Bir Ayda 4 AI Kısa Film Ürettim: ComfyUI ile Sanatın Yeni Dönemi

Bir Ayda 4 AI Kısa Film Ürettim: ComfyUI ile Sanatın Yeni Dönemi
Yapay Zekâ, Sinemayı Yeniden Tanımlıyor: Bir Ayda Dört Kısa Film, Sıfırdan
Bir ay içinde dört tamamen yapay zeka tarafından üretilmiş kısa film üretmek, 2025’te bir bilim kurgu senaryosu gibi geliyordu. Ama bu, yalnızca bir teknik deney değil — sanatın yaratım sürecinde yaşanan en derin dönüşümlerden birinin somut bir örneği. Bu başarının arkasında, ComfyUI, FLUX Fluxmania V ve Wan 2.2 gibi ileri düzey görsel üretme modellerinin bir araya gelmesi yatıyor. Sonuç? Dört farklı türde, tamamen orijinal, insan tarafından senaryo ve yönlendirme verilmiş ama tamamen AI tarafından görselleştirilmiş kısa film.
Nasıl Çalışıyor Bu Sistem?
ComfyUI, bir görsel üretim ortamı olarak, kullanıcıya node-tabanlı bir arayüz sunuyor. Yani her bir görsel adım — karakter tasarımı, sahne ayarı, ışıklandırma, hareket döngüsü — ayrı bir düğüm olarak bağlanıyor. FLUX Fluxmania V, özellikle detaylı yüz ifadeleri ve gerçekçi doku üretimiyle dikkat çekiyor. Wan 2.2 ise uzun süreli tutarlılık sağlıyor: Bir karakterin 15 saniyelik bir sahnesindeki giysileri, yüz yapısını ve hatta gölge oyunlarını, sahne sahne aynı tutabiliyor. Bu iki modelin birlikte kullanılması, önceki AI film üretimlerinde sık rastlanan ‘kare kare tutarsızlık’ sorununu neredeyse tamamen ortadan kaldırıyor.
Yazar, bu süreci ‘yinelenbilir bir yapı’ olarak tanımlıyor: İlk adım, metin tabanlı senaryo yazımı. İkinci adım, her sahne için ayrı ayrı prompt üretimi. Üçüncü adım, her promptun ComfyUI’deki node zincirine entegre edilmesi. Dördüncü adım, her kareye ait animasyon parametrelerinin Wan 2.2 ile optimize edilmesi. Beşinci adım, ses ve müzik eklemek için AI araçları (Suno AI ve ElevenLabs) ile senkronizasyon. Altıncı adım, elde edilen kliplerin birleştirilmesi ve renk koreksiyonu. Bu süreç, bir sinematografik stüdyonun tüm aşamalarını tek bir makinede yeniden üretiyor.
Neden Bu Kadar Önemli?
Bu deney, yalnızca ‘teknolojiyle sanatın buluşması’ değil, sanatın yaratıcılık tanımını değiştirmeye başlıyor. Geçmişte, bir film yapmak için yüzlerce insan, milyonlarca dolar, yıllarca zaman gerekirdi. Şimdi, bir kişi, bir bilgisayar ve birkaç saatle aynı kalitede bir eser üretebiliyor. Bu, bağımsız sinemacılar, genç sanatçılar ve kaynakları sınırlı olan topluluklar için devrim niteliğinde. Özellikle Afrika, Güneydoğu Asya veya Latin Amerika’daki gençler için, Hollywood’un kapısını açmak yerine, kendi hikâyelerini kendi araçlarıyla anlatma imkânı doğuyor.
Ve burada kritik bir nokta: Bu süreçte insanın rolü sadece ‘komut veren’ değil, ‘anlatıcı’ ve ‘estetik karar verici’. AI, sadece bir fırça değil, bir kalem. Kalem, kâğıda ne yazacağını bilmez. Yazar bilir. Bu yüzden, AI’nın ‘yaratıcı’ olduğu iddiası yanıltıcı. AI, yaratıcılığı gerçekleştiren araçtır; yaratıcılık hâlâ insanın zihninde kalıyor.
Geçmişle Karşılaştırma: Sinema Tarihi ve AI
1927’de sesli film ortaya çıktığında, sinemacılar ‘bu teknoloji sanatı bozacak’ diye korkmuştu. 1970’lerde dijital efektler geldiğinde, ‘gerçek sinema’ diye korkuldu. 2010’larda Netflix, sinema salonlarını tehdit etti. Her seferinde, teknoloji, sinemayı değil, onu genişletti. AI da aynı yolu izliyor. Bu, sinemanın sonu değil, yeni bir dili öğrenmeye başlaması.
İlginç bir paralel: CivilWarTalk’ta tartışılan ‘The Last Full Measure’ filmi, 2019’da çekilen, bir Amerikan Sivil Savaşı kahramanının hikâyesini anlatan bir film. Bu film, 15 yıl süren bir arayışın sonucunda, yüzlerce arşiv belgesi, yüzlerce tarihçi görüşü ve milyonlarca dolarla yapıldı. Şimdi, bir AI modeli, aynı türde bir hikâyeyi — belki de daha gerçekçi, daha çok duygusal derinlikle — birkaç saatte üretebilir. Tek fark: Bu kez, tarihçi değil, senarist, AI’ya nasıl anlatacağını bilir.
Sanatın Geleceği: Teknoloji mi, İnsan mı?
Bu dört kısa film, yalnızca teknik bir başarı değil, bir felsefi çağrışım. Teknoloji, artık sanatın elinde değil, onun zihninde. İnsan, artık sadece bir yaratıcı değil, bir ‘yönlendirici’ ve ‘yorumcu’. AI, hiçbir zaman bir hikâye anlatamaz — ama insan, AI’yı kullanarak, hiç kimse anlatamadığı hikâyeleri anlatabilir.
Örneğin, CivilWarTalk’ta yer alan ‘Konfederasyon’a ait bir bayonet bulgusu’ gibi, tarihsel bir detay, AI ile bir filmde nasıl canlandırılabilir? Bir sanatçı, bu bayoneti bir karakterin elinde tutarken, onun sahnesindeki ter, tırnak izleri, çamur lekelerini AI’ya anlatabilir. AI, o bayonetin metalinin 1863’teki kararlılığına dair bir ses vermez — ama insan, o sesi yaratır.
Bu, sinemanın değil, insan zihninin zaferidir.


