Ring Kamera Saldırganı: Mahallelerde Gizli Gözetim Krizi

Ring Kamera Saldırganı: Mahallelerde Gizli Gözetim Krizi
Ring Kameraları, Güvenlik mi, Gözetim mi?
Geçen yıl ABD’de 10 milyondan fazla Ring kamerası evlere kuruldu. Amazon’un sahibi olduğu bu cihazlar, ev hırsızlığına karşı bir kalkan olarak satılıyor. Ancak artan sayılar, beklenmedik bir sonuç doğurdu: Mahalleler, gizli bir gözetim ağına dönüştü. Her evde bir kamera, her sokakta bir göz. Kritikler bu duruma ‘gözetim kabusu’ diyor. Ama neden?
Neden ‘Kabus’? Sadece Kamera Değil, Veri Akışı
Ring kameralarının tehlikesi sadece lensinde değil, veri akışında yatıyor. Cihazlar, kayıt yaptığı anları otomatik olarak Amazon’un sunucularına gönderiyor. Bu veriler, polislerle paylaşılmak üzere bir ‘Neighborhoods’ platformu üzerinden kolayca erişilebilir hale getirildi. Birçok ilçede, polisler Ring’dan ‘gözetim isteği’ göndererek, belirli bir zaman dilimindeki tüm kameraların kayıtlarını talep ediyor. Kimse sormadan, kimse onay vermeden. Bu, hukuki bir izin değil, teknolojik bir ‘kabul’ sistemi.
Örneğin, 2023’te Ohio’da bir hırsızlık olayında, polis 47 farklı evin Ring kamerasını tek bir istekte sorguladı. 37’si veri sağladı. Bu verilerin %83’ü suçla hiçbir ilgisi olmayan insanları gösteriyordu: Çocuklar oynuyordu, köpekler yürüyordu, biri çöpü çıkartıyordu. Ama bu görüntüler, ‘süspisyon’ olarak kaydedildi. Gözetim, artık suçluları yakalamak değil, herkesi sorgulamak haline geldi.
İnsanlar Neden Kabul Ediyor?
Herkesin ‘güvenlik’ için bir nedeni var. Bir kadının annesi, çöpçü tarafından soyuldu. Bir erkek, evine giren biriyle yüzleşti. Bu korkular, Ring’in pazarlamasını mükemmel bir şekilde destekliyor. ‘Sadece bir kamera, ama seni koruyor.’ Mesajı, duygusal bir bağ kuruyor. Ama bu bağ, toplumsal bir bağın yerini alıyor. Komşular artık birbirlerine ‘güveniyor’—ama yalnızca kamera görüş açısı içinde. Gerçek güven, karşılıklı diyalogla değil, görüntü kaydıyla ölçülüyor.
2024’te yapılan bir ankette, ABD’deki ev sahiplerinin %68’inin, komşularının kameralarını görmedikleri halde, ‘kameranın varlığı’ndan rahatladıklarını söyledi. Yani, kamera görünmese bile, varlığından haberdar olmak bile bir güvenlik hissi veriyor. Bu, psikolojik bir manipülasyon. Gözetim, artık görünür olmak zorunda değil; sadece ‘olası’ olmak yeterli.
Kim Kontrol Ediyor? Kim Sorumlu?
Amazon’un bu verileri nasıl kullandığını, kimin erişebileceğini açıklayan bir politikası yok. Veri paylaşımı ‘kullanıcı onayı’na dayanıyor, ama bu onay, 12 sayfalık kullanım şartlarıyla gölgelenmiş bir ‘onay’ kutucuğu. Kullanıcılar, ‘kameraların polislerle paylaşılabilir olduğunu’ bilmiyor. Birçok kişi, sadece ‘kayıt yapmak’ için kamera kuruyor. Verinin nasıl aktarıldığını, ne zaman kiminle paylaşıldığını asla öğrenmiyor.
Avrupa’da GDPR, bu tür veri toplamayı yasaklamış olsa da, ABD’de hiçbir yasal sınırlama yok. Bir şehirdeki belediye başkanı, Ring’den ‘toplumsal güvenlik’ için veri isteyebiliyor. Bir kamera üreticisi, bir polis teşkilatıyla veri paylaşımı anlaşması yapabiliyor. Ve bu süreçte, hiçbir mahkeme kararı gerekmiyor. Bu, demokrasinin temel ilkelerine aykırı bir model: Güvenlik, yasaların üstünde.
Çözüm: Kamera Yok, Kurallar Var
Ring kameralarını yasaklamak değil, onları düzenlemek gerek. California’daki bazı şehirler, kameraların sadece suç olaylarında aktif olmasına izin veren yasalar çıkarttı. Diğerleri, kameraların dışarıya bakmasını yasakladı. Çünkü iç mahalleleri izlemek, bir komşunun bahçesini izlemek demek. Bir kamera, bir sokak lambası gibi olmalı—ışık verir, ama kimseyi izlemez.
İnsanlar, güven istiyor. Ama güven, gözetimle değil, şeffaflıkla inşa edilir. Kameraların kayıtlarının kimin erişebileceğini açıkça belirten bir politika, her kameranın üzerine ‘Bu kayıt polisle paylaşılır’ yazısı koymak, kullanıcıların veri silme hakkını garanti altına almak—bu temel haklar. Teknoloji, insanları korumak için icat edildi. Şimdi, insanları kovmak için kullanılıyor.
Sonuç: Kamera Gözü, Ama Kalp Yok
Ring kameraları, teknolojinin iyi niyetli bir fikrinden doğdu. Ama bu fikir, kâr için manipüle edildi. Gözetim, artık bir hizmet değil, bir ürün. Ve biz, bu ürünün pazarı olduk. Her kamera, biraz daha özgürlüğümüzü sattığımız anlamına geliyor. Çünkü bir gün, bir kamera görüntüsü, bir kredi notunu, bir işe alınmayı, hatta bir seçimdeki oyunu etkileyebilir. Gizlilik, artık bir lüks değil, bir temel hak. Ve bu hak, bir ‘onay’ kutucuğunda kaybolmamalı.
Gelecek, sadece daha fazla kamera değil, daha fazla sorumlulukla şekillenecek. Yoksa, mahallelerimizdeki her pencere, bir göz olacak. Ve biz, birbirimizi izleyen, ama birbirimizi tanımayan bir toplumda yaşıyor olacağız.


