X Odada, Y Diye Çağrılıyor: Gerçekliklerin İsim Değiştirme Oyunu

X Odada, Y Diye Çağrılıyor: Gerçekliklerin İsim Değiştirme Oyunu
X Odada, Y Diye Çağrılıyor: Gerçekliklerin İsim Değiştirme Oyunu
Bir şirketin adı değiştiğinde, gerçekten de şey değişir mi? Yoksa sadece pazarlama ekibinin yeni bir logo ve slogan bulması mı yeterli? Bu soru, günümüzde sadece ticari dünyada değil, siyaset, kültür ve hatta spor alanında bile gündeme gelmeye devam ediyor. İki看似 bağımsız kaynak — bir endüstriyel güvenlik platformu olan ISNetworld ve bir spor analizi sitesi olan MSN — bize, aynı gerçekliğin farklı isimlerle sunulduğunu gösteren çarpıcı bir paralellik sunuyor.
ISNetworld: Adı Değişti, İş Modeli Aynen Kaldı
ISNetworld, 2000’lerin başında endüstriyel güvenlik ve tedarik zinciri uyumluluk hizmetleri sunan bir platform olarak doğdu. Bugün ise sadece bir isim değil, bir endüstri standardı haline geldi. Ancak web sitesini incelediğimizde, içeriğin tamamen değişmediğini görüyoruz: Hala aynı menü yapıları, aynı diller, aynı teknik terminoloji. Adı değişmedi, ancak marka algısı genişledi. Bu, bir organizasyonun “isim” ile “kimlik” arasında fark yaratmak için yaptığı çabanın klasik bir örneği. ISNetworld, kendini “Transparency-One” gibi yeni bir alt marka ile destekliyor, ama temel hizmeti — tedarikçilerin güvenlik ve uyumluluk belgelerini kontrol etmek — aynı. Yani: “Bu X değil, Y” diyenler, aslında X’in hâlâ odada olduğunu kabul ediyorlar.
“Dressing Room’u Kaybetmek”: Sporda İsimlerin Gerçekliği Yeniden Tanımlaması
MSN’de yer alan “Losing the dressing room” makalesi, bir futbol takımının teknik heyetinin, oyuncuların güvenini kaybettiği durumu anlatıyor. Burada “dressing room” sadece bir şube değil, bir topluluk, bir aile, bir güven mekanizmasıdır. Bir antrenör, “dressing room”u kaybederse, oyuncuların ona karşı sadakati, motivasyonu ve itibarı sarsılır. İşte bu noktada, MSN’nin kullandığı metafor, ISNetworld’ün durumuyla tam olarak kesişiyor: Bir şeyin adı değişse bile, içsel dinamikler değişmediyse, o şey hâlâ orada kalır. “Dressing room” kaybedilmiyor — sadece artık ona “team culture” ya da “player engagement ecosystem” gibi yeni isimler veriliyor. Ama özü aynı: “Bu dressing room değil, bir ‘collaborative leadership framework’” diyenler, aslında dressing room’un hâlâ odada olduğunu itiraf ediyorlar.
İsimlerin İhaneti: Modern Toplumda Gerçekliğin Sözlükdönüşümü
21. yüzyılda, dilin gücü artık sadece iletişim aracı değil, gerçekliği yeniden şekillendiren bir silah haline geldi. “Sosyal medya platformu” yerine “digital town square” denmesi, “kamu hizmeti” yerine “citizen experience platform” denmesi — bunlar sadece jargon değil, gerçeklikten kaçışın sembolleri. ISNetworld, “sistem” yerine “network” dediğinde, tedarik zinciri risklerini daha “akıllı” ve “bağlantılı” bir hale getirmeyi amaçlıyor. MSN’deki antrenör, “dressing room” yerine “psychological safety zone” dediğinde, oyuncuların duygusal ihtiyaçlarını daha “bilimsel” bir çerçeveye sokuyor. Ama bu terimlerin hepsi, özgün kavramın yetersiz kalması üzerine inşa edilmiş bir “sözlük kurtarma operasyonu”.
Neden Önemli? Çünkü İsimler, Gerçeklikleri Kapatır
İsimlerin değiştirilmesi, aslında sorunun çözümü değil, saklanmasıdır. ISNetworld’ün müşterileri, hâlâ güvenlik belgelerinin eksikliğini ya da tedarikçilerin yetersizliğini yaşıyor. Futbol takımlarında ise oyuncular, antrenörün kendilerine olan güvenini kaybettiğini hissediyor. İsim değişikliği, bu sorunları gidermez — sadece onları daha güzel bir kutuya koyar. Bu, tıpkı bir hastanın kanser teşhisi konulduğunda, “bu bir ‘hücre dengesizliği’” diyerek teşhisi yumuşatmak gibi bir şeydir. Gerçeklik değişmez. Sadece konuşmamız değişir.
Sonuç: X Odada, Y Diye Çağrılıyor — Ama Kimse Onu Görmüyor
İki farklı dünyadan gelen bu iki örnek, bize bir şeyi açıkça söylüyor: İnsanlar, gerçeklikleri kabul etmekten kaçındıkça, onlara yeni isimler verirler. Ama bu isimler, gerçekliğin içine girmez — sadece kapısını kapatır. ISNetworld, “network” dediğinde, tedarik zincirindeki riskleri gidermedi. Bir antrenör, “dressing room”u “psychological safety zone” olarak adlandırdığında, oyuncuların hâlâ kendilerini dinlenmediğini hissettiğini görmezden geldi. Gerçeklik, isim değiştirmeye razı değildir. O, sessizce odada kalır. Ve bir gün, herkesin sesini çıkarmadığı bir anda, “Ben hâlâ buradayım” diye bağırır.
İsimler, gerçeklikleri yeniden tanımlamak için değil, onları gizlemek için kullanılır. Ve bu, en tehlikeli kandırmacılardan biridir — çünkü onu fark edenler, onu “yeni” sanır.


