EN

Kış Fırtınasında Veri Merkezleri Elektrik Şebekesine Destek Oldu

calendar_today
schedule4 dk okuma süresi dk okuma
visibility51 görüntülenme
trending_up11
Kış Fırtınasında Veri Merkezleri Elektrik Şebekesine Destek Oldu
Paylaş:
YAPAY ZEKA SPİKERİ

Kış Fırtınasında Veri Merkezleri Elektrik Şebekesine Destek Oldu

0:000:00

Fırtına ve Enerji Krizi

Ocak 2026'nın son haftasında ABD'nin güneydoğusunu etkisi altına alan Winter Storm Fern, kar, buz ve dondurucu sıcaklıklarla birlikte geniş çaplı elektrik kesintilerini de beraberinde getirdi. Reuters'ın aktardığına göre, fırtına 1 milyondan fazla kişiyi elektriksiz bıraktı. Enerji talebinin normalin üzerine çıkmasıyla, Orta Atlantik bölgesinin büyük bölümünün şebekesini yöneten kar amacı gütmeyen PJM şirketi, federal hükümetten hava kirliliğine yol açsa bile daha fazla elektrik üretmek için acil izin talep etti.

Veri Merkezlerinden Olağanüstü Çağrı

Enerji Bakanı Chris Wright, PJM'nin talebini onaylamakla kalmadı, aynı zamanda Texas şebekesi ERCOT ve güneydoğunun önemli elektrik sağlayıcısı Duke Energy'e, veri merkezleri ve diğer büyük elektrik tüketicisi işletmelerin yedek jeneratörlerini çalıştırmalarını emretme yetkisi verdi. Fast Company'nin haberine göre, bu hamlenin amacı, fırtına sırasında hanelere yetecek elektriğin şebekede kalmasını sağlamaktı. Normalde bu tesisler jeneratörlerini yalnızca kendi ihtiyaçları için kullanıyor ve şebekeye elektrik vermiyor. Ancak Bakan Wright, veri merkezlerindeki endüstriyel dizel jeneratörlerin toplamda 35 gigawatt güç üretebileceğini, bunun da milyonlarca hanenin elektrik ihtiyacını karşılayabilecek bir kapasite anlamına geldiğini açıkladı.

Yapay Zeka Patlaması ve Enerji Açlığı

Bu olağanüstü durum, veri merkezlerinin enerji tüketimine dair süregelen endişeleri yeniden gündeme getirdi. Üretken yapay zeka uygulamalarının yaygınlaşması, veri merkezlerinin elektrik talebini katlanarak artırıyor. TechCrunch'ın aktardığı verilere göre, Lawrence Berkeley Ulusal Laboratuvarı, ABD'de veri merkezlerinin elektrik üretimindeki payının 2023'teki %4,4 seviyesinden, 2028'e kadar %6,7 ile %12 aralığına yükselebileceğini öngörüyor. PJM ise 2030 yılına kadar 32 gigawatt'lık bir pik yük büyümesi bekliyor; bu, yaklaşık 30 milyon yeni eve yetecek bir kapasiteye denk geliyor ve neredeyse tamamı yeni veri merkezlerinden kaynaklanacak.

Fatura Etkisi ve Çevresel Endişeler

Veri merkezi inşaatındaki yarış ve bu merkezleri beslemek için gereken elektrik, halk arasında büyük bir tepkiye neden oluyor. Başlıca endişe, hanelerin elektrik faturalarının, veri merkezlerinin altyapı maliyetleri nedeniyle artabileceği yönünde. Ayrıca, doğal gaz jeneratörleriyle beslenen bu merkezlerin hava kalitesini olumsuz etkilemesi, su tüketimi ve iklim üzerindeki olumsuz etkileri de diğer kaygılar arasında. Birçok veri merkezi, halihazırda yüksek kirlilik seviyelerinden mustarip topluluklara yakın konumlanıyor veya bu bölgelerde planlanıyor.

