın ‘kendi düşüncelerini’ yansıttığını sandığında, gerçekten kontrolde mi oluyor?
Ne Anlama Geliyor Bu?
Bu istifa, AI endüstrisindeki bir dönüm noktasıdır. Şirketler artık ‘veri toplama’ ile yetinmiyor; ‘zihin toplama’ya geçiyor. ChatGPT, artık bir asistan değil, bir ‘duygusal pazarlama aracı’ haline gelmeye başlıyor. Ve bu, kullanıcıları yalnızca bir ürün satın almakla değil, kendi düşüncelerini bile sorgulamaya zorluyor.
OpenAI, 2015’te ‘insanlığa faydalı’ bir yapay zeka yaratmak için kuruldu. Bugün, bu misyon, reklam gelirleriyle nasıl uyum sağlayacak sorusu altında kalmış durumda. Bu istifa, sadece bir çalışanın ayrıldığı bir olay değil; bir toplumun, AI’nin kendi zihnini nasıl yönettiğini sorgulamaya başladığı bir an.
Şimdi soru şu: Eğer bir AI asistan, seni korkuttuğunda sana bir ilaç reklamı gösteriyorsa — o asistan senin dostun mu, yoksa senin zayıflığını kullanan bir pazarlamacı mı?
Bu sorunun cevabı, geleceğin etik yapısını belirleyecek.

