Yapay Zeka ile Saldırılar: Devlet Destekli Hackerlar, Kritik Altyapıyı Hedef Alıyor

Yapay Zeka ile Saldırılar: Devlet Destekli Hackerlar, Kritik Altyapıyı Hedef Alıyor
Yapay Zeka ile Saldırılar: Devlet Destekli Hackerlar, Kritik Altyapıyı Hedef Alıyor
Siber dünyada yeni bir savaş başlamıştır — ve silahı yapay zekadır. 2026 Şubatında The Record tarafından yayımlanan sızan teknik belgeler, Çin’in komşu ülkelerin enerji, su ve ulaşım altyapılarına yönelik siber saldırı senaryolarını detaylı bir şekilde test ettiğini ortaya koydu. Bu belgeler, yalnızca geleneksel kodlama ve ağ penetrasyonu değil, yapay zekanın hedefleri tahmin etme, saldırıları dinamik olarak uyarlama ve insan davranışlarını öngörme yeteneklerini nasıl kullanarak siber casuslukta devrim yarattığını gösteriyor.
Nasıl Çalışıyor? Yapay Zekanın Saldırıdaki Rolü
Reuters’a göre, sızan belgelerde yer alan bir senaryoda, Çinli hacker ekipleri bir komşu ülkenin su arıtma tesislerindeki sensör verilerini analiz etmek için bir yapay zeka modeli eğitmiş. Bu model, normal çalışma koşullarında oluşan küçük veri dalgalanmalarını öğrenmiş, ardından bu paternleri bozarak sistemleri “daha normal” görünümlü bir şekilde bozuk hale getirmeyi başarmış. Sonuç? Operasyonlar, insan gözleriyle tespit edilemez hale gelmiş ve sadece 72 saat sonra sistem tamamen çökmüş.
Bu taktik, yalnızca teknik bir zekâ değil, psikolojik bir saldırı. Yapay zeka, hedef kurumların çalışanlarının e-posta alışkanlıklarını, hangi saatlerde en çok oturum açtığını, hangi dosyalara hangi zamanlarda eriştiğini analiz ederek, phishing saldırılarını tamamen kişiselleştiriyor. Google’ın 2026 Şubat’ta yayınladığı bir bildiride, savunma sektörü çalışanlarının %43’ünün son 6 ay içinde AI-tabanlı sahte e-posta saldırılarına maruz kaldığı belirtiliyor. Bu e-postalar, çalışanların geçmiş projelerini, meslektaşlarının imzalarını ve hatta iç mektup diliyle yazılmıştı — hatta bir yöneticiye gönderilen bir e-posta, o yöneticinin kendi yazım tarzını taklit ediyordu.
Neden Çin? Neden Şimdi?
Çin’in bu tür saldırıları artırmaya başlamasının nedeni, yalnızca teknolojik ilerleme değil, stratejik bir hesap. 2025 yılından itibaren, Çin’in Güney Çin Denizi ve Himalaya sınırı boyunca artan diplomatik gerginlikler, siber alanın bir “diplozasyon” aracı haline gelmesini zorunlu kıldı. The Record’a göre, sızan belgelerdeki senaryoların tamamı, Çin’in “savaş olmadan etki kurma” stratejisini yansıtır. Yani, bir ülkeyi doğrudan işgal etmek yerine, onun kritik altyapısını yavaş yavaş zayıflatarak toplumsal ve ekonomik kaosa sürüklemek.
Örneğin, bir belgede yer alan bir simülasyon, Hindistan’ın bir elektrik şebekesindeki yapay zeka destekli bir saldırı sonucu 12 saatlik büyük bir kesinti yaşanması senaryosunu gösteriyor. Bu kesinti, sadece elektrik değil, hastanelerin ventilatörlerini, trenlerin sinyal sistemlerini ve su pompalarını da etkiledi. Sonuç? Kamuoyunda panik, hükümete karşı güven sarsıldı, ve Çin’in doğrudan müdahalesi olmadan, Hindistan’ın dış politikası zorla değişti.
Devletler Ne Yapıyor?
Bu saldırılar, yalnızca Çin’e ait değil. ABD, Rusya ve İran da benzer teknikleri geliştirmekte. Ancak Çin’in farkı, bu saldırıları “test etme” aşamasında çok daha sistematik ve uzun vadeli olması. The Record’a göre, Çinli ekiplerin belgeleri, 2023’ten beri 17 farklı ülkenin altyapısını simüle etmek için 34 farklı AI modeli geliştirdiğini gösteriyor. Bu modeller, sadece saldırı değil, aynı zamanda “saldırı sonrası kargaşa yönetimi” için de tasarlandı — yani, saldırı sonrası kamuoyu manipülasyonu, sosyal medya botları ve haberlerin sahte kaynaklardan yayılması da dahil.
Ne Anlama Geliyor? Küresel Güvenliğin Yeni Dönemi
Bu durum, sadece bir siber saldırı değil, bir “siber soğuk savaş”ın başlangıcı. Geleneksel silahlarla değil, veri ve algoritmalarla savaşılıyor. Devletler artık sadece askeri güçlerini değil, AI’ları, veri toplama ağlarını ve insanların dijital davranışlarını da silah olarak kullanıyor.
Yapay zekanın bu şekilde kullanılması, hukuki ve etik sınırları tamamen sildi. Bir AI, “hedef” seçimi yapabilir, bir insanın karar vermesi gerekmeden bir sistemi kapatır. Kim suçlu? Kodu yazan mühendis mi? Onu yönlendiren askeri komuta mı? Yoksa o kodu kullanmak için bütçe ayıran devlet mi?
2026’nın ilk aylarında, BM Güvenlik Konseyi bu konuda ilk acil oturumunu topladı. Ancak Çin ve Rusya, “siber faaliyetlerin ulusal güvenlik meselesi” olduğunu savunarak her türlü uluslararası düzenlemeye karşı çıktı. Bu durum, siber alanda “Kuzey Atlantik Antlaşması” gibi bir anlaşma olmayan bir dünyada, sadece güçlü ülkelerin kurallarını belirlediği bir sistemde yaşayışın ne kadar tehlikeli olduğunu gösteriyor.
Ne Yapılmalı?
- Devletler: AI tabanlı saldırıları tespit etmek için kendi yapay zeka sistemlerini geliştirmeli, ancak bunları sadece savunma için değil, saldırı öncesi tahmin için de kullanmalı.
- Kuruluşlar: Çalışan eğitimlerini sadece “şifre değiştirin” şeklinde değil, AI’ın nasıl manipüle ettiğini anlatan gerçek senaryo simülasyonlarına dönüştürmeli.
- Uluslararası Toplum: Yapay zekanın siber savaşta kullanımı için bir “Cenevre Sözleşmesi” gibi uluslararası bir çerçeve oluşturulmalı — aksi takdirde, gelecek nesiller, bir savaşın nasıl başladığını bile anlayamadan, bir elektrik kesintisiyle hayatını kaybedecek.
Yapay zeka artık bir yardımcı değil, bir silah. Ve bu silah, bir devletin elindeyken, bir şehirdeki suyun durması, bir hastanenin kapatılması, bir trenin çarpışması gibi gerçek sonuçlar doğuruyor. Bu savaş, ekranlar arası değil, gerçek hayatta oynanıyor. Ve bizler, sadece izleyiciler değil, hedefleriz.


