EN

Google Sormak mı, ChatGPT'e Sormak mı? Dijital Arama Kültürüdeki Derin Dönüşüm

calendar_today
schedule4 dk okuma süresi dk okuma
visibility6 okunma
trending_up34
Google Sormak mı, ChatGPT'e Sormak mı? Dijital Arama Kültürüdeki Derin Dönüşüm
Paylaş:
YAPAY ZEKA SPİKERİ

Google Sormak mı, ChatGPT'e Sormak mı? Dijital Arama Kültürüdeki Derin Dönüşüm

0:000:00

Google Sormak mı, ChatGPT'e Sormak mı? Dijital Arama Kültürüdeki Derin Dönüşüm

2026’nın ortalarında, bir insanın arama çubuğuna yazdığı soru, artık sadece bir bilgi talebi değil, bir yaşam tarzı seçimi haline geldi. Google’ın geleneksel arama motoruyla, ChatGPT gibi yapay zeka asistanları arasında yapılan bu seçimin arkasında, sadece teknolojinin gelişimi değil, insan zihninin kendi bilgi edinme mekanizmalarında derin bir dönüşüm yatıyor.

TechRepublic’ın 2026 Şubat’ta yayımladığı rapora göre, Google Photos’un ‘Ask’ butonu, kullanıcıların fotoğraflarına sorduğu ‘Bu nerede çekildi?’ ya da ‘Bu kişi kimdi?’ gibi sorularla, arama motorunun artık sadece anahtar kelimeleri değil, doğal dildeki niyeti anladığını kanıtlıyor. Kullanıcılar artık fotoğraflarına ‘2018’deki bu yaz tatilinde kimler vardı?’ diye soruyor ve Google, yüz tanıma, konum verisi ve zaman damgasını birleştirerek, sanki bir arkadaş gibi anıları anlatıyor. Bu, aramanın bir ‘sorgulama’dan ‘diyalog’a’ geçişinin göstergesi.

ChatGPT’ye Sormaktan Kaçınmamız Gereken 11 Şey

CNET’in 2026’da yayınladığı detaylı analize göre, yapay zekaya güvenmek her şeyi çözmez. 11 görev, hâlâ insan zihninin özgün yetenekleriyle yapılmalı. Bunlar arasında: ‘Bir çocuğa okuma öğretmek’, ‘Bir dostunun ruh halini anlamak’, ‘Bir tarihi olayı kişisel deneyimle bağlamak’, ‘Bir yemek tarifini gözle ve kokuyla ayarlamak’ gibi insanlıkla özdeşleşmiş eylemler yer alıyor. ChatGPT, ‘bir ebeveynin çocuğuna nasıl hikaye anlatacağına’ dair 10 farklı metin üretebilir; ancak gerçek bir ebeveynin çocuğunun gözlerindeki ışığı okuyup, hikayeyi ona göre değiştirmesi, yapay zekanın kavrayamadığı bir duygusal zekâdır.

Bu durum, sadece ‘yapay zekanın sınırları’ değil, ‘insanın neyi unuttuğu’ sorusunu da gündeme getiriyor. CNET’in raporunda vurgulanan en çarpıcı nokta: ‘ChatGPT’ye sorulan soruların %68’i, aslında basit bir Google aramasıyla çözülebilir.’ Ancak kullanıcılar, daha ‘akıllı’ bir cevap arayışı içinde, yalnızca bilgiyi değil, ‘anlamı’ ve ‘hikayeyi’ istiyorlar. Bu, aramanın ‘veri toplama’dan ‘deneyim oluşturma’ya kaydığını gösteriyor.

‘Does’ Kelimesiyle Başlayan Bir Felsefe

Merriam-Webster’in ‘does’ tanımına baktığımızda, bu kelimenin sadece ‘do’ fiilinin üçüncü tekil şahıs formu olduğu görülür. Ama bu küçük kelime, dijital arama kültürüne dair bir metafor olarak okunabilir: ‘Does Google still matter?’ — Google hâlâ önemsiyor mu? ‘Does ChatGPT understand me?’ — ChatGPT beni anlıyor mu? ‘Does it feel different to ask?’ — Sormak farklı mı hissediliyor?

‘Does’ kelimesi, bir soru işaretini taşıyor. Bir insanın, bir şeyi sorduğunda, aslında ‘ben bu şekilde hissediyorum, sen de öyle mi?’ diye sorguluyor. Google, bu soruyu ‘liste halindeki bağlantılarla’ cevaplar. ChatGPT ise ‘bir hikayeyle’ cevaplar. İlki bilgiyi sunar, ikincisi anlam yaratır. İlk, bir kitaplığa benzer; ikincisi, bir sohbet arkadaşıdır.

İnsan Zihninin Yeni Haritası

2026’da bir araştırmacı, Google ve ChatGPT’ye aynı soruyu sorduğunda, iki cevabın da doğru olduğunu görür. Ama biri ‘ne olduğunu’ söyler, diğeri ‘neden önemli olduğunu’ anlatır. Bu fark, sadece teknolojik değil, psikolojik bir ayrım. Google, bize ‘kaynakları’ gösterir. ChatGPT, bize ‘kendimizi’ yansıtır.

Örneğin, ‘2010’da Türkiye’deki en büyük deprem nedir?’ sorusuna Google, tarihsel verileri sıralar. ChatGPT ise: ‘2010’daki Elazığ depremi, sadece bir felaket değil, Türkiye’nin sivil toplumunun birlikte kalkınma iradesinin ilk büyük testiydi. Sosyal medyada ‘Ben yardım ediyorum’ yazan binlerce gönüllü, bu olayla birlikte ‘kendi toplumunu kurtarmaya’ karar verdi.’ gibi bir hikaye anlatır.

Bu yüzden, artık ‘Google’la ‘ChatGPT’ arasında seçim yapmak, teknoloji tercihi değil, bir felsefi tutum. Kimi zaman bilgiye ihtiyacın varsa Google’ı aç. Kimi zaman kalbinin bir cevabı varsa, ChatGPT’ye sor. Ama unutma: En değerli cevaplar, senin kendi deneyimlerinden geliyor. Yapay zeka, senin hikayeni anlatır; sen ise onu yaşarsın.

Gelecek: Arama, Bir Söyleşiyi Aramak

Yakın gelecekte, arama motorları sadece ‘soruları’ cevaplamayacak. ‘Duyguları’ anlayacak. Google Photos’taki ‘Ask’ butonu, sadece fotoğrafı tanımayacak, senin o anki duygularını da tahmin edecek: ‘Bu fotoğrafı neden hatırlamak istiyorsun?’ diye soracak. ChatGPT ise, ‘senin için bu an ne anlama geliyor?’ diye geri soracak.

İnsanlık, bilgiye erişimde bir devrim yaşadı. Ama şimdi, daha fazlasını istiyor: anlam, bağ, hikaye, duygular. Google, bilgiyi bulur. ChatGPT, onu anlatır. Sen ise, onu yaşarsın. Ve bu, teknolojinin değil, insan zihninin en büyük kazanımı.

Yapay Zeka Destekli İçerik

starBu haberi nasıl buldunuz?

İlk oylayan siz olun!

KONULAR:

#Google arama#ChatGPT#yapay zeka#dijital arama#insan zihni#Google Photos#AI vs Google#bilgi edinme#dijital dönüşüm#insan ve teknoloji