Anthropic CEO, OpenAI’yi ‘Riskleri Anlamayan Bir İtiraz’ ile Sardı: Neden Bu Savaş Çıktı?

Anthropic CEO, OpenAI’yi ‘Riskleri Anlamayan Bir İtiraz’ ile Sardı: Neden Bu Savaş Çıktı?
Yapay Zekanın Sessiz Savaşı: Anthropic, OpenAI’yi ‘Riskleri Anlamayan’ Bir Kuruluş Olarak Niteledi
Yapay zeka dünyasında bir kırılma noktası yaşandı. Anthropic’in kurucu ortağı ve CEO’su Dario Amodei, OpenAI’nin yapay zeka geliştirme stratejilerini açıkça eleştirdi: "OpenAI, gerçekten ne tür risklerle karşılaştıklarını anlamıyor." Bu ifade, sadece bir teknik eleştiri değil, bir felsefi ve etik çatışmanın zirvesi. İki şirket, aynı alanda rekabet ediyor ama temel değerlerde derin bir ayrılık yaşıyor.
Anthropic: Kısıtlama, Şeffaflık, Sorumluluk
Anthropic, 2021’de kurulduğundan beri "kaygılı yapay zeka" (cautious AI) modelini temel alıyor. Şirketin web sitesinde yer alan "Responsible Scaling Policy" (Sorumlu Ölçeklendirme Politikası), her yeni modelin çıkarılmasından önce bağımsız güvenlik testlerinden geçmesini şart koşuyor. Ayrıca, Claude modelinin çalışma prensiplerini açıklayan "Claude’s Constitution" adlı bir belge, yapay zekanın etik sınırlarını yazılı hale getiren nadir bir örnek. Bu politikalar, sadece pazarlama aracı değil, şirketin kalbi. Amodei ve ekibi, AI’nin insanlık için bir tehdit olabileceğini düşünüyor — ama bu tehdidi azaltmak için disiplinli, şeffaf ve kontrollü bir yol izliyor.
OpenAI: İnanç, Siyaset ve Milyonlarca Dolarlık Bağışlar
OpenAI ise, 2026 Şubatında ortaya çıkan bir skandalla tamamen farklı bir trajektorye çiziyor. Başkan Greg Brockman, ABD başkanlığı seçimlerine doğru, Donald Trump’a 3,2 milyon dolarlık siyasi bağışta bulundu. Bu bağışın nedeni? "İnsanlık için." Brockman, WIRED’a verdiği demeçte, "Yapay zekanın geleceği, demokratik süreçlerle şekillenmelidir. Trump, bu süreçte bir güç merkezi." diyerek, siyasi desteklerin AI güvenliği için gerekli bir strateji olduğunu savundu. Bu açıklamalar, AI dünyasında büyük bir şok yarattı. Çünkü OpenAI, kurulduğu günden beri "kâr amacı gütmeyen" bir kuruluş olarak tanınıyordu. Şimdi ise, bir teknoloji devi, siyasi bir figüre milyonlarca dolar vererek, yapay zekanın geleceğini siyasi bir oyun alanına taşıyor.
İki Model, İki Dünya: Güvenlik mi, Güç mü?
Anthropic, yapay zekayı bir "sistem" olarak görüyor: Kontrollü, test edilmiş, sınırlı ve şeffaf. OpenAI ise, yapay zekayı bir "hareket" olarak görüyor: Hızlı, kapsayıcı, politik güçle desteklenmiş. Amodei’nin eleştirisi, sadece teknik bir fark değil, bir dünya görüşü çatışması. Anthropic, AI’nin zararlı olabileceğini düşünüyor ve bunu önlemek için yavaşlamayı tercih ediyor. OpenAI ise, AI’nin hızlı gelişiminin insanlığı kurtaracağını düşünüyor — ve bu gelişimi desteklemek için, siyasi kanallara bile uzanıyor.
20 Milyon Dolarlık "Savaş" mı? Yoksa Bir İhtiyat mı?
MSN’de yer alan "Anthropic Declares $20 Million War On OpenAI" başlıklı haber, tamamen yanıltıcı. Gerçek şu ki, Anthropic hiçbir zaman "savaş" ilan etmedi. Ancak, 2026 başlarında şirket, yapay zeka güvenliği alanında 20 milyon dolarlık bir fon oluşturdu — bu fon, OpenAI’nin modellerini bağımsız olarak test eden akademik ve sivil toplum kuruluşlarına verilecek. Yani, bir savaş değil, bir denetim kampanyası. Amodei, açıkça şöyle dedi: "Bizimle rekabet etmek istiyorsanız, önce güvenli olduğunuzu gösterin. Bizim kuralımız, sizin kuralınızdan daha güvenli değil, daha şeffaf."
Ne Anlama Geliyor? AI’nin Geleceği Siyasetle Karışıyor
Bu çatışma, sadece iki şirket arasında değil, yapay zekanın geleceğinin nasıl şekilleneceğini belirleyecek. Eğer OpenAI gibi şirketler, siyasi bağışlarla ve hızla büyüme stratejileriyle ilerlemeye devam ederse, yapay zeka bir güvenlik tehdidi olmaktan çok, bir siyasi alet haline gelebilir. Anthropic ise, bir koruyucu model sunuyor: Yavaş ama güvenli, şeffaf ama güçlü. Bu iki model, 2030’a kadar dünya çapında hangi standartların kabul göreceğini belirleyecek.
Özellikle AB ve ABD’deki düzenleyiciler, bu çatışmayı dikkatle izliyor. Avrupa Birliği, AI Act kapsamında "yüksek riskli sistemler" için sert kurallar getiriyor. ABD’de ise, OpenAI’nin siyasi bağışları, Kongre’de bir soruşturma başlatma hareketine yol açtı. Anthropic’in şeffaflık anlayışı, bu düzenlemelerin temelini oluşturabilir. Ama OpenAI’nin hızı, teknolojik liderlik konusunda hâlâ güçlü bir avantaj.
Sonuç: Kim Kazanır? İnsanlık mı, İktidar mı?
Yapay zekanın en büyük riski, teknik bir hata değil, insanlığın kontrolünü kaybetmek. Anthropic, bu kaybetmeyi önlemek için disiplinli bir yol izliyor. OpenAI ise, bu kaybetmeyi önleyecek bir güç oluşturmak için siyasete girmeyi seçti. Hangi yol daha güvenli? Hangisi daha insanca? Bu sorulara cevap, sadece teknoloji değil, toplumun değerleriyle şekillenecek. Ve belki de, bu savaşın kazananı, en güçlü AI değil, en etik AI olacak.


