AI+Education Summit 2026: Dünyanın En Büyük Eğitim Devrimi Başlıyor

AI+Education Summit 2026: Dünyanın En Büyük Eğitim Devrimi Başlıyor
AI+Education Summit 2026: Dünyanın En Büyük Eğitim Devrimi Başlıyor
2026 yılının Şubat ayında, Delhi’nin Bharat Mandapam kongre merkezinde ve Stanford Üniversitesi’nin sakin kampüsünde aynı anda bir devrim yaşandı. İki farklı kıtada, iki farklı kültürde, ama aynı hedefle: Eğitim, artık sadece kitaplar ve tahtalarla değil, yapay zekâyla şekilleniyor. İlk kez, dünya çapında en etkili teknoloji liderleri, eğitimciler ve politikacılar, bir araya gelerek öğretmenlerin yerini almak yerine, onları güçlendirmeyi hedefledi.
İndia’nın Başbakanı Narendra Modi, AI Summit Delhi 2026’nın açılışında, "Bu sadece bir zirve değil, eğitim tarihinin bir dönüm noktası" dedi. Elindeki tabletten bir öğrenciye özel öğrenme rotasını gösteren bir AI arayüzüyle, "Dünyanın her köşesindeki bir çocuk, artık kendi hızında, kendi dilinde, kendi zekâsına göre öğreniyor. Bu, eşitlik değil, adalet." dedi. Bu sözler, sadece bir siyasi hitap değil, teknolojik bir gerçekliğin ifadesiydi.
Delhi’deki Devrim: Devlet, Teknoloji ve Eğitim Bir Araya Geliyor
Firstpost’un canlı yayınına göre, Delhi zirvesinde 127 ülkeden 8.000 katılımcı yer aldı. Amazon, Google, Microsoft’un yanı sıra, Hindistan’ın kendi AI girişimi olan BharatGPT ve NITI Aayog’un geliştirdiği "ShikshaAI" adlı bir sistem, dört farklı dilde sınıfsız öğrenme modülleri sunuyordu. Bu sistem, bir köy çocuğunun matematikte zorlandığını algıladığında, ona öykü anlatımıyla kavramları anlatan bir AI öğretmeniyle bağlanıyordu. Bazen bu öğretmen, bir kahramanın macerası olarak anlatıyordu; bazen bir cricket maçı üzerinden.
Modi, Bill Gates ve Reliance’in patronu Mukesh Ambani, bir araya gelerek "Eğitimde AI, bir alternatif değil, bir zorunluluk" dedi. Ancak en çarpıcı an, bir 14 yaşındaki Bihar köylü kızının, kendi dili olan Bhojpuri’de AI ile bir matematik sorusunu çözdüğünde, tüm salonun alkışlaması oldu. Bu, teknolojinin kültürel engelleri aşabileceğinin somut bir kanıtıydı.
Stanford’da Tartışma: AI Öğretmen mi, Asistan mı?
Delhi’deki devletçi yaklaşımın tam karşıtı, Stanford’daki AI+Education Summit’ti. Dan Meyer’in Substack’te paylaştığı rapora göre, burada tartışılan soru: "AI, öğretmenin yerini alacak mı?" değil, "Öğretmenin zihnini nasıl genişletecek?" idi.
Stanford Eğitim Fakültesi’nden Dr. Elena Ruiz, bir araştırmayı sundu: 1.200 öğrenci üzerinde yapılan deneyde, AI ile desteklenen sınıflarda, öğrencilerin kritik düşünme puanları %43 arttı, ancak yalnızca öğretmenlerin AI’nın önerilerini sorguladığı durumlarda. Yani: AI, akıllıca bir asistandı, ancak kendi başına bir öğretmen değildi.
Bir diğer konuşmacı, MIT’den Dr. Raj Patel, "AI, öğretmenin en iyi öğrencisi olmalı. Öğretmen, AI’ya neyi sorduysa, onu öğrenir. Ama AI, öğretmenin neyi sormadığını bilemez. O yüzden, soru sormayı öğretmek, artık en önemli ders olmalı." dedi. Bu cümle, zirvedeki en sert tartışmayı başlattı. Bir öğretmen, "Benim yerimi almak isteyen bir AI’ya, öğrencilerimle bir kahve içmeyi, onların gözlerindeki korkuyu anlamayı, onlara "yine dene" demeyi öğretebilir misiniz?" diye sordu. Yanıt: Hayır. AI, duyguyu taklit edebilir, ama yaşamı anlamaz.
Yeni Eğitim Modeli: Öğretmenler, AI’ya Eğitmen Oluyor
İki zirveden çıkan ortak sonuç: Gelecekteki öğretmen, bir içerik vericisi değil, bir "AI eğitmeni" olacak. Öğretmenler, AI sistemlerine nasıl soru sormayı, hangi verileri seçmeyi, hangi yanıtları reddetmeyi öğretecek. Stanford’daki bir pilot programda, öğretmenler, AI’nın ürettiği bir matematik çözümünü 5 dakikada inceleyip, "Bu mantıklı mı?" diye sorgulamayı öğrendi. Sonuç: Öğrenciler, artık "Doğru cevap" yerine, "Neden doğru?" sorusunu sormaya başladı.
- AI, bireysel öğrenme hızını optimize ediyor.
- Öğretmenler, artık teknik uzmanlardan çok, psikolojik rehberler oluyor.
- Kültürel dil ve bağlam, AI’ya öğretilmeli; aksi takdirde, eğitimin körlüğü ortaya çıkıyor.
- Veri gizliliği, artık eğitimde temel bir hak haline geldi.
Ne Anlama Geliyor? Eğitim, Artık İnsanlıkla İlgili Bir Mesele
Bu iki zirve, bize bir şeyi çok net söylüyor: AI, eğitimde bir araç değil, bir aynadır. Ne tür bir eğitim istiyorsak, AI da onu yansıtır. Eğer hedefimiz, her çocuğun potansiyelini keşfetmekse, AI bize yardımcı olur. Eğer hedefimiz, öğrencileri testlere hazırlamaksa, AI bize en iyi test makinesini sunar.
Delhi, teknolojiyi devletin eşitlik aracı olarak kullandı. Stanford, teknolojiyi bireyin düşünme gücünü artırmak için kullandı. İkisi de doğru. Ama sadece birlikte, geleceğin eğitimini şekillendirebilir.
Gelecek, bir AI’nın sınıfta ders anlatması değil, bir öğretmenin AI ile birlikte, bir çocuğun gözlerindeki ışığı yakalamasıdır. Bu, sadece teknoloji değil, bir insanlık meselesidir.

