Sony, Yapay Zekâyla Üretilen Müziklerde Orijinal Parçaları Nasıl Keşfediyor?

Sony, Yapay Zekâyla Üretilen Müziklerde Orijinal Parçaları Nasıl Keşfediyor?
Sony’nin Yeni Teknolojisi: Yapay Zekâ Müziğindeki Gizli Hırsızlığı Yakalıyor
Sony Group, yapay zekâ (AI) tarafından üretilen müziklerin içinde, telif hakkı korunan orijinal parçaları tespit edebilen bir sistem geliştirdi. Bu teknoloji, sadece ses dalgalarını karşılaştırmakla kalmıyor; seslerin yapısal kalıplarını, harmonik yapılarını ve hatta müzisyenlerin karakteristik ifade biçimlerini analiz ederek, AI’nın hangi eserin etkisiyle üretildiğini belirliyor. Nikkei Asia’ya göre, bu sistem, AI müzik üreticilerinin yaygın olarak kullandığı veri setlerindeki korumalı kayıtları yüzde 92,3 oranında doğru şekilde tanımlayabiliyor.
Neden Bu Kadar Önemli?
Yapay zekâ müzik üretimi, son iki yılda patlamış bir trend. Platformlar, kullanıcılar ve bağımsız sanatçılar, sadece birkaç kelime yazarak — örneğin "80’ler rock, nostaljik, elektronik beat" — tam bir şarkı oluşturabiliyor. Ama bu süreçte, AI’nın eğitim verileri olarak kullandığı kayıtların çoğu, telif hakkı korunan eserlerden geliyor. Birçok AI modeli, Michael Jackson’ın sesini, Queen’in akor dizisini veya Daft Punk’ın ritmini doğrudan kopyalıyor — ve bunu yaparken hiçbir kredi vermiyor, hiçbir ücret ödemiyor.
Sony’nin geliştirdiği sistem, bu durumu sadece tespit etmekle kalmıyor; aynı zamanda bu tür ihlallerin nereden kaynaklandığını gösteriyor. Örneğin, bir AI şarkısı, 1987’deki bir Depeche Mode parçasının bas çizgisini 17 saniyelik bir döngü olarak yeniden üretmişse, sistem bu parçanın orijinalini bulup, hangi veri setinde kullanıldığını ve kimin sahibi olduğunu belirleyebiliyor. Bu, telif hakkı ihlallerini kanıta dönüştüren ilk teknoloji.
Teknolojinin İçindekileri: Sesin DNA’sını Okumak
Yeni sistem, "Ses Kimlik Haritalama" (Audio DNA Mapping) adı verilen bir algoritma üzerine kuruldu. Bu yöntem, seslerin frekans spektrumunu değil, zaman-dinamik yapılarını analiz ediyor. Yani, bir gitar çalma tarzının nasıl hızlanıp yavaşladığını, bir vokalin nasıl titrediğini, bir davulun nasıl vurulduğunu — hatta bir stüdyo mühendisinin efekt ayarlarını bile — öğreniyor. Bu, sadece sesin "ne olduğunu" değil, "nasıl yapıldığını" anlamayı hedefliyor.
Örneğin, bir AI şarkısında, 1995’teki Radiohead’in "Creep" parçasının koro bölümünün tam bir kopyası değil, ancak "yakın bir benzeri" varsa, sistem bu benzerliğin rastgele bir tesadüf olmadığını, aksine bir öğrenme paterni olduğunu anlıyor. Bu, önceki nesil tespit sistemlerinin başarısız olduğu nokta: AI, kopyalama yerine "etki" üretiyor. Sony’nin sistemi, bu "etkiyi" de tanıyor.
Endüstriye Etkisi: Telif Hakkı Sistemi Yeniden Tanımlanıyor
Şu anda, müzik endüstrisindeki telif hakları, büyük plak şirketlerinin ve lisans şirketlerinin elinde. Ama AI üretimi, bu sistemi çözmeye başladı. Kimse, bir AI’nın 10.000 şarkıdan öğrenmesini yasaklayamıyor. Ama şimdi, Sony’nin teknolojisi, bu öğrenmenin hangi kaynaklardan yapıldığını gösteriyor — ve bu, yasal süreçleri tamamen değiştiriyor.
İşte bu yüzden, Music Business Worldwide’ın raporuna göre, Sony’nin bu sistemi, yalnızca kendi kataloguna değil, dünya çapında 300’den fazla plak şirketiyle paylaşmak için görüşmelerde. Bu, bir tür "AI telif hakkı denetçisi" olarak işlev görebilecek bir altyapı yaratıyor. Müzik üreticileri, AI araçlarını kullanırken, bu sistemle kendi çalışmalarının orijinalliğini kanıtlayabilecek; aynı zamanda, başkalarının eserlerini çaldıklarını kanıtlayabilecekler.
Yasal ve Etik Sorunlar: Kimin Sorumluluğu?
Ancak bu teknoloji, yeni bir çatışma doğuruyor: Eğer bir AI, 100 farklı sanatçının tarzını karıştırarak yeni bir ses yaratırsa, hangi telif hakkı ihlali sayılır? Hangi sanatçıya tazminat ödenir? Sony’nin sistemi, bir parçanın "etkisi" olduğunu belirleyebilir, ama yasal sistemler hâlâ "kopya" tanımına bağlı. Bu, hukukun teknolojiyi yakalayamamasının tipik bir örneği.
Ek olarak, bu teknolojinin kötüye kullanım riski de var. Örneğin, bir şirket, rekabetini kırmak için başka bir sanatçının eserini AI’ya besleyip, sonra Sony’nin sistemiyle "bu eserin kopyalandığını" iddia ederek hukuki saldırı yapabilir. Bu nedenle, sistemin şeffaflığı, bağımsız denetim ve açık veri kaynakları şart.
Gelecek: Müzik, Artık Sadece Ses Değil, Kayıt Tarihi
Sony’nin bu başarısı, müziğin geleceği için bir dönüm noktası. Artık bir şarkı, sadece ses olarak değil, kiminle, ne zaman ve nasıl üretildiğiyle de tanımlanacak. Sanatçılar, kendi tarzlarını korumak için AI araçlarını kullanırken, artık "etki izi" bırakmamak zorunda kalacak. Telif hakkı, artık sadece bir metin değil, bir sesin kimlik belgesi olacak.
Bu teknoloji, hem sanatçıları koruyor, hem de yapay zekânın kreatif sınırlarını tanımlıyor. Belki de bu, AI’nın müzikte "yaratıcı" olmak yerine, "özenli bir öğrencisi" olma yolunda ilk adım.


