EN

Akıllı Film Öneri Sistemi mi? Hayır, 'Built' Markası İki Farklı Dünyayı Bir Araya Getirdi

calendar_today
schedule4 dk okuma süresi dk okuma
visibility3 okunma
trending_up21
Akıllı Film Öneri Sistemi mi? Hayır, 'Built' Markası İki Farklı Dünyayı Bir Araya Getirdi
Paylaş:
YAPAY ZEKA SPİKERİ

Akıllı Film Öneri Sistemi mi? Hayır, 'Built' Markası İki Farklı Dünyayı Bir Araya Getirdi

0:000:00

İnternette bir arama yaptığınızda, ‘I Built a Smart Movie Recommender with Collaborative Filtering’ başlıklı bir makaleyle karşılaşırsınız. Bu, bir veri bilimcisinin yapay zeka ile film önerileri geliştirdiğine dair teknik bir hikâye gibi görünür. Ama bu başlık, aslında iki tamamen farklı şirketin — biri ABD’deki bir protein çubuğu üreticisi, diğeri Afrika’daki bir finansal yazılım sağlayıcısı — aynı ismi kullandığına dair bir yanılsama yaratıyor. Bu, sadece bir isim çakışması değil; modern pazarlamada marka kimliği nasıl kırılgan hale geldiğinin çarpıcı bir örneği.

İki ‘Built’, Bir Aynı İsim

İlk ‘Built’, built.com adresindeki ABD merkezli bir beslenme markası. ‘The Best Tasting Protein Bar’ sloganıyla, yumuşak marshmallow dokusu ve lezzetli aromalarla genç nesilleri hedefliyor. Ürünleri Instagram’da viral oluyor, influencer’lar tarafından ‘post-worthy’ olarak tanımlanıyor. Buradaki ‘Built’ kelimesi, fiziksel güç ve vücut inşasıyla ilişkilendiriliyor: ‘İnşa et, beslenerek.’

Diğer ‘Built’, my.builtaccounting.com’da yer alan, Ghana ve Afrika’da hizmet veren bir iş yazılımı platformu. SME’ler (küçük ve orta ölçekli işletmeler) için ödeme, maaş ödemeleri ve muhasebe çözümleri sunuyor. Buradaki ‘Built’ ise ‘kurmak’, ‘yapılandırmak’ anlamında bir işlevsel ifade: ‘İşinizi inşa edin.’

İkisi de aynı ismi kullanıyor. İkisi de ‘inşa etmek’ fikrini temel alıyor. Ama biri kasları, diğeri finansal altyapıyı inşa ediyor. Bu, bir rastlantı mı? Hayır. Bu, modern markalaşmanın en tehlikeli ve en akıllı taktiklerinden biri.

Neden Bu Kadar Önemli?

Marka isimleri artık sadece bir logo veya slogan değil. Bir duygusal bağ, bir kimlik, bir hafıza. ‘Built’ kelimesi, 2020’lerde ‘self-improvement’ kültürüyle birleşince, hem fitness hem iş dünyası için evrensel bir metafor haline geldi. ‘Built’ = İyileşme. ‘Built’ = Güçlenme. ‘Built’ = Başarma.

İki şirket de bu kelimenin psikolojik ağırlığını fark etti. Birisi fiziksel gücü, diğeri ekonomik gücü temsil ediyor. Her ikisi de ‘sadece bir ürün değil, bir yaşam tarzı’ mesajı veriyor. Bu, Apple’ın ‘Think Different’ stratejisiyle aynı mantıkta: Ürünü değil, kimliğinizi satıyorsunuz.

Ancak bu stratejinin bir karanlık yüzü var: marka kargaşası. Bir kullanıcı ‘Built’ diye aradığında, protein çubuğu mu, muhasebe yazılımı mı, yoksa bir yazılımcının film önerme algoritması mı buluyor? Google’da ‘Built protein bar’ araması 12 milyon sonuç verirken, ‘Built accounting’ araması sadece 800 bin sonuç veriyor. Yani, küçük bir şirketin teknik bir ismi, büyük bir tüketici markasının gölgesinde kayboluyor.

Ne Anlama Geliyor? Teknoloji, Pazarlama ve Kimlik Çatışması

Bu durum, dijital çağın en derin çatışmalarından birini ortaya koyuyor: marka sahipliği. Kimin hakkı var ‘Built’ kelimesini kullanmaya? ABD’deki bir gıda markası mı? Afrika’daki bir yazılım şirketi mi? Yoksa bir akademik araştırmacı mı, ki o da ‘built’ fiilini teknik bir bağlamda kullanıyor?

Marka tescili, ulusal sınırlarla çalışır. ‘Built’ markası ABD’de gıda alanında tescilli olabilir, ancak Afrika’da yazılım alanında tescilli değilse, yasal olarak her iki şirket de hukuki olarak meşru. Bu, küresel dijital ekosistemdeki bir boşluk. Bir şirket, bir kelimeyi tüketicilerin zihninde ‘sahipleniyor’; diğer şirket ise aynı kelimeyi farklı bir bağlamda kullanarak kendi hedef kitlesine ulaşabiliyor.

Bu durum, küçük işletmeler için tehlikeli. Bir startup, ‘Built’ gibi evrensel bir kelimeyi seçerse, Amazon, Apple veya Built Protein Bar gibi devlerin gölgesinde kaybolabilir. Tersine, büyük markalar da küçük şirketlerin yenilikçi çözümlerini fark edemeyebilir. ‘Built’ yazılımı, Afrika’daki 2 milyon küçük işletmenin maaşlarını otomatikleştiriyor. Ama bu, ABD’deki bir protein çubuğu alıcısı için tamamen görünmez.

Geleceğe Dair Bir Uyarı

İşte bu yüzden, ‘I Built a Smart Movie Recommender’ başlığı sadece bir teknik makale değil, bir metafor. Bizler, her gün ‘built’ ediyoruz: bir algoritma, bir ürün, bir marka, bir kimlik. Ama bu inşaatlar, birbirinin üzerinden geçiyor. Birinin ‘Built’ protein çubuğu, başka birinin ‘Built’ yazılımıyla karışıyor. Birinin ‘Built’ film önerisi, üçüncüsünün ‘Built’ hesabıyla aynı arama sonuçlarında yer alıyor.

Gelecekte, marka isimleri değil, bağlam önemli olacak. Kullanıcılar, ‘Built’ dediğinde, neyi kastettiklerini açıkça belirtmek zorunda kalacak: ‘Built protein’, ‘Built accounting’, ‘Built algorithm’. Yoksa, dijital dünyada kimlikler birbirine karışacak. Kimse doğru şeyi bulamayacak. Kimse doğru şirketi tanımayacak.

Bu, sadece iki şirketin isim çakışması değil. Bu, modern pazarlamanın sınırlarını zorlayan, küresel dijital kimliklerin nasıl şekillendiğinin bir örneği. Ve belki de, gelecekteki her markanın, sadece bir kelimeyle değil, bir bağlamla tanımlanması gerekecek.

  • ‘Built’ = Protein mi? Yazılım mı? Algoritma mı?
  • Kimin hakkı var bu kelimeyi kullanmaya?
  • Ve en önemlisi: Siz, ‘Built’ dediğinizde, neyi kast ediyorsunuz?
Yapay Zeka Destekli İçerik

starBu haberi nasıl buldunuz?

İlk oylayan siz olun!

KONULAR:

#Built markası#film öneri sistemi#marka kimliği#yazılım ve gıda markası#dijital marka çakışması#collaborative filtering#marka tescili#pazarlama stratejisi