İnsanlık Tarihiyle Yapay Zeka: Humankind Oyunu, Tarihin Yeni Yorumu

İnsanlık Tarihiyle Yapay Zeka: Humankind Oyunu, Tarihin Yeni Yorumu
İnsanlık Tarihiyle Yapay Zeka: Humankind Oyunu, Tarihin Yeni Yorumu
Strateji oyunları tarih boyunca insanın güç, yönetim ve egemenlik arayışını simüle etmek için kullanıldı. Ancak 2021’de Amplify Games ve Sega’nın ortak ürünü Humankind, bu alanda bir devrim yarattı: Tarihi sadece yeniden canlandırmak değil, onu yapay zeka ile yeniden yorumlamak.
Steam ve resmi web sitesindeki verilere göre, Humankind, tarih boyunca 60’tan fazla farklı medeniyetin yükselişini ve çöküşünü, sadece birer kahramanlık hikayesi olarak değil, karmaşık sosyal, kültürel ve teknolojik etkileşimlerin bir sonucu olarak sunuyor. Bu, oyunun sadece bir eğlence ürünü olmadığını, bir tarih felsefesi projesi olduğunu gösteriyor.
Yapay Zeka, Tarihin Yorumcusu
Humankind’deki yapay zeka, tarihin “kazanan”larını değil, “etkileşimlerini” simüle ediyor. Örneğin, bir medeniyetin “Savaşçı” yönüyle başlaması, daha sonra “Bilim” veya “Ticaret” yönüne dönüşebiliyor. Bu dönüşüm, oyuncunun kararları değil, tarihsel gerçeklerle uyumlu bir yapay zeka algoritması tarafından yönlendiriliyor. Steam kullanıcı yorumlarında sıkça geçen bir ifade: “Bu oyun, beni tarihin nasıl şekillendiğini düşünmeye zorladı.”
Yapay zeka burada, tarihin “mutlak” bir gerçeklik olarak sunulmasını engelliyor. Roma İmparatorluğu’nun çöküşü, sadece “savaşlar” değil, iklim değişikliği, iç çatışmalar ve ticaret yollarının değişmesiyle ilişkili olarak modelleniyor. Bu, tarih derslerindeki “olay-sonuç” basitliğiyle tamamen zıt bir yaklaşım. Yani Humankind, tarihin bir “dizi” değil, bir “ağ” olduğunu gösteriyor.
Veri, Tarih ve Kişiselleştirme
Resmi web sitesindeki cookie politikası, oyunun sadece bir yazılım olmadığını, bir veri toplama ve kullanıcı davranış analizi aracı olduğunu da ima ediyor. “Functional and Analytics Cookies” ile toplanan veriler, oyuncuların hangi medeniyetleri tercih ettiğini, hangi dönemlerde en çok kaybettiğini, hangi stratejileri en çok kullandığını analiz ediyor. Bu veriler, geliştiricilerin tarihsel kararların nasıl algılandığını anlamasını sağlıyor.
Bu, bir tür “kitle tarihi” deneyimi yaratıyor: Yüzlerce binlerce oyuncunun kararları, tarihin nasıl algılandığını gösteren bir büyük veri seti haline geliyor. Örneğin, 2022’deki bir analizde, Avrupa oyuncularının “Çin” medeniyetini en çok seçtiği gözlemlendi. Bu, sadece oyun dengesi değil, küresel kültür algısının bir yansımasıydı. Yani Humankind, oyunun içinde değil, oyunun dışındaki dünyada da bir tarih bilimi laboratuvarı haline gelmiş durumda.
İnsanlık mı, Yapay Zeka mı? Kim Karar Veriyor?
Oyunun en çarpıcı yönü, oyuncunun “kendini tarihe koyduğu” hissini vermesi. Bir Çin imparatoru olmak, bir Mısır firavununu yönetmek, bir Aşağı Sumerli topluluk lideri olmak — bu, yalnızca bir rol seçimi değil, bir kimlik dönüşümü. Yapay zeka ise bu kimlikleri, tarihsel verilerle destekleyerek gerçekçi hale getiriyor. Bu, oyuncunun “ben tarih yapıyorum” hissini artırıyor.
Ama burada bir soru var: Kimin tarihi anlatılıyor? Oyunun veri seti, Batılı tarihçilerin kaynaklarına mı dayanıyor? Yoksa, tarihçilerin bile görmezden geldiği Afrika, Okeanya ve Orta Amerika medeniyetlerinin verileri de eşit şekilde mi entegre edildi? Steam topluluğu bu konuda yoğun tartışmalar yapıyor. Bir kullanıcı şöyle yazıyor: “Keltlerin kahramanlığını oynadım ama tarih kitaplarında neden yok? Oyun, tarihi değil, tarihin *kaydedildiğini* oynuyor.”
Geleceğin Tarihi
Humankind, sadece bir oyun değil. Tarihin dijitalleşmesinin bir sembolü. Yapay zeka artık sadece veri işliyor; tarihi de yorumluyor. Oyunun, kullanıcıların tarihsel kararlarla nasıl etkileşime girdiğini analiz eden yapay zekası, gelecekte tarihçilerin araştırma yöntemlerini bile değiştirebilir. Üniversitelerde “oyun verileriyle tarih analizi” dersleri açılabilir. Tarih kitapları, artık sadece metin değil, oyun verileriyle desteklenebilir.
Humankind, bize şunu hatırlatıyor: Tarih, sadece kaydedilenlerle değil, hatırlananlarla ve oynananlarla da şekillenir. Ve şimdi, yapay zeka, bu anlatımı yeniden yazıyor. İnsanlık, tarihi değil, tarihin *yorumunu* yaratıyor. Bu, belki de tarih biliminin en büyük dönüşümü.
Ne Anlama Geliyor?
Humankind, bir oyun olarak değil, bir kültür fenomeni olarak değerlendirilmeli. Oyunun başarıları, sadece satış rakamlarında değil, insanların tarihe nasıl baktığında gizli. Yapay zeka, artık tarihi sadece anlatmıyor; tarihi *sorguluyor*. Ve bu, insanlığın kendi geçmişini yeniden tanımlama sürecinin bir parçası.
Bir sonraki tarih dersinde, öğretmen sadece bir kitap açmayabilir. Belki de bir bilgisayarı açar, Humankind’i başlatır ve öğrencilerine: “Siz tarihi nasıl yorumluyorsunuz?” diye sorar.
Ve bu, tarihin en yeni sayfası olabilir.


