EN

Sosyal Bilimlerde Ölçeklendirme: Neden Araştırmalarımız Küçük Kalıyor ve Nasıl Büyütebiliriz?

calendar_today
schedule4 dk okuma süresi dk okuma
visibility5 okunma
trending_up6
Sosyal Bilimlerde Ölçeklendirme: Neden Araştırmalarımız Küçük Kalıyor ve Nasıl Büyütebiliriz?
Paylaş:
YAPAY ZEKA SPİKERİ

Sosyal Bilimlerde Ölçeklendirme: Neden Araştırmalarımız Küçük Kalıyor ve Nasıl Büyütebiliriz?

0:000:00

Sosyal Bilimlerde Ölçeklendirme: Neden Araştırmalarımız Küçük Kalıyor ve Nasıl Büyütebiliriz?

Sosyal bilimlerde bir bulgu, bir teori ya da bir politika önerisi, sadece bir üniversitenin laboratuvarında veya bir ilçenin belediye odasında kalırsa, toplumsal etkisi sınırlıdır. Ölçeklendirme (scaling) kavramı, bu tür araştırmaların sadece akademik dergilerde değil, gerçek hayatta — okullarda, hastanelerde, hukuk sistemlerinde — etkili olabilmesi için kritik bir geçiş noktasıdır. Ancak bu geçiş, teknik bir sorun değil, epistemolojik, finansal ve kültürel bir çatışmadır.

Ölçeklendirme Nedir? Sadece Sayı Artırma Değil

Cambridge Dictionary’de ‘scaling’ olarak tanımlanan kavram, genellikle teknolojide — örneğin bir uygulamanın kullanıcı sayısını artırmak — kullanılır. Ama sosyal bilimlerde bu, sayısal büyüklükten çok kalitesel derinliğe dönüşür. Bir okulda uygulanan bir okuma programının etkinliği sadece 50 öğrenciyle test edildiyse, bu programın bir ilçede, bir eyalette veya ülkede uygulanabilir olup olmadığını anlamak için ‘ölçeklendirme’ gerekir. Bu, verileri genişletmek değil, bağlamı yeniden yaratmaktır.

Yanlış Anlaşılan Bir Terim: Ölçeklendirme = Yaygınlaştırma Değildir

Çoğu araştırmacı, ölçeklendirmeyi ‘farklı yerlere uygulamak’ olarak düşünür. Bu bir yanılgıdır. Merriam-Webster’de ‘scaling’in teknik anlamının yanı sıra, ‘bir şeyi farklı boyutlarda yapmak’ olarak tanımlandığı görülmektedir. Ancak sosyal bilimlerde bu, yalnızca aynı yöntemi farklı toplumlara uygulamak anlamına gelmez. Örneğin, bir addiction (bağımlılık) araştırmasında ‘abuser’ terimi kullanıldığında, bu sadece bir tanımlama değil, bir stigmatizasyon aracı olabilir. Recovery Research Institute’ın raporlarına göre, bu tür dilsel seçimler, bireylerin tedaviye başvurmasını engelleyebilir. Bu, ölçeklendirme sürecinde dikkate alınmazsa, bir programın tüm toplumda başarısız olmasına neden olabilir. Ölçeklendirme, aynı yöntemi uygulamak değil, aynı ilkeyi farklı bağlamlara uyarlamaktır.

Teknoloji, Ölçeklendirme İçin Yol Olabilir — Ama Sadece Araç

Windows 11’de ekran ölçekleme ayarlarını değiştirmek, bir monitördeki yazıların okunabilirliğini artırır. Ama bu, sosyal bilimlerdeki ölçeklendirmeye benzer mi? Evet — ancak sadece metaforik olarak. Windows’ta bir ayar değişikliği, teknik bir çözüm gerektirir. Sosyal bilimlerde ise, bir çözümün ölçeklenebilir olması için, kültür, dil, kurumsal yapılar ve hatta siyasi iradeyle uyum sağlaması gerekir. Bir eğitim programı, bir ilde başarılıysa, başka bir ilde aynı verilerle çalışmayabilir. Çünkü orada öğretmenlerin eğitimi, ailelerin geliri, okulun altyapısı farklıdır. Ölçeklendirme, teknolojiyle değil, anlayışla gerçekleşir.

Neden Bu Kadar Az Ölçeklendirilmiş Çalışma Var?

  • Finansman: Uluslararası fonlama kurumları, küçük, kontrollü deneyler için para verir; büyük ölçekli uygulamalar için değil.
  • Akademik ödüller: Dergilere makale yazmak, bir programı 1000 okula uygulamaktan daha fazla kariyer kazandırır.
  • Kurumsal direnç: Devlet kurumları, yeniliklere karşı direnç gösterir. Yeni bir sosyal programı, bir meclis kararıyla değil, bir araştırmacıyı terfi ettirerek yaymak zorundadır.
  • Kültürel uyumsuzluk: Bir ABD’de başarılı olan psikolojik müdahale, Türkiye’deki aile yapılarına uygun olmayabilir. Ölçeklendirme, kopyalama değil, yeniden yaratma demektir.

Ölçeklendirmenin Gerçek Anahtarı: Sistemik Düşünce

Ölçeklendirme, bir araştırmanın sonu değil, başlangıcını işaret eder. Gerçek ölçeklendirme, bir projenin bir şehirdeki etkisini ölçmekle değil, o etkinin nasıl bir politika, finansman ve eğitim sistemiyle entegre olabileceğini anlamakla başlar. Örneğin, bir toplumda gençlerin sosyal medya bağımlılığına yönelik bir eğitim programı geliştirdiyseniz, bu programı sadece okullara değil, ailelere, internet servis sağlayıcılarına ve hatta platformlara (Instagram, TikTok) sunmanız gerekir. Bu, bir ‘yayılma’ değil, bir ‘ekosistem dönüşümü’dür.

Gelecek İçin Bir Çağrı: Ölçeklendirme, Sadece Bilimde Değil, Demokrasiye Karşı Sorumluluktur

Sosyal bilimlerin amacı, toplumu daha iyi anlamak değil, onu daha iyi hale getirmektir. Ölçeklendirme, bu amacın yalnızca teorik değil, pratik bir kısmıdır. Bir araştırmacı, bir rapor yazmakla yetinirse, o rapor bir kitaplıkta tozlanır. Ama o araştırmacı, aynı bulguyu bir belediye başkanına, bir öğretmen birliğine ve bir dijital platforma sunarsa, o zaman bir değişime dönüşür. Ölçeklendirme, bilimin etik bir sorumluluğudur. Çünkü bilgi, yalnızca bilgi kalmaz — eğer ölçeklendirilmezse, o bilgi, sadece bir teorinin ölümüdür.

Gelecekteki en büyük sosyal bilim araştırmaları, ne kadar çok veri topladığımız değil, ne kadar çok hayat değiştirdiğimizle ölçülecek. Ölçeklendirme, bu dönüşümün adıdır.

Yapay Zeka Destekli İçerik

starBu haberi nasıl buldunuz?

İlk oylayan siz olun!

KONULAR:

#ölçeklendirme#sosyal bilimler#araştırma ölçeklendirme#toplumsal etki#akademik araştırma#kültürel uyum#bilim ve toplum#bağımlılık araştırmaları