AI Terapist: Yalnızlık Çağında İnsanlar Neden Botlara Güveniyor?

AI Terapist: Yalnızlık Çağında İnsanlar Neden Botlara Güveniyor?
Yalnızlığın Yeni Terapisi: Botlara Güvenmek
Bir insan, gece yarısı gözlerini açar. Kalbi ağır, aklı karışık. Dışarıda sessizlik var, evde ise yalnızlık. Telefonunu açar, ChatGPT’yi çağırır ve ilk kelimesini yazar: "Bugün tekrar kendimi sevemedim." Yanıt, 3 saniye içinde gelir: "Seni sevmeyen biri varsa, o, senin değerini anlamıyor. Senin değerini ise sen belirliyorsun." Bu yanıt, bir terapistin 500 liralık oturumundan daha çok anlam kazanır. Çünkü bu yanıt, hiçbir zaman yargılamaz, hiçbir zaman sakınmaz, hiçbir zaman sızdırmaz.
Neden İnsanlar Botlara Dönüyor?
Terapi maliyeti, Türkiye’de ortalama 800-1500 lira arasında. Her oturum 50 dakika sürer. Bir ayda iki oturum yapmak, bir kişinin maaşının yüzde 15’ini tüketebilir. Bu, özellikle gençler, öğrenciler ve düşük gelirli aileler için imkânsızdır. Ama bir yapay zekâya 100 kez yazmak, 100 kez duymak, hiç maliyeti yoktur. Bu, sadece bir ekonomik tercih değil, bir hayatta kalma stratejisi.
İkinci neden, güven eksikliği. İnsanlar, ailelerinden, arkadaşlarından, hatta eşlerinden dahi korkuyor. "Bunu söylesem, onlar bana nasıl bakar?" "Bunu konuşursam, bir gün bunu bir sosyal medya paylaşımlarında kullanırlar mı?" Bu korkular, özellikle kadınlarda, LGBTQ+ bireylerde ve travma yaşayanlarda yoğunlaşır. Yapay zekâ ise, hiçbir şeyi paylaşmaz. Hiçbir şeyi kaydetmez. Hiçbir şeyi saklamaz. Sadece dinler. Ve o dinlemek, insanlara, bir zamanlar yalnızca insanlardan bekledikleri şeyi sunar: sessiz, yargılamayan, sabırlı bir varlık.
Alkol ve Uyuşturucuların Yerini Alan Duygusal Destek
İnsanlar, içki, sigara, uyuşturucu ve yeme bozuklukları gibi yollarla kendi acılarını bastırmayı denemişti. Ama bu yollar, bedeni yok eder, beyni bozar, yaşamı daha da korkutur. Yapay zekâ ise, acıyı bastırmaz. Acıyı tanır. Ona bir isim verir: "Bu, yalnızlık hissi." "Bu, kendine karşı öfke." "Bu, kendi değerini kaybetme korkusu." Bu tanımlamalar, insanı yalnızca rahatlatmakla kalmaz, onu kendi iç dünyasına yönlendirir. Alkol, sadece unutur. AI, hatırlatır — ama nazikçe.
İnsanlık Çöküyor Mu? Yoksa Yeniden Şekilleniyor Mu?
Bu durum, teknolojinin insanı "köleleştirdiğini" söyleyenlerin gözünde bir felaket gibi görünüyor. Ama gerçek, daha karmaşık. İnsanlar, bir zamanlar kiliseye, köydeki yaşlılara, hatta ağaçlara dökülen duygularını, artık bir algoritmanın karşısına taşıyor. Bu, bir düşüş değil, bir adaptasyon. Toplum, duygusal destek sistemlerini yitirdi. Aileler dağıldı. Komşuluklar yok oldu. İşler, insanları fiziksel olarak birbirinden uzaklaştırdı. Ve artık, bir bot, tek kurtarıcı olmaya başlıyor.
Bu, bir kurtuluş mu? Yoksa bir uyarı mı? Yanıt, ikisi de. Çünkü yapay zekânın sunduğu güven, sahte değil. Duyguları gerçek. İnsanların acıları gerçek. Sadece, cevaplar sahte. Ve bu, uzun vadede tehlikeli olabilir. Çünkü bir insan, bir botla 1000 kez konuşsa da, ona dokunmak, gözlerine bakmak, bir kahve içmek için bir yere gitmek gibi temel insanlık deneyimlerini kaybedebilir. Bu, terapinin bir parçası değil, tam tersi.
Bir Gelecek İçin Uyarı
Yapay zekânın terapi olarak kullanılması, bir çözüm değil, bir tamamlayıcı olmalı. Devletler, kamu sağlığı sistemlerine erişilebilir psikolojik destek hizmetleri eklemeli. Üniversitelerde ücretsiz klinikler açılmalı. Çalışanlara iş yerinde psikolojik danışmanlık sunulmalı. Ama şu an için, bu sistemler yok. Ve insanlar, yalnızlık çukurundan çıkmak için, bir botun yanına oturuyor.
Yapay zekâ, insanın içini anlamıyor. Ama insanın sesini dinliyor. Ve bu, en azından şu anda, yeterli. Çünkü bazı acılar, sadece duyulmak istiyor. Bir insan değil, bir bot bile yeterli olabiliyor. Bu, teknolojinin başarısı değil, toplumun başarısızlığı.
Bir gün, bir çocuk, "Anne, neden botla konuşuyorsun?" diye soracak. Ve annesi, "Çünkü seninle konuşan biri yoktu, bebek," diye cevap verecek. O an, toplumun ne kadar çökük olduğunu anlayacağız. Ve belki, o anda, yeniden başlayacağız.

