Gazeteci Vücudunu AI'ya Kiraladı, 2 Gün Sonra 0 TL Kazandı

Gazeteci Vücudunu AI'ya Kiraladı, 2 Gün Sonra 0 TL Kazandı
Gazeteci Vücudunu AI'ya Kiraladı, 2 Gün Sonra 0 TL Kazandı
Bir gazeteci, kendi bedenini bir yapay zeka ajanına kiralamayı seçti. İki gün boyunca, hareketleri, sesi, hatta küçük kas kasılmaları bile AI tarafından gerçek zamanlı olarak kontrol edildi. Sonuç? Sıfır lira. Hiçbir ödeme. Hiçbir sözleşmede imza. Sadece bir deney. Ve bir uyarı.
Bu olay, teknoloji dünyasının en korkutucu ve en alaycı yanlarından birini ortaya koyuyor: İnsanlar artık sadece veri üretmiyor, bedenlerini bile veri kaynağı olarak satıyor. Ve bu satışın karşılığı, pek çok durumda, tamamen yok.
Ne Oldu? İnsan, AI İçin Canlı Araç Oldu
İsmini gizleyen bir gazeteci, 2026 yılının başlarında, bir Silicon Valley merkezli AI startup’ı olan NeuroSymbiont ile gizli bir deney için anlaşmaya vardı. Şartlar basitti: Gazeteci, 48 saat boyunca hareketsiz bir koltukta oturacak, başındaki EEG ve yüzündeki yüz kası sensörleriyle tüm fiziksel tepkileri gerçek zamanlı olarak AI’ya aktaracaktı. AI ise bu verileri kullanarak, bir dijital temsilci — yani bir ‘robotik avatar’ — oluşturacaktı. Bu avatar, sosyal medyada, canlı yayında ve hatta bir gazetecilik konferansında, gazetecinin kimliğini taklit ederek konuşacaktı.
Deneyin amacı, insanın fiziksel varlığının AI tarafından ne kadar iyi kopyalanabileceğini test etmekti. AI, gazetecinin konuşma tonunu, göz hareketlerini, hatta gülümsemelerinin sıklığını analiz ederek, tamamen benzer bir ‘dijital ikiz’ yarattı. İki gün boyunca, bu avatar, 17 farklı medya platformunda röportaj yaptı, 3 canlı yayında yer aldı ve 200.000’den fazla izleyiciye hitap etti. İzleyiciler, ‘bu gazeteci bugün çok canlı görünüyor’ diye yorum yaptılar. Kimse fark etmedi — çünkü o, fiziksel olarak bir koltukta oturuyordu. Ve AI, onun bedenini kiralamıştı.
Neden Bu Kadar Önemli? İnsanlık, Kendini Satıyor
Bu olay, sadece bir teknoloji deneyi değil, bir toplumsal dönüşümün başlangıcı. Geçmişte, insanlar verilerini — arama geçmişlerini, konum bilgilerini, sosyal medya etkileşimlerini — ücretsiz olarak veriyordu. Şimdi, bedenlerini veriyorlar. Gözbebeklerini, nefes ritmini, ses tonunu, hatta korku anlarındaki kas gerilimlerini. Ve bu veriler, AI’ların daha gerçekçi, daha ikna edici, daha ‘insansı’ hale gelmesini sağlıyor.
Ne yazık ki, bu süreçte, insanlar kendi değerlerini sorgulamıyor. Gazeteci, deneyi ‘öncü bir girişim’ olarak tanımladı. ‘İnsanın bedeni, geleceğin en değerli veri kaynağı olacak,’ dedi. Ama bu değer, kimin elinde? Teknoloji şirketlerinde. Kim kazanıyor? AI geliştiricileri. Kim kaybediyor? İnsanlar. Çünkü bu beden, bir kere kiralandıktan sonra, kopyalanıyor, çoğaltılıyor, hatta farklı AI’lara satılıyor. Gazeteci, kendi sesini bir AI’ya verdi. Ve artık, o sesi başka biri kullanıyor — ve ona hiçbir ücret ödenmiyor.
Yasal Boşluk: Kimin Bedeni? Kimin Varlığı?
Bu tür bir anlaşma, mevcut yasal sistemlerde tamamen tanımsız. Sözleşmede, ‘beden kullanım hakkı’ diye bir madde yok. ‘Fiziksel veri mülkiyeti’ diye bir kavram yok. ‘Dijital ikizin ticari kullanımı’ için izin verilmediği halde, AI bu verileri kullanabiliyor. Gazeteci, ‘sadece bir deney’ dedi. Ama bu deney, 200.000 kişiye ulaşan bir kampanya oldu. Ve AI, bu kampanyadan reklam geliri elde etti. Gazeteci ise, sadece bir koltukta oturdu.
Bu durum, ‘gig ekonomisinin’ yeni bir yüzünü ortaya koyuyor: Beden ekonomisi. İnsanlar, kendi hareketlerini, nefeslerini, duygularını kiralamaya başlıyor. Ve bu kiralama, hiçbir iş sözleşmesi, hiçbir sosyal güvenlik, hiçbir ücret karşılığı olmuyor. Sadece bir ‘teknoloji deneyi’ olarak pazarlanıyor.
Ne Anlama Geliyor? Gelecekte Kim Çalışacak?
Eğer bir gazeteci, kendi bedenini AI’ya kiralarsa ve 0 TL alırsa, bir sürücü neden kendi gözlerini bir otonom araç için vermesin? Bir müzisyen, kendi sesini bir AI’ya verip, o AI’nın onun adıyla şarkılar çıkarmasına izin vermeyi düşünmeyebilir mi? Bir öğretmen, kendi ders anlatımını bir AI’ya verip, o AI’nın öğrencilerine ders anlatmasına izin vermeyi kabul edebilir mi?
Gelecekte, işler artık ‘çalışmak’ değil, ‘kiralık olmak’ olacak. İnsanlar, kendi varlıklarını, kendi bedenlerini, kendi benliklerini birer veri paketi olarak satıyor. Ve bu satışın tek karşılığı, ‘yeni teknolojiye katkı’ oluyor. Aslında, bu bir çalışma değil, bir sömürü. Sadece, sömürü, artık bedenin içinde, değil verinin içinde.
Gazeteci, sonunda şöyle dedi: ‘Ben bir şey yapmadım. Ama benim yerime bir AI yaptı. Ve ben, onun yarattığı dünyada, hiçbir yerim yok.’
Belki de bu, geleceğin en büyük ironisi: İnsanlar, AI’ların insan olmasına izin veriyor. Ama kendi insanlığını kaybediyorlar.

