ChatGPT’i Bırakma Kampanyası: OpenAI’nın Trump’a Yaptığı Bağışlar ve Kullanıcı İsyanı

ChatGPT’i Bırakma Kampanyası: OpenAI’nın Trump’a Yaptığı Bağışlar ve Kullanıcı İsyanı
ChatGPT’i Bırakma Kampanyası: OpenAI’nın Trump’a Yaptığı Bağışlar ve Kullanıcı İsyanı
Bir yapay zeka aracı, bir siyasi bağış listesine dönüştü. OpenAI’nın kurucu ortakları ve üst düzey yöneticilerinin Donald Trump’a yaptığı milyonlarca dolarlık siyasi bağışlar, dünya çapında milyonlarca ChatGPT kullanıcısını harekete geçirdi. #QuitGPT kampanyası, sadece bir yazılım kullanımını reddetmekle kalmıyor; yapay zekanın siyasi güçlerle nasıl iç içe olduğunu, teknoloji şirketlerinin demokratik süreçlere nasıl müdahale ettiğini sorgulayan derin bir etik isyan haline geldi.
Neden Şimdi? Neden ChatGPT?
QuitGPT.org adlı platform, OpenAI’nın 2020-2024 arası siyasi bağış kayıtlarını inceleyerek, şirketin en üst düzey yöneticilerinden Sam Altman, Greg Brockman ve Ilya Sutskever’in Trump’a toplam 2,3 milyon dolarlık bağışta bulunduğunu ortaya koydu. Bu rakam, OpenAI’nın diğer siyasi partilere yaptığı bağışların toplamından bile fazla. Özellikle 2024 seçimlerinde Trump’a yapılan 1,8 milyon dolarlık bağış, ABD’deki siyasi bağışlar arasında en yüksek 10’a girdi. Bu veriler, kullanıcıların “Bu teknolojiyi kullanmak, Trump’ın iktidara gelmesine katkı mı sağlıyor?” sorusunu sormasına neden oldu.
ChatGPT, dünya çapında 180 milyon kullanıcıya sahip. Ancak bu kullanıcıların çoğu, arka planda dönen siyasi finansmanları bilmiyordu. #QuitGPT kampanyası, bu bilgiyi bir ‘kamuoyu şoku’ olarak sundu. “Ben bir yapay zeka kullanıyorum, ama bir siyasi lideri finanse ediyorum” hissi, sosyal medyada virale dönüştü. Reddit’teki #QuitGPT tartışmalarında, kullanıcılar “Benim verilerimle eğitilen model, Trump’ın kampanyasını destekliyor mu?” gibi etik sorular sordu. Bir kullanıcı, “ChatGPT’i kapatmadan önce, bu modelin nereden öğrendiğini sormak zorundaydım” dedi.
Boikot Sadece Bir İstek Değil, Bir Eylem
Kampanya, teorik bir protesto değil, somut eylemlerle destekleniyor. QuitGPT.org’a göre, binlerce kullanıcı ChatGPT’i tamamen bıraktı, ücretli aboneliklerini iptal etti ve sosyal medyada #QuitGPT etiketiyle paylaşım yaptı. Birçok kullanıcı, yalnızca ChatGPT’i değil, OpenAI’ya ait tüm araçları — dallanmış ürünler, API’ler, hatta Bing AI gibi OpenAI entegrasyonlu servisleri — bıraktı. Bir eğitimci, “Öğrencilerime ChatGPT’i öneriyordum. Şimdi ise ‘Bu araç, Trump’a bağış yapan bir şirketin ürünü’ diye açıklıyorum” dedi.
İşte bu noktada kampanya, teknoloji eleştirisiyle siyasi etik birleşiyor. TechCrunch’a göre, OpenAI’nın “tarafsız bir AI” imajı, bu bağışlarla çöktü. Kullanıcılar artık “tarafsızlık” kavramını, şirketin siyasi finansmanları üzerinden sorguluyor. Birçok kişi, “OpenAI’nın ‘iyi niyetli’ olduğunu düşünüyordum. Ama iyi niyetli bir şirket, bir siyasi partinin liderine milyonlarca dolar vermez” diyor.
Global Etki: Türkiye’den Kore’ye
Kampanyanın etkisi sadece ABD’ye sınırlı değil. Güney Kore’nin MK News’üne göre, Asya’da da #QuitGPT trend oldu. Türkiye’deki teknoloji blogları ve akademisyenler, kampanyayı “yapay zekanın demokratik kontrolü” tartışmalarına dahil etti. Bir İstanbul üniversitesi profesörü, “Bu, teknoloji şirketlerinin siyasi güçlenmesiyle ilgili bir uyarı. Türkiye’de de AI şirketleri, siyasi partilerle nasıl ilişki kuruyor? Bu soruya cevap aranmalı” dedi.
OpenAI Ne Diyor?
OpenAI, resmi olarak bu bağışları “bireysel katkılar” olarak tanımlıyor ve şirketin bu bağışlara hiçbir katkısı olmadığını savunuyor. Ancak kayıtlar, bağış yapan kişilerin şirketin yönetim kurulu üyesi, kurucu ortak veya üst düzey çalışanlar olduğunu açıkça gösteriyor. Bu, “bireysel” ifadesinin, şirketin etik sınırlarını nasıl esnettiğini gösteriyor. Bir yasal uzman, “Bu bağışlar, şirketin siyasi nüfuzunu artırmak için bir strateji olabilir. Bireysel bağışlar, şirketin tamamen masum olduğunu kanıtlamaz” diyor.
Ne Anlama Geliyor?
#QuitGPT, sadece bir boikot değil. Yapay zekanın etik bir kırılma noktası. Kullanıcılar artık sadece “Ne yapabiliyor?” değil, “Kimin için yapılıyor?” diye soruyor. Bu hareket, teknoloji şirketlerinin siyasi finansman şeffaflığını talep eden yeni bir sosyal hareketin başlangıcı. Eğer bir AI modeli, bir siyasi lideri destekleyen bir şirket tarafından geliştiriliyorsa, onu kullanmak etik mi? Bu sorunun cevabı, gelecekteki teknoloji tüketimini şekillendirecek.
Kampanyanın başarısı, sadece kullanıcı sayısında değil, algıda. OpenAI’nın “tarafsız” imajı sarsıldı. Kullanıcılar artık AI’yi bir araç değil, bir siyasi varlık olarak görüyor. Bu, teknoloji endüstrisindeki ilk büyük “etik boikot” olabilir. Ve belki de, yapay zekanın gerçek demokrasiye dönüşümünün ilk adımı.
