OpenAI’den Ayrılıyor: Bir Kullanıcı, Bir İnanç ve Yolun Sonu

OpenAI’den Ayrılıyor: Bir Kullanıcı, Bir İnanç ve Yolun Sonu
Bir Kullanıcı, Bir İnanç ve Yolun Sonu
2021’de bir oyun alanı gibi görünen OpenAI, bugün bir kıyıya dönüşmüş. Kullanıcılarından biri, ‘One less user’ diyerek hizmetten ayrılmış. Bu basit ifade, sadece bir hesap kapatma işlemi değil; dijital dünyanın en güçlü teknoloji şirketlerinden birine karşı duyulan derin bir ihanet hissinin sesli bir ifadesi.
Yazan kişi, OpenAI Pro’ya abone olmuş, ödemelerini yapmış, ürünün gelişimine katkı sunmuş. Ama zamanla, bir dizi karar—özellikle ücretlendirme değişiklikleri, erişim kısıtlamaları ve kullanıcı geri bildirimlerine gösterilen sessizlik—onun inancını sarsmış. ‘Bu yol, kullanıcıya saygısızlıkla dolu,’ diyor. Ve bu söz, sadece bir kişinin duygu hali değil; binlerce kullanıcının iç sesi.
Neden Bu Kadar Önemli?
OpenAI, yapay zeka devriminin sembolü oldu. ChatGPT, DALL·E, GPT-4… Bu isimler artık günlük yaşamın parçası. Ama bir teknoloji, sadece algoritmalarla değil, kullanıcılarına karşı tutumlarıyla da ölçülür. OpenAI, başlangıçta ‘açık kaynak’, ‘kullanıcı odaklı’, ‘insanlık için’ diye pazarladı. Şimdi ise, bazı kullanıcılar için, ‘kâr odaklı’, ‘erişim kilitli’, ‘sessiz’ bir kurum olarak görünüyor.
Bu ayrılık, yalnızca bir kullanıcıyı değil, bir nesli temsil ediyor: Dijital çağa inanan, teknolojiye güvenen, ama artık manipüle edildiğini hisseden insanlar. Bu insanlar, teknolojiyi araç olarak kullanmayı seçmişti. Ama artık araç, onları kullanıyor gibi geliyor.
‘One-to-One’ mi, ‘One-on-One’ mi? Aslında İkisi de Değil
İki kaynak, 403 hatası veriyor. Stack Exchange siteleri, bot koruması altında. Bu, sadece teknik bir sorun değil; sembolik bir durum. Kullanıcılar, bilgi arıyor. Ama sistem, onları ‘bot’ olarak görüyor. OpenAI’nin kullanıcılarına gösterdiği tutumla, bu sitelerin kullanıcılarına gösterdiği tutum arasında bir paralellik var: ‘Seni tanımıyorum, seni anlamıyorum, seni kontrol ediyorum.’
‘One-to-one’ ve ‘one-on-one’ gibi dil bilgisi tartışmaları, aslında çok daha derin bir soruyu çağrıştırıyor: Dijital dünyada, ‘ben’ ve ‘sen’ arasındaki ilişki nasıl kuruluyor? OpenAI, kullanıcıyı ‘bir veri noktası’ olarak görüyor. Ama kullanıcı, kendini bir insan olarak görüyor. Bu çatışma, teknolojinin en büyük kırılganlığı: İnsanlık kaybı.
Ne Anlama Geliyor Bu?
Bu ayrılık, bir ‘kullanıcı çıkışı’ değil, bir ‘itiraz’tır. Bir insan, bir platformu terk ediyor, çünkü artık onunla aynı değerleri paylaşmıyor. Bu, kapitalizmin dijital versiyonunda yaşanan bir trend: Kullanıcılar, ‘fiyat’ değil, ‘değer’ için kalıyor. Eğer değer yoksa, hizmete değil, inanca bağlı kalınır.
OpenAI, 2021’de bir başlangıçtı. Bugün ise bir test. Hangi şirketler, kullanıcılarına saygıyı koruyacak? Hangileri, kâr için insanları geri planda bırakacak? Bu kullanıcı, sadece bir hesap kapamadı. Bir felsefeyi terk etti.
Ne Yapılmalı?
- Kullanıcı sesini dinle: Geri bildirimler, sadece ‘hata raporu’ değil, ‘kalp atışıdır’.
- Şeffaflık: Fiyat değişikliklerinden önce açık iletişim, güveni korur.
- İnsan odaklılık: Teknoloji, insanın hizmetinde olmalı. İnsan, teknolojinin değil.
Bu kullanıcı, bir filmdeki kahraman gibi değil, bir sadece bir insan olarak konuşuyor. ‘Bu yol, beni yoruyor.’ dedi. Ve bu, 2025’teki en güçlü ses olabilir: ‘Ben burada değilim, çünkü beni anlamadınız.’
OpenAI, bu ayrılığı görmezden gelirse, sadece bir kullanıcı kaybeder. Ama eğer bu sesi duyarsa, belki de bir topluluğu yeniden kazanır. Çünkü dijital dünyada, en değerli varlık, artık veri değil, güven.


