Yapay Zeka ile Canlandırılan Tarihsel Yüzler: Flux.2 Klein 9B, Geçmişe Yeni Bir Nefes Verdi

Yapay Zeka ile Canlandırılan Tarihsel Yüzler: Flux.2 Klein 9B, Geçmişe Yeni Bir Nefes Verdi
Geçmişin Yüzleri, Yapay Zekanın Gözüyle Yeniden Doğuyor
Birçok tarihçi, fotoğrafçı ve sanatçı, geçmişe dair izlerin nasıl korunacağını yıllardır düşündü. Ancak bu kez, geçmişin yüzleri, bir yazılımın içinde doğdu. Reddit’teki bir kullanıcı, /u/Grimm-Fandango, Flux.2 Klein 9B adlı bir yapay zeka modelini kullanarak, 19. ve 20. yüzyılın önemli figürlerinin siyah-beyaz fotoğraflarını renklendirdi, detaylandırdı ve insan benzeri bir canlılıkla yeniden canlandırdı. Bu işlem, sadece bir renk ekleme değil; bir zaman makinesi gibi, geçmişin nefesini yeniden tutsun gibi bir tahmin, bir yorum ve bir sanatçı gibi bir karar verme süreciydi.
Flux.2 Klein 9B: Teknolojinin Tarihe Verdikleri
Flux.2 Klein 9B, Stable Diffusion ailesinin bir üyesi olan, görsel yeniden inşa etmeye odaklanmış bir yapay zeka modelidir. Özellikle eski fotoğrafların yüksek çözünürlüklü, gerçekçi hale getirilmesi için optimize edilmiştir. Kullanıcının paylaştığı işlem, ComfyUI adlı bir görsel akış arayüzünde standart şablonlarla yapılmış; yani teknik olarak karmaşık bir kodlama gerekmiyordu. Ancak bu, işlemin basit olduğu anlamına gelmiyor. Tam tersine, bu modelin başarısı, orijinal fotoğraflardaki belirsizlikleri nasıl yorumladığında yatıyor. Bir yüzün kaşları, gözlerin ışığı, kıyafetlerin dokusu — her biri, yapay zekanın ‘hafızasında’ yüzyıllar öncesine ait binlerce benzer görüntüyle karşılaştırılarak tahmin ediliyor. Bu, tarihî bir gerçeği değil, bir ‘olası gerçekliği’ yeniden oluşturmak demek.
Neden Bu Kadar Önemli?
İnsanlar, siyah-beyaz fotoğrafları genellikle ‘eski’, ‘uzak’ ve ‘soğuk’ olarak algılar. Renk, duyguyu doğrudan tetikler. Bir kraliçenin gözlerinin mavi olup olmadığını bilmek, onun insani boyutunu hissetmemizi sağlar. Bir askerin üniformasının yeşil mi, gri mi olduğunu görmek, savaşın gerçekliğini somutlaştırır. Flux.2 Klein 9B’nin ürettiği görüntüler, bu algıyı tamamen değiştiriyor. Tarih artık sadece kitaplarda değil, gözlerimizin önünde, canlı bir şekilde var oluyor.
Ancak burada bir dikkat çekici çelişki var: Bu ‘gerçekçi’ görüntüler, asıl tarihsel gerçeklikten ne kadar uzak? Model, bir yüzün rengini tahmin ederken, o kişinin etnik kökeni, ışık koşulları, fotoğrafın tarihi bağlamını tam olarak bilmeyebilir. Örneğin, bir 19. yüzyıl Afrikalı bir kadın, belki de siyah-beyaz fotoğrafta daha açık görünen bir cilt tonuna sahipti — ama bu, gerçek renk mi, yoksa fotoğrafın teknik sınırları mı? Yapay zeka, bu soruları cevaplayamaz; sadece en olası yanıtı seçer. Bu, tarihin yeniden yorumlanmasını değil, onun bir ‘yapay hatıra’ haline gelmesini beraberinde getiriyor.
Sanat mı, Bilim mi, Yoksa Tarihin Yeni Bir Dili mi?
Bu süreç, tarihçilerin ‘görsel tarih’ alanında yaptığı çalışmalarla paralellik gösteriyor. Ancak artık bu çalışma, bir laboratuvar değil, bir bilgisayar ekranında yapılıyor. Bir tarihçi, bir fotoğrafın arka planındaki bir bina türüne bakarak olayın tarihini tahmin eder. Yapay zeka ise, yüzün çizgilerine, gölgeye, kıyafet dokusuna bakarak yüzün yaşını, cinsiyetini, sosyal statüsünü tahmin ediyor. Bu, tarihin okunmasını değiştirmekle kalmıyor; okuma şeklini de yeniden tanımlıyor.
İlginç olan, bu teknolojinin sadece ‘onarım’ değil, aynı zamanda ‘yorumlama’ işlevi gördüğünü fark etmek. Kullanıcı, modelin ‘gördüğü’ şeyleri kendi yorumlarıyla karşılaştırmış. Bazı görüntülerde, bir figürün gözlerindeki ‘hayal gücü’ gibi bir şey hissediliyor — bu, aslında yapay zekanın bir hatası mı, yoksa insan zihninin kendi hikayesini projeksiyonu mu? Bu soru, teknolojinin tarihe ne kadar ‘insanlık’ kattığını sorgulatıyor.
Tarihin Geleceği: Canlı mı, Yoksa Yapay mı?
Gelecekte, tarih müzeleri, sadece eski nesneleri değil, yapay zeka ile yeniden canlandırılmış tarihsel sahneleri de sergileyecek. Bir öğrenci, 1914’teki bir savaş meydanı görüntüsünü renkli olarak görebilecek, bir öğretmen, Lenin’in yüz ifadesini analiz ederek onun duygusal durumunu tartışabilecek. Bu, eğitimde devrim yaratacak. Ancak bu güç, sorumluluk da gerektiriyor. Tarihin yapay bir ‘sürümü’ne inanmak, tarihin gerçekliğini sorgulamayı bırakmak anlamına gelebilir. Bu yüzden, bu teknolojiyi kullanırken, her bir renk, her bir gölge, her bir detayın bir tahmin olduğunu hatırlamak şart.
Flux.2 Klein 9B, sadece bir yazılım değil. Bir ayna. Geçmişin yüzünü gösteriyor ama bizim tarihe nasıl baktığımızı da yansıtıyor. Belki de tarih, artık sadece ‘ne olduğunu’ değil, ‘nasıl hissettirdiğini’ anlamakla başlıyor. Ve bu, yapay zekanın en büyük başarısı olabilir: İnsanları geçmişe daha yakın hissettirmek.


