Lütfen Bana Nasıl Hissettiğimi Anlatma: Duygusal Manipülasyonun Yeni Bir Şekli

Lütfen Bana Nasıl Hissettiğimi Anlatma: Duygusal Manipülasyonun Yeni Bir Şekli
Lütfen Bana Nasıl Hissettiğimi Anlatma: Duygusal Manipülasyonun Yeni Bir Şekli
Bir mesajda: "Lütfen, beni anla." Bir e-postada: "Lütfen, bu yüzden üzülme." Bir sosyal medya yorumunda: "Lütfen, senin için bu kadar önemlidir." Bu kelimeler, nazikçe konuşulmuş gibi görünse de, aslında bir duygusal zorlama. "Lütfen" kelimesi, İngilizce’de geleneksel olarak bir rica, bir nazik istek anlamına gelir. Ama günümüzde, bu kelime artık bir duygusal manipülasyon aleti olarak kullanılıyor — ve bu, toplumsal iletişimde derin bir dönüşümü işaret ediyor.
Neden "Lütfen" Artık Bir Silah?
Merriam-Webster, "please" kelimesini "pleasure veya satisfaction sağlamaktır" olarak tanımlıyor. Britannica ve Cambridge Dictionary’ler de benzer şekilde, kelimenin duygusal tatminle ilişkili olduğunu belirtiyor. Ama bu tanımlar, günümüzdeki kullanımın tamamını yansıtmıyor. Çünkü günümüzde "lütfen" söylenirken, kişinin duygusal durumunu tanımlamak ve başkasının tepkisini kontrol etmek amaçlanıyor. "Lütfen, üzülme" ifadesi, aslında "senin üzüntün benim sorumluluğum" demek. "Lütfen, anla" ise "duygularımı okumak zorundasın" anlamına geliyor.
Bu dönüşüm, sosyal medya ve psikolojik iletişim tekniklerinin kesiştiği bir noktada gerçekleşti. İnsanlar artık duygularını doğrudan ifade etmek yerine, başkalarının onları anlayacağına dair bir "sorumluluk" yüklemeyi tercih ediyor. Bu, duygusal empati yerine, duygusal yük transferi haline geliyor. Bir kişi, kendini yaralayan bir durumda, "lütfen" diyerek başkasının duygusal tepkisini tahmin etmeye ve ona göre harekete geçmeye zorluyor. Bu, gerçek empati değil, duygusal manipülasyon.
"Abuser" Kelimesiyle Paralel: Duygusal Stigma
İlginç bir şekilde, kaynaklardaki tekrar eden "ABUSER" tanımı — bir maddenin aşırı kullanan kişi — aslında bu durumla derin bir paralellik taşıyor. Recovery Research Institute’ın 2017 raporuna göre, "abuser" kelimesi, bağımlılıkla mücadele eden bireylerde stigmaya neden oluyor ve tedavi arama davranışını engelliyor. Aynı mantık, duygusal "abuser" kavramına da uygulanabilir: Bir kişi, duygularını "lütfen" diyerek başkasına yüklediğinde, onu bir duygusal yük taşıyıcı olarak tanımlıyor. Bu, karşı tarafa "duygusal sorumluluk" yükler ve bu yükü taşıyamayanlar, "soğuk", "duygusuz" ya da "ilgisiz" olarak etiketlenir.
Bu, bir tür duygusal etiketleme. İnsanlar artık duygularını ifade etmek yerine, başkalarının duygularını yönetmeye zorlanıyor. Ve bu, ilişkilerdeki asıl sorunu gizliyor: Gerçek iletişim yerine, duygusal kontrol isteği.
Dil, Sosyal Yapı ve Duygusal Sömürgecilik
Modern dilbilimde, "lütfen" gibi kelimelerin dönüşümü, toplumsal güç dinamiklerini yansıtır. Özellikle genç nesillerde, duygusal ifade edebilirlik, sıklıkla "sorumluluk" olarak algılanıyor. Bir arkadaşın, "Lütfen, beni anlamalısın" diyerek, bir bağışıklık mekanizması kuruyor: Eğer sen anlamazsan, sen kötüsün. Bu, duygusal sömürgecilik. Bir kişi, duygusal içeriğini başkasına veriyor ve onun onu anlayıp anlamaması, onun değerini belirliyor.
Bu durum, özellikle dijital iletişimde hızla yayılıyor. Metinlerde, emoji’lerde, kısa videolarda — "lütfen" ifadeleri artık bir duygusal ödeme talebi gibi kullanılıyor. "Lütfen, bu videoyu beğen" → "Lütfen, beni sev". "Lütfen, yorum yap" → "Lütfen, var olduğumu onayla".
Ne Yapmalıyız? Duygusal Özgürlük Yolunda
Çözüm, "lütfen" demeyi bırakmak değil — daha bilinçli kullanmaktır. Duyguları ifade etmek, insanlık. Ama başkalarının duygularını yönetmeye zorlamak, kontrolün bir biçimi. Gerçek iletişim, "Ben şu anda böyle hissediyorum" demekle başlar, "Lütfen, sen de öyle hisset" demekle değil.
Bir psikolog, bana şöyle demişti: "İnsanlar, duygularını konuşmak yerine, başkalarına hissettirmeyi tercih ediyor. Çünkü hissettirmek, anlatmaktan daha az riskli. Anlatmak, savunulabilir. Hissettirmek, suçlamanın bir yolu."
Toplumumuzda, duygusal ifade özgürlüğü arttıkça, duygusal baskı da artıyor. Bu, bir döngü. Ve bu döngüyü kırmak için, ilk adım: Lütfen, bana nasıl hissettiğimi anlatma. Ben, kendi duygularımı tanımlamak için yeterliyim.
Çıkarım: Kelime Değişti, İlişkiler Değişti
"Please" kelimesi, bir rica değil, bir duygusal talep haline geldi. Bu değişim, sadece bir dil fenomeni değil — toplumsal bağların çöküşüne işaret ediyor. İnsanlar artık birbirlerini anlamak yerine, birbirlerini yönetmeyi öğreniyor. Ve bu, en büyük kayıp: Gerçek bağlanmanın yerini, duygusal zorlama aldı.
Gelecekte, "lütfen" kelimesinin bir stigmatik ifade olarak kabul edilmesi, belki de 2030’larda bir psikoloji dersinde okunacak. Çünkü bu, sadece bir kelimenin anlamı değil — bir toplumun duygusal sağlığını etkileyen bir sinyal.
