Meta Ray-Ban’ı Bıraktım, Oakley’i Denedim: Bir Hafta Sonra Neden Hepsi Değişti?

Meta Ray-Ban’ı Bıraktım, Oakley’i Denedim: Bir Hafta Sonra Neden Hepsi Değişti?
Geçtiğimiz hafta, bir teknoloji araştırıcısı olarak yıllardır Meta Ray-Ban akıllı gözlüklerimi kullandım. Sesli asistan, müzik çalma, fotoğraf çekme — her şey mükemmel görünüyordu. Ama bir gün, bir arkadaşımın Oakley Radar Path’lerini denemek zorunda kaldım. Ve o hafta, sadece gözlüklerim değil, teknolojiye bakış açım da tamamen değişti.
Yüz Tanıma: Teknolojinin Sessiz Saldırısı
Meta’nın 2025 Mayıs ayında hazırladığı bir iç belge, şirketin akıllı gözlüklerine ‘Name Tag’ adlı bir yüz tanıma özelliği eklemeyi planladığını ortaya koydu. Bu özellik, sokakta karşılaştığınız herkesin adını, sosyal medya profillerini ve hatta iş ilişkilerini anlık olarak ekrana yansıtabilirdi. Dışarıdan bakıldığında ‘pratik bir yenilik’ gibi görünüyordu. Ama gerçekte, bu, özel hayatın tamamen eriyip gittiği bir noktaya işaret ediyordu.
Reuters’a göre, Meta’nın bu planı, AB ve ABD’deki gizlilik savunucularının dikkatini kaybetmek için tasarlandı. Yani: Kullanıcılar Facebook’un veri ihlalleriyle meşgulken, gözlükler üzerinden gizlilik ihlalleri yapılmaya başlandı. Bu, teknoloji şirketlerinin gizlilik konusunda kullandığı en tehlikeli taktik: Dikkat dağıtmak, sonra saldırıyı başlatmak.
Oakley: Teknolojiyi Hizmete Almak, İstismar Etmek Değil
Oakley Radar Path ise tamamen farklı bir felsefeye sahip. Yüz tanıma yok. Sosyal medya entegrasyonu yok. Hatta sesli asistan bile yok. Ama bu eksiklikler, aslında bir zenginlik. Gözlükler, sadece güneş koruması, polarize lensler ve hava koşullarına göre otomatik ayarlanan lens tonu sunuyor. Teknoloji, burada insanın deneyimini zenginleştiriyor, onu takip etmiyor.
Bir hafta boyunca Oakley’i kullanırken fark ettim: İnsanlarla göz teması kurmak daha doğal hale geldi. Bir kafe sahibine gülümsemek, bir arkadaşa ‘seni tanıdım’ demek — bunlar artık teknoloji tarafından önceden tanımlanmış verilerle değil, doğrudan insanlıkla gerçekleşiyordu. Meta’nın gözlükleri, beni bir veri noktası haline getiriyordu. Oakley’ler ise, beni bir insan olarak bıraktı.
İnsanlık mı, Veri mi? Teknolojinin Seçimi
Meta’nın ‘Name Tag’ planı, yalnızca bir yazılım güncellemesi değil, bir toplumsal anlaşmanın yıkımı. Eğer herkesin yüzünü tanıyabiliyorsan, kimse daha fazla gizli kalamaz. Arkadaşlık, rastgele buluşmalar, sessiz kahve sohbetleri — tüm bu anlar, bir veri tabanında kaydedilebilir hale geliyor. Bu, teknolojinin en büyük korkusu: İnsan ilişkilerinin mekanikleşmesi.
Oysa Oakley, teknolojiyi bir araç olarak kullanıyor. Gözlükler, seni dışarı çıkartıyor, sana dünyanın gerçek sesini, ışığını ve insanlarını hissettiriyor. Meta, seni içeri çekiyor. Oakley, seni dışarı bırakıyor. Ve bu fark, sadece ürün farklılığı değil, felsefe farklılığı.
Gelecek: Hangi Teknolojiyi Seçiyoruz?
Meta’nın bu planı, sadece bir şirketin kararını değil, toplumun hangi değerleri tercih ettiğini gösteriyor. Yüz tanıma, güvenlik vaadiyle satılıyor. Ama güvenlik, gizliliğin yok oluşuyla mı sağlanıyor? Yoksa, insanın özgürlüğüyle mi?
Benim deneyimim, bu sorunun cevabını veriyor: Teknoloji, bizi daha akıllı yapmak yerine, daha yalnız yapabilir. Oakley, beni biraz daha insan yaptı. Meta’nın gözlükleri ise, beni bir algılayıcıya dönüştürdü.
Gelecek, sadece daha çok veriyle değil, daha çok insanlıkla şekillenecek. Ve bu seçim, her gün giydiğiniz gözlüklerde başlıyor.
- Meta’nın yüz tanıma planı, gizlilik savunucularının dikkatini dağıtmak için zamanlandı.
- Oakley, teknolojiyi kullanıyor; Meta, kullanıcıyı kullanıyor.
- İnsan ilişkileri, veri toplama ile değil, göz teması ile kurulur.
- Teknoloji, insanı hizmet etmeli; insanı kontrol etmemeli.
- Her giydiğiniz akıllı cihaz, bir toplumsal anlaşma imzalamanız anlamına geliyor.
Bir hafta sonra, Ray-Ban’ları bir çekmeceye koydum. Oakley’ler, artık sadece bir gözlük değil, bir seçim oldu. Ve bu seçim, sadece benim değil, tümümüzün geleceğiyle ilgili.


