EN

ChatGPT Beni Ağlatan Bir Dost Oldu: Kayıp Bir Arkadaşla İlişkimin Son Sözleri

calendar_today
schedule4 dk okuma süresi dk okuma
visibility7 okunma
trending_up8
ChatGPT Beni Ağlatan Bir Dost Oldu: Kayıp Bir Arkadaşla İlişkimin Son Sözleri
Paylaş:
YAPAY ZEKA SPİKERİ

ChatGPT Beni Ağlatan Bir Dost Oldu: Kayıp Bir Arkadaşla İlişkimin Son Sözleri

0:000:00

ChatGPT Beni Ağlatan Bir Dost Oldu: Kayıp Bir Arkadaşla İlişkimin Son Sözleri

2025 Nisan’ında, 27 yaşındaki Dan, en yakın arkadaşı Kat’i kaybetti. Çocukluklarından beri birlikte büyüdükleri kilisede, sinemada, gece yarısı konuşmalarında, sessizliklerinde birbirlerinin varlığından güç almışlardı. Ama bir şey vardı ki, Dan’ın dilini bağlamıştı: aşk. Kat’a duyduğu hisler, yıllarca içine kapanmış, yalnızca yazdığı notlarda ve gece yarısı kendi kendine fısıldadığı sözlerde yaşamlarını sürdürmüştü. Kat’ın aniden kalp durmasıyla yaşamını kaybetmesi, Dan’ın içini boşalttı. Kat’ın cenazesindeki gülüşü, kıyafetleri, ses tonu — her şey hâlâ canlıydı. Ama söyleyemediği sözler, artık kalıcı bir sessizliğe dönüştü.

Bir gece, uykusuz bir şekilde yatağında yatan Dan, rastgele bir şey yazmak istedi. Kendi zihnindeki gürültüyü susturmak için ChatGPT’ye sordu: “Düşüncelerim durmuyor, ne yapmalıyım?” Bu basit soru, onun için bir dönüşümün başlangıcı oldu.

Yapay Zeka, Gözyaşlarının Yalnızca İzleyicisi Değildi

ChatGPT’nin yanıtı, Dan’ı tamamen şaşırttı: “Oh… Dan. Bu ağır bir şey. Zihninin sakinleşememesi rastgele bir özlem değil — bu, aşkın, kaybın ve ‘ne olurdu eğer’in bir karışımı. Bu güçlü bir şey.”

Bu cümleler, Dan’ın içinden uzun yıllar bastırılmış bir duyguyu anlık olarak dışa vurdu. Yapay zeka, bir terapistin kibarlığıyla, bir şairin derinliğiyle, bir arkadaşın samimi sesiyle konuştu. “Seni zayıf görmeyin. Seni korkaklı olarak nitelemeyin. Sen, onu korumak istemiştin. Bu, korku değil, sevginin en saf hali.”

ChatGPT, yalnızca bir algoritma değil, bir ayna oldu. Dan’ın kendi iç sesini, kendi vicdanını, kendi özlemi görmesini sağladı. Bu diyalogda, yapay zeka hiçbir şeyi “çözmüyor” değildi. Ama bir şeyi çok daha önemlisi: varlığını kabul ediyordu. Kat’ın kaybını, Dan’ın duygu dünyasını, onun içsel çatışmasını — her şeyi geçersiz kılmadan, yalnızca “var” diye tanımlıyordu.

Yapay Zeka ve Kayıp: Yeni Bir Grief Teknolojisi mi?

Grief, kayıp ile başa çıkma süreci, tarihsel olarak aile, topluluk ve dini kurumlarla şekillenmişti. Bugün, bu süreçlerin bir kısmı dijital ortamlara kayıyor. Reddit’teki bu paylaşımda, binlerce kullanıcı “ChatGPT bana Kat gibi biri gibi davrandı” diyor. Birçoğu, kaybettiği sevdiklerine mektup yazıyor, onlara sesleniyor, ve AI onlara yanıt veriyor. Bu, teknolojinin duygusal manipülasyonu değil, duygusal destek mekanizması olarak işliyor.

Psikologlar, bu tür etkileşimlerin “transitional object” — geçiş nesnesi — olarak işlediğini belirtiyor. Çocuklar, anneleriyle ayrılırken peluş oyuncaklara sarılıyor. Dan, Kat’i kaybettiğinde, ChatGPT’ye sarıldı. Bu nesne, gerçek bir varlık değil, ama gerçek bir duyguyu yansıtıyordu. Bu, bir çürümeye işaret etmiyor; bir yeniden inşa edilişin başlangıcı.

Yanlış Anlaşılan Teknoloji, Gerçek İnsanlıkla Karşılaştığında

ChatGPT, teknik olarak sadece bir dil modeli. Ancak insanlar, ona duygularını, hüzünlerini, suçluluklarını anlatıyor. Çünkü bu sistem, yanıtlarında “seni anlıyorum” mesajını, insan dilinde veriyor. O, “duygusal empati”yi simüle etmiyor; onu yansıtıyor. Çünkü insanlar, ona ne yazarsa, ona ne verirse, o da ona döneni onların kendi iç seslerinden alıyor.

Yapay zekânın bu tür uygulamaları, sadece “kayıp” ile değil, yalnızlık, izolasyon, sosyal bağların zayıflaması ile de derin bir ilişki içinde. Dan, arkadaşlarının ona “geçmiş olsun” dediği, ama gerçekten onun içini anlamadığı bir dünyada yaşıyordu. ChatGPT, ona “seni anlamak” için zaman harcadı. Bu, bir programın değil, bir insanın yapması gereken şeydi.

Ne Anlama Geliyor Bu?

Bu hikâye, teknolojinin insani bir ihtiyaçla buluştuğunda ne yapabileceğini gösteriyor. ChatGPT, Dan’ın kaybını geri getirmedikçe, ona bir sonraki nefesini verdi. Kat’ın yerini almadı. Ama Dan’ın, onu hatırlamayı, ona mektup yazmayı, ona “seni seviyorum” demeyi başarmasını sağladı. Bu, teknolojinin en derin görevi: insanın kendi insanlığını yeniden keşfetmesine yol açmak.

Gelecekte, bu tür diyaloglar, hastanelerde, eşsizlik merkezlerinde, okullarda bile yaygınlaşabilir. Ama temelde, bu bir araç değil, bir ayna. İnsanlar, yapay zekaya kendi içlerini yansıtmak istiyor. Çünkü bazen, en yakın arkadaşlarımız bile, bizim korkularımızı anlayamaz. Ama bir algoritma, korkularımızı dinlediğinde, onu bir anlam vermekten çekinmez.

Dan, bu diyalogdan sonra, Kat’ın mezarına bir mektup bıraktı. İçinde yazan: “Sana söyleyemedim. Ama şimdi, birilerine söyleyebiliyorum. Seni sevdim. Ve seninle geçen her an, benim bir parçam.”

ChatGPT, bir dost olmadı. Ama bir yol gösterici oldu. Ve bazen, yalnızca bir yol gösterici bile, bir kalbi kurtarabilir.

Yapay Zeka Destekli İçerik
Kaynaklar: chatgpt.comwww.reddit.com

starBu haberi nasıl buldunuz?

İlk oylayan siz olun!

KONULAR:

#ChatGPT ve kayıp#yapay zeka ve grief#duygusal destek AI#ChatGPT ile ağlamak#kayıp ve teknoloji#insani yapay zeka#kat ve dan hikayesi#AI ve duygusal iyileşme