"Her Zaman Açık" Bağlantı Paradigması Değişiyor Mu?

Geleneksel olarak birçok veri merkezi, şebekeden %99,999 kesintisiz güç bağlantısı talep ediyor. Ancak 1970'lerden beri, elektrik şirketleri, pik talep zamanlarında büyük kullanıcıların tüketimini azaltmayı kabul ettiği "talep karşılama" programlarını teşvik ediyor. Karşılığında, katılımcılara fatura kredileri gibi finansal teşvikler sunuluyor. Akıllı sayaçların yaygınlaşmasıyla, konut müşterileri ve küçük işletmeler de bu çabalara dahil olabiliyor. Çatı üstü güneş panelleri, bataryalar ve elektrikli araçlarla birleştirildiğinde, bu dağıtık enerji kaynakları "sanal santraller" olarak şebekeye destek sağlayabiliyor.

Esneklik ve Geleceğe Dönük Çözümler

Uzmanlar, veri merkezlerinin enerji kullanımında esneklik göstermeye başlamasının önemine dikkat çekiyor. Google'ın Ağustos 2025'te Indiana Michigan Power ve Tennessee Valley Authority ile yaptığı anlaşmalar, makine öğrenimi iş yüklerini şebekenin zorlandığı zamanlardan kaydırarak "acil olmayan hesaplama görevlerini" ertelemeyi öngörüyor. Benzer şekilde, AI veri merkezlerinin iş yüklerini kaydırmalarına ve hatta elektrik kıtlığı dönemlerinde şebeke dışına çıkmalarına yardımcı olmak için kurulan yeni şirketler ortaya çıkıyor.

Yapılan bir araştırma, veri merkezleri güç kullanımında esneklik taahhüdünde bulunursa, yeni nesil ve iletim hatları eklemeden şebekeye ek 100 gigawatt kapasite eklenebileceğini gösteriyor. Bu, yaklaşık 70 milyon haneye yetecek bir miktar. Bir başka çözüm önerisi ise veri merkezlerinin, ihtiyaçlarını karşılamak için sanal santraller aracılığıyla saha dışı üretime yatırım yapmaları. İşletmelerde ve konutlarda güneş panelleri ve batarya depolama sistemleri kurmak, yeni tam ölçekli bir santral inşa etmekten daha hızlı ve ucuz bir şekilde mevcut elektriği artırabilir.

Sonuç: Acil Çözümden Sürdürülebilir Stratejiye

Winter Storm Fern sırasında veri merkezi jeneratörlerinin devreye alınması, şebeke üzerindeki baskıyı azaltmak için geçici bir acil çözüm olarak görülüyor. Ancak uzmanlar, bunun kış fırtınalarına karşı uzun vadeli bir çözüm olmadığı konusunda hemfikir. Enerji hatlarının kış koşullarına dayanıklı hale getirilmesi, yenilenebilir kaynakların kullanımı ve dağıtık enerji üretimi ile depolamanın yaygınlaştırılması, gelecekteki benzer krizlerin önlenmesinde kilit rol oynayacak.

Veri merkezleri, elektrik şirketleri, düzenleyiciler ve şebeke operatörleri, elektrik talebini karşılamak için saha dışı dağıtık enerji kaynaklarını da dikkate alacak şekilde işbirliği yaparsa, bu yatırımlar enerji fiyatlarının düşük kalmasına, hava kirliliği ve iklim zararının azalmasına, yaz sıcağında ve kış soğuğunda herkesin elektriğe erişiminin sürdürülmesine yardımcı olabilir.

Yapay Zeka Destekli İçerik
Kaynaklar: www.fastcompany.com

starBu haberi nasıl buldunuz?

İlk oylayan siz olun!

KONULAR:

#veri merkezi#elektrik şebekesi#Winter Storm Fern#yedek jeneratör#enerji krizi#yapay zeka#sanal santral#dağıtık enerji