‘What’ Kelimesini On Kere Tekrarladığınızda Neden Beyniniz Korkuya Kapılır?

‘What’ Kelimesini On Kere Tekrarladığınızda Neden Beyniniz Korkuya Kapılır?
Bir Kelime, On Tekrar: Neden ‘What’ Söylüyorsunuz, Beyniniz Çöker?
Bir kelimeyi on kez tekrarlamak, sadece bir internet şakası değil. Bu deney, insan beyninin dil işleme mekanizmalarının nasıl hatalı çalıştığını gösteren nörolojik bir sinyal. Reddit’teki bir kullanıcı, ‘what’ kelimesini on kez yazıp tekrarladığında, kendi kendine anlamsız hale geldiğini ve bir tür zihinsel kargaşaya girdiğini fark etti. Bu deney, yüz binlerce kişi tarafından denenmiş, binlerce yorumla desteklenmiş ve nihayetinde, dilin ne kadar kırılgan bir yapı olduğunu ortaya koymuştu.
Neden ‘What’? Neden On Kere?
‘What’ kelimesi, İngilizce’de en sık kullanılan soru zamirlerinden biri. Kısa, sesli harfle başlıyor, basit bir yapıya sahip — tam da beynin otomatikleştirme mekanizmalarının hedefi. Beynimiz, sıklıkla kullanılan kelimeleri ‘önceden işlenmiş’ olarak saklar. Bu, hızlı iletişim için verimli olur ama aynı zamanda, tekrarlandığında ‘anlamsızlaşma’ (semantic satiation) adı verilen bir nörolojik fenomeni tetikler. Bu fenomen, 1907’de Amerikalı psikolog Miles Tinker tarafından ilk kez tanımlanmış, ancak 21. yüzyılda sosyal medya sayesinde evrensel bir deney haline gelmiş.
‘What’ kelimesini on kez tekrarlamak, özellikle etkili çünkü:
- İki heceli, hızlı telaffuz edilebilir — beyin hızla tekrarlamaya zorlanır.
- Anlamsal derinliği düşük — sadece bir soru işareti, özgün bir kavram taşımaz.
- Sesli tekrar, kulak ve dil kaslarının sinirsel yollarını aşırı yükler.
Beyin, bir kelimenin anlamını sürekli yeniden üretmeye çalışırken, bu tekrarlar nedeniyle sinirsel bağlantılar geçici olarak ‘yorgun’ düşer. Sonuç? Kelime, anlamsız bir ses dalgası haline gelir. ‘What’ artık ‘what’ değil, ‘wuh-wuh-wuh’ olur. Bu, sadece bir kelimeyi unutmak değil, dilin temel işlevini geçici olarak kaybetmek demektir.
Beynin Yorgunluğunu Anlamak: Semantic Satiation Nedir?
Semantic satiation, bir kelimenin sürekli tekrarlanması sonucu anlamının geçici olarak kaybolmasıdır. Bu, yalnızca ‘what’ için değil, ‘the’, ‘and’, ‘is’ gibi çok kullanılan kelimeler için de geçerlidir. 1962’de bir deneyde, katılımcılara ‘book’ kelimesini 30 kez yazmaları istenmiş. Sonunda, çoğu katılımcı ‘book’ kelimesinin bir nesne olmadığını, sadece harflerden oluşan bir simge olduğunu hissetmişlerdi. Bu, dilin sadece bir kod değil, bir zihinsel deneyim olduğunu kanıtlıyor.
Modern nöroloji, bu durumu fMRI taramalarıyla doğruladı. Tekrarlandıkça, beyindeki anlamsal işlemle ilgili bölgeler (özellikle sol temporal lob ve angular gyrus) aktifliği azalır. Bu, beynin ‘bu kelimeyi zaten işledi’ diyerek enerji tasarrufu yapmaya çalıştığını gösterir. Ama tekrarlar bu ‘tasarruf’u aşınca, sistem bir tür ‘çökmeye’ uğrar — tam da ‘freak out’ tepkisi olarak yaşanan şey.
Sosyal Medya: Bir Nörolojik Deneyi Viral Hale Getirmek
Reddit’deki bu paylaşımda, bir kullanıcı sadece bir ekran görüntüsü paylaşmış: ‘what’ kelimesini on kez yazmış, ardından ‘Neden bu kadar garip hissediyorum?’ yazmış. Bu basit paylaşım, 12 saat içinde 800 bin görüntülenme almış, 15 bin yorum toplamış ve 3 bin üst oylamaya ulaşmış. Neden? Çünkü herkes, kendini bu deneyde görmüş. Herkes, bir gün ‘what’ dedikten sonra bir anlık boşluk yaşamıştı. Bu, sadece bir şaka değil, kolektif bir zihinsel deneyim.
Sosyal medya, artık bilimsel keşiflerin laboratuvarlarından çıkıp, günlük yaşamın parçası haline gelmesini sağlıyor. Bu deney, psikoloji kitaplarında geçerken, TikTok’da ‘brain glitch’ olarak yeniden doğmuş. Kullanıcılar, ‘what’ yerine ‘the’, ‘is’, ‘you’ gibi kelimelerle denemeler yapmış, bazıları 20 kez tekrarlamış, bazıları ise ‘what’ kelimesini bir şarkı gibi söyleyerek ‘trance’ hale gelmişler.
Beynimizle İlişkimiz: Dil, Bilinç ve Otomatikleştirme
Bu olay, insan beyninin en temel işlevlerinden birini sorguluyor: Dil. Dil, sadece iletişim aracı değil, bilincin temel yapı taşı. ‘What’ kelimesini on kez tekrarladığınızda, dilin ‘otomatik’ hale gelmesiyle bilinçli farkındalığınız geçici olarak kayboluyor. Bu, neredeyse bir meditasyon deneyimi gibi — sadece bu kez, sizi sarsıyor, değil sakinleştiriyor.
İnsan zihninin, tekrarlanan şeyleri nasıl ‘yok saydığını’ gösteren bu deney, aynı zamanda dijital çağın en büyük tehlikesini de işaret ediyor: Aşırı tekrar, anlamın yok olması. Sosyal medyada sürekli ‘like’, ‘share’, ‘comment’ gibi kelimeleri görüyoruz. Zamanla, bu kelimeler de ‘what’ gibi anlamsız hale gelebilir. Bilgi, artık anlamdan ziyade tekrarla ölçülüyor. Bu, dilin değil, bilincin kırılganlığını gösteriyor.
Sonuç: Bir Kelime, Bir Uyarı
‘What’ kelimesini on kez tekrarlamak, bir bilim deneyi değil, bir zihinsel ayna. Beyninizin nasıl çalıştığını, dilin nasıl işlendiğini, ve neden bazen bir şeyi çok gördüğünüzde, tamamen unuttuğunuzu gösteriyor. Bu ‘freak out’ tepkisi, bir hata değil, bir uyarıdır: Daha az tekrar, daha fazla anlam. Daha az ses, daha fazla sessizlik. Çünkü bir kelimeyi çok fazla söylüyorsanız, belki de anlamını kaybetmeye başlıyorsunuz — ve o, sadece ‘what’ için değil, hayatınız için de geçerli olabilir.


