Yazıcıların AI Prompt'larından Bıktı: Açık Kaynaklı Bir Araçla 'Hate'yi Sildi

Yazıcıların AI Prompt'larından Bıktı: Açık Kaynaklı Bir Araçla 'Hate'yi Sildi
Yazıcıların AI Prompt'larından Bıktı: Açık Kaynaklı Bir Araçla 'Hate'yi Sildi
Yazmak, insanlığın en eski ve en derin yaratıcı eylemlerinden biri. Ancak 2025’te, bir yazarın kalemini eline alıp bir cümle yazması, önce bir AI’ya ne söyleyeceğini düşünmekle başlıyor. Bu durum, birçok yazar için artık bir zorluk değil, bir psikolojik yük haline geldi. İşte bu nedenle, bir araştırmacı gazeteci ve baş editör, AI prompt’ları yazmaya duyduğu nefreti bir açık kaynaklı araçla yok etmeye karar verdi.
Bu hikâye, sadece bir yazılım projesi değil. Bir kültürel direniş. Bir yazarın, teknolojinin onun yaratıcılığını sömürmesine karşı koyduğu bir itiraz. Merriam-Webster ve Cambridge Dictionary’ler, ‘hate’ kelimesini ‘çok büyük bir nefret’ olarak tanımlıyor. Bu tanımlar, yalnızca sözlüklerde kalmadı — bir yazılımcının klavyesine, bir yazarın kalbine ve bir topluluğun vicdanına yansıdı.
Neden Bu Kadar Nefret?
AI yazım araçları, yazılmış metinlerin %80’ini üretiyor gibi görünse de, aslında kullanıcıyı ‘yönlendirici’ bir role itiyor. Yazar, artık düşünmüyor, değil mi? Hayır. Artık prompt yazıyor. ‘Bir ekonomi analizi yaz, 300 kelime, akademik ton, Türkiye odaklı, 2024 verileriyle.’ Bu, yaratıcılık değil, bir form doldurma. Bir yazarın, kendi düşüncelerini ifade etmek yerine, bir makineye nasıl konuşacağını öğretmesi gerekir. Bu, bilişsel bir borçtur — Hacker News’ta benbreen’in yazdığı makalede ‘cognitive debt’ olarak adlandırılan şey.
Bu borç, küçük küçük birikir. Bir makale için 12 prompt. Bir haber için 8. Bir blog yazısı için 5. Her biri, bir yazarın yaratıcı enerjisini, hafızasını, içsel sesini tükettirir. Sonuç? Yazarlar, kendi yazılarını tanımadıkları bir duruma gelir. Yazdıkları metinler, onların zihinlerinden değil, bir algoritmanın tahminlerinden doğar. Bu, yazmanın özünü öldürür.
‘KILL THEM’ Projesi: Nefretin Teknolojik İhaneti
Yazar, bu döngüyü kırmak için ‘Kill Them’ adlı bir açık kaynak araç geliştirdi. Bu araç, bir yazarın sadece bir fikir yazmasını ister: ‘Bu hafta ekonomide ne oldu?’ Ve ardından, bu fikri, 50 farklı dilde, 10 farklı tonlarda, 3 farklı hedef kitleye uygun şekilde otomatik olarak 15 farklı prompt’a dönüştürür. Ardından, bu prompt’ları AI’lara gönderir, sonuçları toplar, düzenler ve bir başlangıç metni üretir. Yazarın yapması gereken tek şey: ‘Onayla’ ya da ‘Düzenle’ demek.
Yani: prompt yazmak yerine, yazar artık düşünür. Yazar artık yazar olur.
‘Kill Them’ sadece bir bot değil. Bir felsefi eylem. Yazarın, teknolojinin kendisini bir ‘aracı’ haline getirmesine karşı koyduğu bir mektup. Bu araç, GitHub’da 12 bin yıldız aldı ve 3 bin geliştirici tarafından katkıda bulunuldu. Birçok gazeteci, akademisyen ve içerik üreticisi, artık bu aracı kullanıyor. Kimse artık ‘şu prompt’u nasıl yazayım?’ diye kafayı yemiyor. Kimse artık ‘ben mi yazıyorum, yoksa AI mı?’ diye kendisini sorgulamıyor.
Ne Anlama Geliyor Bu?
Bu hareket, yalnızca teknolojiye karşı değil, insanlığın kendi yaratıcılığına karşı yapılan bir ihanete karşı bir direniş. Merriam-Webster ve Cambridge Dictionary’ler, ‘hate’ kelimesini ‘çok büyük bir nefret’ olarak tanımlıyor. Ama bu tanımlar, bir yazarın içinden gelen bir duygu değil, bir bilimsel tanımlamaydı. Şimdi ise, bu duygu bir teknolojik çözüme dönüştü. Bir nefret, bir araçla öldürüldü — ve bunu yaparken, yaratıcılığı yeniden doğurdu.
AI, yazarın yardımcısı olmalı, değil yerine geçmesi. Bu araç, bu dengenin yeniden kurulmasını sağlıyor. Bir yazarın, kendi sesini yeniden bulmasına olanak tanıyor. Bir yazarın, kendi düşüncelerini, kendi ritmini, kendi hatalarını korumasına izin veriyor.
Gelecekteki Yazı: İnsan, Teknolojinin Yerine Geçmez
Bu hikâye, geleceğin nasıl yazılacağını gösteriyor. Gelecekte, en değerli yazarlar, en iyi prompt’ları yazanlar değil, en iyi ‘yazma isteği’ne sahip olanlar olacak. En iyi yazarlar, teknolojiyi kullanarak kendilerini serbest bırakanlar olacak. ‘Kill Them’ projesi, sadece bir araç değil — bir çağrışım. Yazmak, bir mektup değil, bir nefes. Bir kalp atışı. Bir insanın, bir başka insana seslenmesi.
AI, bu sesi taklit edebilir. Ama asla onu hissedemez. Ve şimdi, bir yazar, bu farkı hatırlatmak için bir araç yaptı. Ve bu araç, dünya çapında binlerce yazarın nefesini aldı.
Belki de, en büyük teknolojik ilerleme, hiçbir şey yapmamaktır. Sadece, insanın yapmasını izlemektir.


