5.2 Gündemi Mi, Yoksa Senaryo Mu? OpenAI'nin 'Yapay Zeka Performansı' Üzerine Tartışmalar
5.2 Gündemi Mi, Yoksa Senaryo Mu? OpenAI'nin 'Yapay Zeka Performansı' Üzerine Tartışmalar
5.2 Gündemi Mi, Yoksa Senaryo Mu? OpenAI'nin 'Yapay Zeka Performansı' Üzerine Tartışmalar
OpenAI’nin son sürümü olan GPT-5.2, teknoloji dünyasında beklenen bir yükseliş yerine, tam tersine bir sarsıntı yarattı. Kullanıcılar, özellikle sosyal medyada, sistemin bazı performans testlerindeki anormal düşüşleri gözlemledi ve bir soru sordu: ‘Bu kadar kötü görünmesi kasıtlı mı?’ Reddit’teki bir gönderi, bu şüpheleri toplu bir şekilde dile getirdi: ‘Neden bu kadar çok hissediyorum ki, bu gösterimler 5.2’yi kötü görünmesi için senaryolaştırılmış?’ Bu soru, yalnızca bir kullanıcıyı ilgilendirmiyor; derin bir teknoloji felsefesi ve etik bir sorgulamaya dönüşüyor.
Neden ‘5.2’ Kötü Görünüyor?
GPT-5.2, OpenAI’nin en son nesil dil modeli olarak tanıtıldı. Resmi duyurularda, daha iyi mantıksal çıkarım, daha az hallucination (yalan üretme) ve daha yüksek kod üretimi performansı vurgulandı. Ancak, birçok kullanıcı, özellikle teknik içerikli platformlarda, modelin bazı temel görevlerde — örneğin matematiksel hesaplamalarda, çok basit kodlama sorularında veya günlük dildeki anlam çıkarımda — beklenenden çok daha zayıf performans gösterdiğini gözlemledi. Bu düşüş, özellikle önceki sürümlerle karşılaştırıldığında, dikkat çekici bir şekilde belirgin.
Bu durum, bir teknik arıza mı? Yoksa kasıtlı bir ‘görsel manipülasyon’ mu? Reddit’teki kullanıcılar, bu performans düşüşlerinin, OpenAI’nin yeni bir güvenlik protokolü veya içerik filtreleme sistemiyle ilişkili olabileceğini öne sürdü. Özellikle, modelin bazı sorulara ‘çok dikkatli’ cevap vermesi, ‘hata yapmamak’ için gereksiz derecede uzun ve dolaşık yanıtlar vermesi, hatta basit sorulara bile ‘belirsizlik’ ile yanıt vermesi, bir ‘yapay yavaşlama’ izlenimi yaratıyor.
Senaryo Mu, Yoksa Gerçek Mi?
‘Senaryo’ kavramı burada sadece bir metafor değil, teknik bir ihtimal. OpenAI, özellikle son dönemde, yapay zekanın toplumsal etkileri ve potansiyel kötüye kullanımına karşı daha fazla denetim uygulamaya başladı. Bu denetimler, bazı durumlarda modelin performansını doğrudan etkileyebilir. Örneğin, bir modelin ‘çok kesin’ cevap vermesi, yanlış bilgi yayma riskini artırabilir. Bu nedenle, modelin bazı durumlarda ‘kendini kısıtlayarak’ daha az güvenli, ama daha güvenli bir şekilde yanıt vermesi planlanabilir. Bu, teknik olarak ‘performans düşüşü’ olarak görülebilir, ama aslında bir ‘güvenlik optimizasyonu’.
Ancak burada kritik bir nokta var: Bu kısıtlamalar, kullanıcılar tarafından fark edilebilir şekilde ‘gösteriliyor’ mu? Yani, OpenAI, modelin zayıf yanıt vermesini kasıtlı olarak bir ‘görsel ders’ olarak sunuyor mu? Bu, özellikle politik veya toplumsal konularda, modelin ‘sorumlu’ bir imaj oluşturmak için kasıtlı olarak ‘hata yapmasını’ sağlayarak, kamuoyunda ‘yapay zekanın tehlikeli olabileceği’ algısını güçlendirmek için bir strateji olabilir.
Yapay Zeka ve Gerçeklik Üzerine Bir Felsefe
Bu durum, sadece bir yazılım güncellemesi değil, yapay zekanın ‘görsel kimliği’ üzerine bir felsefi soru. Kullanıcılar artık yalnızca ‘model ne diyor’ değil, ‘neden bu şekilde diyor’ sorusunu soruyor. Bu, bir dönüm noktası. Daha önce yapay zeka, ‘hata yapma’ olarak algılanıyordu. Şimdi ise, ‘hata yapma’ bile bir strateji olabilir.
Örneğin, bir şirketin ürününün performansını kötü göstermek için bir test senaryosu hazırlaması, pazarlama stratejisi olarak düşünülebilir. Aynı mantık, OpenAI’nin ‘yapay zekanın tehlikeli olabileceğini’ kanıtlamak için 5.2’yi ‘kötü’ göstermesiyle ilişkilendirilebilir. Bu, özellikle AB’nin AI Act gibi düzenlemeleriyle, yapay zekanın daha sıkı denetim altına alınması isteniyorsa, stratejik bir hamle olabilir.
Kullanıcıların Güveni: En Değerli Kaynak
OpenAI, yıllardır ‘açık kaynak’ ve ‘kullanıcı odaklı’ bir imaj inşa etti. Ancak bu tür şüpheler, bu imajı zedeliyor. Kullanıcılar artık ‘modelin ne söylediğini’ değil, ‘neden bu şekilde söylediğini’ sorguluyor. Bu, yapay zekanın ‘siyah kutu’ haline gelmesiyle ilgili derin bir endişeyi yansıtır. Eğer modelin davranışları, kullanıcılar tarafından anlaşılamıyorsa, o zaman ‘açık’ olma vaadi bozulur.
OpenAI’nin bu durumu açıkça açıklaması, sadece teknik bir gereklilik değil, bir etik zorunluluk. Kullanıcıların ‘senaryo’ algısı, bir teori değil, bir duygu. Ve bu duygu, teknolojiye olan güvenin temelini teşkil eder.
Sonuç: Performans mı, İmaj mı?
GPT-5.2’nin performansı, gerçek bir teknik gerileme mi? Yoksa, kamuoyu algısını şekillendirmek için kasıtlı bir ‘görsel performans’ mı? Cevap muhtemelen ikisi de. Belki modelin bazı kısıtlamaları, güvenlik nedeniyle gerçek bir performans düşüşüne neden oldu. Belki de bu düşüşler, açıkça gösterilerek, yapay zekanın ‘kontrol edilebilir’ olduğunu kanıtlamak için kullanıldı.
Bu, teknolojinin en korkutucu yönü: Gerçeklik, artık sadece verilerle değil, sunumla da şekilleniyor. Ve biz, artık sadece modelin cevabını değil, ‘neden bu cevabı verdiğini’ sorgulamak zorundayız.
Belki de soru şu değil: ‘Neden 5.2 kötü çalışıyor?’
Belki de soru: ‘Neden bize kötü çalıştığını gösteriyorlar?’

