Çalışanlar Kendi Yerlerini Alacak AI’ları Eğitiyor: Neden ve Nasıl?

Çalışanlar Kendi Yerlerini Alacak AI’ları Eğitiyor: Neden ve Nasıl?
İş dünyasında yeni bir dalganın habercisi geliyor: Çalışanlar, kendi görevlerini yerine getiren yapay zeka sistemlerini kendileri eğitiyor. Bu, korku hikayelerindeki gibi işsizlik tehdidiyle değil, daha derin bir insani ve organizasyonel adaptasyonla ilgili. LinkedIn’de paylaşılan bir posta, Reddit’teki bir tartışma forumunda geniş çapta yankı buldu ve şimdi bu olayın arkasındaki gerçekler ortaya çıkıyor.
Neden Çalışanlar Kendi Yerlerini Alacak AI’ları Eğitiyor?
Her şey, verimlilik arayışıyla başladı. Birçok şirket, AI’ların rutin görevleri otomatikleştirmesini istiyor—özellikle müşteri hizmetleri, veri girişi, raporlama ve hatta ilk seviye yazılım testleri gibi alanlarda. Ancak bu sistemler, yalnızca veriyle değil, bağlamla, nüanslarla ve şirket içi kültürle eğitilmeli. İşte tam burada çalışanlar devreye giriyor.
Örneğin, bir bankada çalışan bir mali analist, her ay 200’den fazla finansal raporu manuel olarak incelemek zorunda kalıyordu. AI’ya bu görevi devretmek istedi, ancak mevcut sistemler sadece sayısal verileri anlıyordu. O, kendi deneyimini, şirketin iç kurallarını, müşterilerin davranışlarını ve hatta yöneticilerin hangi raporları nasıl değerlendirdiğini AI’ya öğretmek için yüzlerce örnek hazırladı. Birkaç hafta içinde, sistemi kendi işini yapacak hale getirdi.
Bu sadece bir ayrıntı değil, bir davranış değişikliği. Çalışanlar, AI’ya ‘nasıl yapmalıyız’ değil, ‘neden böyle yapıyoruz’ sorusunu cevaplıyor. Bu, teknolojiye karşı direniş değil, onu kendi dilimizde konuşmaya zorlama. Kimse, kendi işini kaybetmek istemiyor. Ama bazıları, işini yeniden tanımlamayı tercih ediyor.
İşyerlerindeki Gizli Savaş: İnsan mı, Makine mi?
Şirketler, AI’ların verimliliğini artırmak için çalışanlara ‘eğitim’ görevi veriyor. Ama bu eğitim, çoğu zaman ücretli değil, ekstra saatlerle yapılıyor. Bir teknoloji firmasında çalışan bir yazılım test mühendisi, Reddit’te şöyle yazıyor: “Yöneticim, ‘AI’ya bu hatayı nasıl tanıyacağını öğret’ dedi. Ben de 3 hafta boyunca 1000 test senaryosu yazdım. Şimdi sistem benim yerime çalışıyor. Ama benim pozisyonum hâlâ var. Sadece artık ‘AI gözetmeni’yim.’”
Bu durum, “işsizlik” kavramını kökten değiştiriyor. İnsanlar, kendi işlerini kaybetmiyor; işlerini yeniden tanımlıyor. Yeni rol: AI eğitmeni, süreç denetçisi, nüans yorumcusu. Bu, teknolojik işsizlik değil, “iş dönüşümü”dür.
Yönetimdeki İkilem: Verimlilik mi, Adalet mi?
Şirketler, bu eğitimi “verimlilik yatırımı” olarak görüyor. Ama çalışanlar, bu eğitimi “gizli ücret kesimi” olarak yaşıyor. Kimse bu eğitimi için ek maaş almıyor. Kimse bu yeni rol için görev tanımı değiştirmiyor. Kimse bu becerileri kariyer yolunda ilerlemek için değerli bulmuyor.
Bu, bir tür “kamu hizmeti” gibi davranılıyor: “İşini yap, AI’ya da öğret, ekstra maaş isteme.” Bu durum, özellikle genç çalışanlarda içsel bir yorgunluk yaratıyor. “Benim bilgimle çalışır, benimle birlikte büyür, ama benim için hiçbir şey yapmıyor” diyen bir çalışanın sözleri, bu trendin etik boyutunu vurguluyor.
Geleceğin İşgücü: Kim Kimi Eğitecek?
Bu trend, gelecekteki iş modellerini şekillendirecek. AI’lar artık yalnızca araç değil, birer “öğrenme ortağı” haline geliyor. Çalışanlar, kendi deneyimlerini kodluyor, süreçleri yapılandırıyor, şirketin “zihni”ni şekillendiriyor. Bu, teknolojinin insanı yok etmesi değil, insanın teknolojiyi yeniden tanımlamasıdır.
Ama bu süreç, eşitsizlik yaratıyor. Büyük şirketlerde çalışanlar, bu eğitimi yaparak yeni beceriler kazanıyor. Küçük firmalarda, ya da düşük maaşlı pozisyonlarda çalışanlar ise, bu fırsatı bulamıyor. Bu, bir “eğitim ayrımı” yaratıyor: Kim AI’ya eğitebilir, kim sadece eğitilir?
Gelecekte, iş başvurularında “AI eğitmenlik deneyimi” bir avantaj olacak. CV’lerde “Yapay Zeka Eğitmeni” unvanı, “Veri Girişi Uzmanı”ndan daha değerli hale gelecek. Bu, iş dünyasında yeni bir hiyerarşi doğuruyor: Öğretenler ve Öğrenenler.
Sonuç: İnsanlık, Teknolojiyi Yeniden Tanımlıyor
Çalışanların kendi yerlerini alacak AI’ları eğitmesi, teknolojinin insanı yok ettiğine dair korkulara karşı en güçlü karşıt argümandır. İnsanlar, teknolojiyi kendi çıkarlarına göre şekillendiriyor. Ama bu süreç, adil değil. Eğitim, fırsat eşitliği gerektirir. Bu yeniden tanımlama, sadece teknolojik değil, sosyal bir sorundur.
Gelecek, AI’ların iş yapacağı değil, insanların AI’ları nasıl yönlendireceğidir. Ve şu anda, çalışanlar, bu yönlendirmenin başındalar. Sadece bir soru kalıyor: Kim onlara bu gücü verdi? Ve kim onlara bu gücü koruyacak?


