DXC, Londra'da Yapay Zeka Merkezi Açtı: Şirketler AI'yi Nasıl Gerçek Hayatta Kullanacak?

DXC, Londra'da Yapay Zeka Merkezi Açtı: Şirketler AI'yi Nasıl Gerçek Hayatta Kullanacak?
DXC, Londra'da Yapay Zeka Merkezi Açtı: Şirketler AI'yi Nasıl Gerçek Hayatta Kullanacak?
Yapay zeka (AI) kavramı, son yıllarda bir teknoloji trendinden, iş stratejisinin kalbinde yer alan bir zorunluluğa dönüşmüştür. Ancak çoğu şirket, AI'nin potansiyelini anlamaya çalışırken, onu gerçek hayatta nasıl uygulayacağını bilemiyor. İşte bu boşluğu doldurmak için DXC Technology, 11 Şubat 2026 tarihinde Londra'da Customer Experience Center’ını resmen açtı. Bu merkez, sadece bir gösterim salonu değil; AI projelerini hayata geçirmek için tasarlanmış bir laboratuvar, bir eğitim merkezi ve bir iş birliği ekosistemi.
Neden Londra? Neden Şimdi?
Londra’nın seçilmesi tesadüf değil. Avrupa’nın en büyük finansal merkezi, güçlü teknoloji altyapısı, kültürel çeşitliliği ve uluslararası şirketlerin yoğunlaşmasıyla, AI uygulamaları için ideal bir deneyim alanı sunuyor. DXC, burada kurduğu merkezle, Avrupa’daki müşterilerine AI’nin yalnızca teknik bir araç olmadığını, bir değişim aracı olduğunu göstermeyi hedefliyor. Özellikle bankacılık, sağlık, enerji ve lojistik sektörlerinde, AI’nin veri odaklı karar alma süreçlerine entegrasyonu, maliyetleri düşürmekten çok, müşteri deneyimini yeniden tanımlamayı amaçlıyor.
DXC’in yaptığı şey, AI’nin ‘hikayesini’ anlatmak değil, onu yaşatmak. Merkezde, müşteriler sadece sunumlar izlemiyor; gerçek senaryolarla etkileşime giriyor. Bir sigorta şirketi, AI tabanlı bir talep işleme sistemiyle 72 saat süren bir süreçyi 4 saate indiriyor. Bir hastane, hasta akışını optimize eden bir AI modeliyle acil servis bekleme sürelerini %40 azaltıyor. Bu örnekler, sadece teknoloji değil, iş modeli yenileme demek.
Teknoloji mi, Yoksa Dönüşüm mü?
DXC’in bu hamlesinde dikkat çeken nokta, teknolojiyi öne çıkarmak yerine, insan deneyimini odak noktası yapması. Merkezdeki her bir dijital etkileşim, bir iş sürecinin nasıl değiştiğini gösteriyor. Örneğin, bir perakende zinciri, AI ile müşteri davranışlarını tahmin ederek stok yönetimi yapmıyor; tam tersine, müşteriye kişiselleştirilmiş bir alışveriş deneyimi sunuyor. Bu fark, AI’nin ‘kod’ olarak değil, ‘deneyim’ olarak algılanmasını sağlıyor.
Bu yaklaşım, teknoloji şirketlerinin sıklıkla yaptığı hatalardan birini düzeltiyor: Sadece ‘en iyi algoritma’yı satmak. DXC, bu merkezle ‘en iyi sonuç’ı sunuyor. Bir müşteri, burada bir AI modeli almayıp, o modelin işe yaradığı bir senaryo yaşıyor. Bu, müşteriye ‘sadece bir çözüm’ değil, ‘bir yol haritası’ sunuyor.
Avrupa’da AI Dönüşümünün Sınavı
AB’nin AI Yasası (AI Act) ve veri güvencesi düzenlemeleri, şirketlerin AI uygulamalarını sertifikalı ve şeffaf hale getirmeyi zorunlu kılıyor. DXC’in Londra merkezi, bu düzenlemelerle uyumlu AI çözümlerini test etmek için bir platform sunuyor. Müşteriler, etik AI modellerini, veri gizliliği kurallarına uygun şekilde, gerçek zamanlı olarak simüle edebiliyor. Bu, sadece teknik bir avantaj değil, reputasyon ve güven kazanmanın bir yolu.
Özellikle finansal hizmetlerde, AI’nin karar verme süreçlerindeki şeffaflık gerekliliği, Avrupa’da bir yasal zorunluluk haline gelmiş durumda. DXC, bu merkezle müşterilerine ‘ne yaptığını’ değil, ‘neden yaptığını’ açıklayan AI sistemleri sunuyor. Bu, AI’nin ‘kara kutu’ olarak algılanmasını engelliyor.
Geleceğin İş Modeli: İnsan + Makine
DXC’in bu merkezinde çalışanlar, yalnızca teknisyen değil, aynı zamanda ‘AI çevirmeni’ olarak görev yapıyor. Yani, teknik dilini iş dünyasına aktarabilen, süreçleri anlayan, insan ihtiyaçlarını yorumlayabilen uzmanlar. Bu, AI’nin yalnızca kod yazan bir araç olmadığını, insanların işini nasıl yeniden tanımladığını gösteriyor. Bir muhasebeci artık rapor hazırlamakla değil, AI’nin ürettiği analizleri yorumlayarak stratejik kararlar almakla meşgul. Bir müşteri temsilcisi, AI’nin öngördüğü ihtiyaçlara göre, daha anlamlı bir diyalog kuruyor.
DXC, bu dönüşümün yalnızca büyük şirketler için değil, küçük ve orta ölçekli işletmeler için de erişilebilir olduğunu vurguluyor. Merkezdeki ‘AI Sürdürülebilirlik Programı’, küçük firmalara düşük maliyetli, hızlı entegrasyon çözümleri sunuyor. Bu, AI’nin sadece Silicon Valley’deki devlerin oyunu olmadığını, tüm ekonomiye yayılabilen bir güç olduğunu gösteriyor.
Sonuç: Teknolojiye Dair Bir Yeni Dil
DXC’in Londra merkezi, AI’yi bir teknoloji olarak değil, bir insani dönüşüm olarak sunuyor. Bu, sadece bir ofisin açılması değil, bir felsefenin benimsenmesi. Şirketler artık AI’nin ‘ne yapabileceğini’ değil, ‘neden yapması gerektiğini’ sormaya başlıyor. Bu merkez, bu sorunun cevabını, somut deneyimlerle veriyor.
Gelecekte, AI’yi kullanmak yeterli olmayacak. AI’yi yaşamak gerekecek. DXC, Londra’da bu yaşamı başlatıyor. Ve belki de, bu merkez, AI tarihinin sadece bir proje değil, bir ikon olarak hatırlanacak.


