Güvenlik Kültürü Tuzakları: Kurallar, Riskleri Nasıl Gizliyor?

Güvenlik Kültürü Tuzakları: Kurallar, Riskleri Nasıl Gizliyor?
Güvenliğin Gölge Yüzü: Sistemler Neden Bazen İşe Yaramaz?
İşyeri güvenliği, modern iş dünyasının tartışılmaz önceliği. OSHA (İş Sağlığı ve Güvenliği İdaresi) gibi kurumlar, sistematik yaklaşımları ve proaktif risk yönetimini temel alan programları yıllardır teşvik ediyor. Ana hedef açık: İş kazalarını, meslek hastalıklarını ve can kayıplarını önlemek. Ancak, bu iyi niyetli ve mantıklı sistemlerin beklenmedik bir paradoksa yol açabildiği giderek daha fazla konuşuluyor: Güvenlik, bazen kendisi bir risk faktörüne dönüşebilir mi?
Kontrol Yanılsaması: Prosedürler Gerçek Riskin Yerini Alınca
OSHA'nın 'Önerilen Uygulamalar' rehberi, güvenlik yönetimini dinamik ve sürekli iyileştirilen bir süreç olarak tanımlar. Tehlike önleme ve kontrol, bu sürecin kalbinde yer alır. Sorun, bu sistemlerin uygulanma biçiminde ortaya çıkıyor. Çalışanlar, uzun kontrol listelerini, zorunlu eğitim modüllerini ve katı protokolleri bir 'yapıldı' kutusunu işaretleme rutinine dönüştürdüğünde, asıl amaç olan 'risk algısı ve önleme' kaybolabiliyor. Güvenlik, bir kültür ve zihniyet yerine, bürokratik bir yük haline geliyor.
'Güvenlik Tiyatrosu': Görünüşte Mükemmel, Pratikte Tehlikeli
Bu durum, siber güvenlik dünyasından ödünç alınan bir terimle 'Güvenlik Tiyatrosu' olarak adlandırılıyor. Yani, güvenliği artırmaktan çok, güvende olunduğu hissini vermeye yönelik gösterişli ancak etkisiz önlemler. İşyerinde bu nasıl görünür?
- Aşırı Standartlaştırma: Her duruma uyan tek bir kural, karmaşık ve değişken gerçek iş koşullarında pratik değildir. Çalışan, kuralı delmek için daha riskli kestirme yollar bulabilir.
- Pasif Uyum Kültürü: Çalışanlar 'kurallara uyuyorum' diyerek eleştirel düşünmeyi ve aktif risk avcılığını bırakabilir. Oysa gerçek güvenlik, sürekli tetikte olmayı gerektirir.
- Veriye Dayalı Yanılgı: Sıfır kaza raporu, mutlak güvenlik anlamına gelmez. Aksine, bildirilmeyen küçük olayların (near-miss) gizlendiği ve büyük bir kazanın habercisi olabileceği anlamına gelebilir.
Çözüm: Dinamik ve İnsan Odaklı Bir Sistem
Peki, güvenlik sistemleri bu tuzaktan nasıl kurtulur? Cevap, OSHA'nın da altını çizdiği temel ilkelere, ancak daha derin bir anlayışla dönmekte yatıyor:
- Kültür, Kağıttan Önce Gelir: Güvenlik, bir departmanın değil, herkesin sorumluluğu olmalı. Yönetim, açık iletişimi, hata bildirimini ödüllendirmeli ve çalışanların deneyimlerine değer vermeli.
- Esneklik ve Adaptasyon: Güvenlik prosedürleri, sahada çalışanların geri bildirimleriyle düzenli olarak güncellenmeli. Katılık değil, akıllı esneklik hedeflenmeli.
- Sürekli Öğrenme: Sistem, sadece kazaları değil, 'neredeyse olan' olayları ve potansiyel riskleri de analiz ederek kendini geliştirmeli. Güvenlik, varılacak bir nokta değil, sürekli bir yolculuktur.
Sonuç olarak, güvenlik yönetimi bir denge sanatıdır. Yapı ve prosedürler olmadan kaos, ancak onlara körü körüne bağlanıldığında da yanılsama ve yeni riskler doğar. Gerçekten güvenli bir işyeri, kuralların değil, güvenlik zihniyetinin canlı olduğu, herkesin risklere karşı kolektif bir sorumluluk hissettiği yerdir. Unutmamak gerekir: En tehlikeli güvenlik önlemi, çalışanı düşünmekten alıkoyandır.


