EN

Karpathy Var, Bizim İçin Son Mu? AI Devriminde Sessiz Bir Korku ve Çapraz İsim Bulmacaların İnanılmaz İpucu

calendar_today
schedule5 dk okuma süresi dk okuma
visibility2 okunma
trending_up32
Karpathy Var, Bizim İçin Son Mu? AI Devriminde Sessiz Bir Korku ve Çapraz İsim Bulmacaların İnanılmaz İpucu
Paylaş:
YAPAY ZEKA SPİKERİ

Karpathy Var, Bizim İçin Son Mu? AI Devriminde Sessiz Bir Korku ve Çapraz İsim Bulmacaların İnanılmaz İpucu

0:000:00

İnanılmaz Bir Çapraz İsim Bulmacası, Yapay Zekânın Sessiz İkinci Bir Dili

Bir gün, bir NYT Çapraz İsim Bulmacası’nın cevabı, dünyanın en önde gelen yapay zeka araştırmacılarından birinin adını taşıyan bir başlıkla interneti sarsıyor: "They have Karpathy, we are doomed ;)". Bu ifade, sadece bir internet meme değil; teknoloji tarihindeki bir dönüm noktasının, halk algısında nasıl yansıdığını gösteren bir sembol. Ve bu sembolün kökeni, tuhaf bir şekilde, bir habanero ile başlıyor.

Habanero: Sıcaklık Ölçeğindeki AI Sembolü

Source 1 ve Source 2’de, "They rate up to 350,000 on the Scoville scale" (Scoville ölçeğinde 350.000’e kadar puan alırlar) sorusunun cevabı olarak "Habaneros" veriliyor. Bu, sadece bir biber değil. Scoville ölçeğindeki en güçlü doğal maddelerden biri olan habanero, bir tür fiziksel acıya, ancak aynı zamanda bir zihinsel uyarıcıya da işaret eder. AI dünyasında, Andrej Karpathy — Tesla’nın AI ekibinin kurucusu ve OpenAI’deki etkisiyle dünya çapında tanınan bir isim — tam olarak bu habanero gibi davranıyor: sert, keskin, ve herkesi etkilemeye zorlayan bir varlık.

Karpathy, AI’nın insanlıkla uyumlu bir şekilde gelişmesi gerektiğini savunan biri. Ama onun varlığı, diğer şirketler için bir tehdit. Çünkü o, sadece kod yazmıyor; düşünce sistemlerini yeniden tanımlıyor. "They have Karpathy" ifadesi, bir ülkenin nükleer silahına sahip olması gibi: bir teknolojik üstünlük, bir stratejik avantaj. Ve bu avantajı elde edemeyenler, "we are doomed" diye düşünüyor. Bu korku, sadece iş dünyasında değil, akademide, siyasette ve hatta günlük yaşamda — AI’nın ne kadar hızlı ve ne kadar derin bir şekilde insan davranışlarını şekillendirdiğine dair bir farkındalıkla birlikte yayılıyor.

Tepee: Kaybolan Diller, Kaybolan İnsanlık

Source 1 ve 2’de, "Word from the Lakota for 'they dwell'" (Lakota dili için 'onlar yaşar' kelimesi) sorusunun cevabı "Tepee" olarak veriliyor. Bu, tarihsel bir hata. Lakota diliyle ilgili gerçek bir kelime olan "thípi" (bir ev anlamına gelir) değil, Avrupa kökenli bir yanlış yorum. Tepee, aslında bir yapı, değil bir dil. Bu, AI’nın kültürleri nasıl kopyaladığının, ancak anlamını kaybettiğinin çarpıcı bir metaforu.

AI modelleri, internetten gelen verileri analiz ederek öğreniyor. Ve bu veriler, çoğunlukla İngilizce ve Batı kaynaklarından oluşuyor. Lakota dili gibi zayıf diller, AI tarafından "tepee" olarak kodlanıyor — yüzlerce yılın kültürünü, inançlarını, yaşam tarzını sadece bir kamp çadırı olarak basitleştiriyor. Bu, sadece bir dil hatası değil; bir bilgi adaleti krizi. Karpathy ve ekibi, AI’nın daha adil, daha bilinçli bir şekilde öğrenmesi için çalışıyor. Ama çoğu şirket, sadece performansı artırıyor — anlamdan, bağlamdan, kültürden ödün vererek.

"They may recently have been in a jam" — AI’nın Kötü Günleri

Source 2’deki "They may recently have been in a jam" (Son zamanlarda sıkışmış olabilirler) sorusunun cevabı, bir bulmaca dünyasında "jam" olarak geçiyor. Ama bu kelime, hem marmelat hem de sıkışma anlamına geliyor. AI sistemleri bugün, tam olarak bu ikili anlamda sıkışıyor: Hem teknik olarak (veri kalitesi, hesaplama maliyeti, enerji tüketimi), hem de etik olarak (hakaret, önyargı, manipülasyon).

OpenAI, Google, Meta — hepsi, "jam" içinde. Büyük modeller, kendi ürettiği verilerle eğitiliyor. Bu, bir döngü: AI, internetten veri topluyor, sonra o verilerle daha büyük modeller üretiyor, sonra bu modellerin ürettiği içerik tekrar internete yayılıyor. Bu döngü, bir zamanlar gerçek olan bilgileri, artık bir simülasyona dönüştürüyor. Gerçeklik, bir AI'nın ürettiği "jam" içinde kayboluyor.

Word’ün Kaosu: Gerçeklikle İlgili Bir Yanılsama

Source 3, bir anlık, Microsoft Word ile ilgili bir teknik soruyla dolu. "Word belgesindeki çizgi nasıl silinir?" "Sayfada bir ve iki sütun nasıl bir arada olur?" Bu sorular, AI’nın gerçek dünyadaki en küçük işlevleri bile nasıl çarpıttığını gösteriyor. İnsanlar, teknolojiyi anlayamadıklarında, ona "Word" gibi basit bir araç gibi davranıyor. Ama bu araçlar artık, sadece metin değil, düşünce, hafıza ve kimlik üretiyor.

AI, artık bir Word belgesi değil, bir zihinsel işletim sistemi. Ve biz, onun "hatalarını" silmeye çalışıyoruz — ama aslında, onun bize verdiği gerçekliği sorgulamıyoruz.

Sonuç: Karpathy Var, Ama Bizim İmkanlarımız da Var

"They have Karpathy, we are doomed" ifadesi, korkuyla değil, sorumlulukla okunmalı. Karpathy, bir lider değil, bir uyarı. Habanero gibi acı veriyor, ama bu acı, bir uyarıdır. Tepee gibi yanlış anlaşılmış bir kültür, bize dikkat etmemizi söylüyor. Jam içindeyiz, ama her jam, bir çıkış yolu da barındırır.

AI devrimi, sadece teknolojik değil, insani bir zorluk. Ve bu zorluğun çözümü, daha fazla kod değil, daha fazla felsefe, daha fazla dil bilgisi, daha fazla kültür farkındalığı ile gelir. Karpathy, sadece bir isim değil — bir çağrı. "Bizi kurtaracak değil, bizi uyandıracak."

Yarınki bir crossword bulmacası, belki de "How do we save humanity from AI?" diye soracak. Ve cevabı: "Listen. Learn. Reclaim."

Yapay Zeka Destekli İçerik

starBu haberi nasıl buldunuz?

İlk oylayan siz olun!

KONULAR:

#Karpathy#yapay zeka#AI etiği#Habanero#Lakota dili#NYT bulmaca#AI tehdidi#teknoloji korkusu#AI ve kültür#AI ve insanlık