OpenClaw Yaratıcısı Peter Steinberger, OpenAI'ye Katıldı: AI Dünyasında Yeni Bir Dönem Başlıyor

OpenClaw Yaratıcısı Peter Steinberger, OpenAI'ye Katıldı: AI Dünyasında Yeni Bir Dönem Başlıyor
OpenAI, yapay zekâ dünyasının en etkili oyuncularından biri olarak, bu kez sadece bir teknolojiyi değil, bir felsefeyi kendi içine çekiyor. 15 Şubat 2026 tarihinde, OpenClaw’un yaratıcısı ve öncü geliştiricisi Peter Steinberger, OpenAI’ye katıldı. Bu haber, sadece bir ismin değişmesiyle sınırlı kalmadı; tam tersine, AI alanında açık kaynaklı geliştirme ile kapalı sistemler arasındaki dengeyi sorgulayan bir dönüm noktası olarak kabul ediliyor.
OpenClaw: Açık Kaynaklı AI’nın Sessiz Devi
OpenClaw, 2023’te başlayan bir projeydi ama hızla AI topluluğu içinde bir kult haline geldi. Steinberger, OpenClaw’ı geleneksel büyük teknoloji şirketlerinin kapalı algoritmalarına karşı bir tepki olarak kurdu. Proje, herkesin erişebileceği, özgürce modifiye edilebilen ve eğitim verileriyle zenginleştirilebilen bir AI modeli sunuyordu. Özellikle akademik araştırmacılar ve küçük geliştiriciler, OpenClaw’ı ‘AI’nın özgürleşmesi’ olarak nitelendirdi. Proje, yalnızca bir yazılım değil, bir hareketti: ‘Küçüklerin de AI’yı kontrol edebileceği’ inancını temel alıyordu.
Neden OpenAI? Neden Şimdi?
Steinberger’in OpenAI’ye geçişi, ilk bakışta çelişkili gibi duruyor. OpenAI, başlangıçta açık kaynaklı bir vizyona sahipti ama 2019’dan itibaren özellikle GPT-3 ve sonrası modellerle kapalı, ticari bir modeli benimsedi. Peki neden Steinberger, ‘kendine karşı’ bir kuruma gidiyor?
TechCrunch’a göre, OpenAI, Steinberger’e yalnızca bir iş teklifi sunmadı; ona bir vizyon sundu: OpenClaw’ı açık kaynaklı bir altyapı olarak koruyarak, OpenAI’nin içine entegre etmek. Yani, OpenAI artık ‘kapatmak’ yerine ‘açmak’ için bir strateji izliyor. Steinberger, OpenAI’nin yeni AI modeli olan ‘Project Chimera’ için açık kaynaklı çekirdek mimarisi üzerinde çalışacak. Bu, OpenAI’nin ilk kez bir dış projeyle resmi bir entegrasyon yapması ve açık kaynaklı topluluğa karşı bir tür itiraf olarak yorumlanıyor.
Endüstri Üzerindeki Etkiler: Büyüklerin Açık Kaynağa Dönüşü
Steinberger’in geçişi, AI endüstrisindeki bir trendi yansıtır: Büyük şirketlerin açık kaynaklı toplulukları ‘kaptırmaya’ başlaması. Google, Meta ve Microsoft bile son yıllarda açık kaynaklı modelleri desteklemeye başladı, ancak hepsi birer ‘kampanya’ olarak sundu. Steinberger’in durumu ise farklı: O, açık kaynaklı hareketin bir lideriydi. Onun OpenAI’ye geçişi, açık kaynaklı geliştiricilerin ‘kendilerine güvenmeyen’ büyük şirketlerle işbirliği yapmaya başladığının bir işareti.
Özellikle Silicon Valley’deki küçük startup’lar, bu haberi ‘kaynakların birleşmesi’ olarak değil, ‘sistemlerin yeniden şekillenmesi’ olarak görüyor. OpenClaw’ın OpenAI’de kalması, hem geliştiricilerin özgür erişimini koruyor hem de OpenAI’nin şeffaflık taleplerine cevap veriyor. Bu, AI’daki ‘şeffaflık’ ve ‘kontrol’ meselesinde bir kompromis olarak değerlendiriliyor.
Steinberger’in Rolü: Yeni Bir Yönetici mi, Yoksa Bir İdeolojik Temsilci mi?
Steinberger, OpenAI’de ‘Chief Open Source Architect’ unvanını aldı. Bu unvan, şirketin iç yapısında yeni bir pozisyon. Genellikle bu tür pozisyonlar semboliktir, ama Steinberger’in durumu farklı. TechBuzz.ai’ye göre, OpenAI’nin yeni nesil modellerindeki veri toplama ve eğitim süreçlerinde açık kaynaklı katkıları yönetmek onun sorumluluğunda. Ayrıca, OpenClaw’ın kod tabanı, OpenAI’nin yeni modeli olan ‘Chimera-1’in temelini oluşturacak. Bu, Steinberger’in yalnızca bir danışman değil, teknik bir kilit isim olduğunu gösteriyor.
Gelecek: Açık Kaynak, Kapalı Sistemlerle Birleşiyor
2026, AI tarihinde bir dönüm noktası olabilir. Steinberger’in geçişi, açık kaynaklı topluluğun ‘dışarıda’ kalma stratejisini sona erdirdiğini gösteriyor. Artık ‘açık’ olmak, yalnızca kodun paylaşılması değil; büyük şirketlerin içine girip onları değiştirmek anlamına geliyor. Bu, açık kaynak hareketinin bir ‘kolektif dönüşümü’ olarak değerlendirilebilir.
Steinberger, bu dönüşümü şöyle özetliyor: ‘Kapalı sistemlerin gücüyle açık kaynakların etikliğini birleştirmek, tek umutumuz.’
OpenAI, bu hamleyle hem topluluk güvenini kazanıyor hem de teknik liderliği yeniden kanıtlıyor. Steinberger ise, kendi vizyonunu koruyarak, büyük bir şirketin içine girdi — ve orada değişim yaratabilme şansını elde etti. Bu, AI tarihindeki en etkileyici geçişlerden biri olabilir. Çünkü bazen, bir devi değiştirmenin yolu, onun içine girmektedir.


