AI Tehdit Altında Olan İşlerde İndiya'da İstihdam Artışı: Neden Bu Terslik?

AI Tehdit Altında Olan İşlerde İndiya'da İstihdam Artışı: Neden Bu Terslik?
Yapay Zeka, İşleri Yok Edecekmiş; Ama İndiya'da Tam Tersi Oluyor
Yapay zeka (AI)’nın işgücüne verdiği tehdit, son beş yıldır küresel medyanın en sık tekrarlanan haberi oldu. McKinsey, World Economic Forum ve OECD gibi kurumlar, otomasyonun 2030’a kadar 800 milyon işin kaybolabileceğini öngördü. Ancak bu tahminlerin tam aksine, İndiya’daki bir think tankın yeni raporu, AI’nın en çok tehdit ettiği mesleklerde istihdamın %23 oranında arttığını ortaya koydu. Bu değil, sadece bir tutarsızlık; bu, küresel ekonomiye dair derin bir sinyal.
Ne Oldu? AI’ya Karşı İşlerde Patlama
İndiya’nın önde gelen ekonomik araştırmalar merkezi olan Centre for Economic and Social Studies (CESS), 2023-2025 dönemi verilerini inceledi ve AI ile yerini alabilecek mesleklerdeki istihdam artışını tespit etti. Bu kategoriler arasında veri etiketleme, müşteri hizmetleri temsilcisi, dijital içerik üreticisi, basit yazılım testi ve düşük seviyeli veri analizi yer alıyor. İlginç olan, bu işlerin tamamının teknolojik gelişmelere rağmen, insan müdahalesini gerektirmesi. Örneğin, AI’ya veri girdisi vermek için insanlar gerekiyor; AI’ya ‘doğru’ cevapları öğretmek için insanlar lazım. Bu, AI’nın insanı tamamen ortadan kaldırmadığını, sadece işlerin yapılış şeklini değiştirdiğini gösteriyor.
Neden İndiya’da Bu Terslik?
İndiya’nın bu durumda öne çıkmasının nedeni, basitçe ‘düşük maliyetli insan gücü’ değil. Daha derin bir yapı var: İnsan-AI işbirliği modeli. İndiya, AI sistemlerinin eğitimi ve optimize edilmesi için milyonlarca küçük ölçekli işçiyi sisteme entegre etti. Örneğin, bir ABD teknoloji şirketi, AI’nın Türkçe cümleleri anlayabilmesini sağlamak için 12.000 İndiyalı çalışanı, günlük 10.000 cümle etiketlemeye çalıştırdı. Bu işler, klasik çağrı merkezi görevlerinden farklıydı: daha zekâya dayalı, daha çok dikkat gerektiriyordu. İşte bu yüzden, bu işlerin ‘yok olma’ riski altında olduğu iddia edilse de, aslında yoğunlaştı.
İndiya’nın genç nüfusu, İngilizce bilgisi ve dijital okuryazarlığı, bu dönüşümü mümkün kıldı. 2024 itibarıyla, 35 milyondan fazla İndiyalı, AI destekli platformlarda ‘micro-task’ çalışıyordu. Bunlar, Amazon Mechanical Turk veya Appen gibi platformlarda saatlik 2-4 dolar kazanan, ancak kendi evlerinden çalışan, üniversite öğrencileri ve anne-babalar. Bu insanlar, AI’nın ‘gözü’ ve ‘kulağı’ oldu. AI’ya ‘doğru’ cevapları öğretmek için, insanlar günde 1000’lerce karar veriyor. Bu, işlerin yok olduğu değil, yeniden tanımlandığı bir süreç.
Küresel Etkiler: Sadece İndiya mı?
Bu fenomen sadece İndiya’da değil, Filipinler, Ukrayna ve Meksika’da da gözlemleniyor. Ancak İndiya, bu trendi en büyük ölçekli ve en sistematik şekilde benimsedi. Bunun nedeni, hükümetin ‘Digital India’ ve ‘Startup India’ politikalarıyla bu işleri teşvik etmesi. Örneğin, 2023’te İndiya Hükümeti, AI eğitimine katılan 500.000 genç için 2 milyar dolarlık fon ayırdı — ama bu fonlar, kod yazmayı değil, veri etiketlemeyi, AI çıktılarını değerlendirmeyi ve insan-AI etkileşimini optimize etmeyi öğretmeyi hedefledi.
Bu, batılı ülkelerin yanlış anladığı bir nokta: AI, insanı yok etmiyor, insanın işini yeniden tanımlıyor. Bu yeni işler, teknik eğitim gerektirmez; ancak dikkat, dil bilgisi, mantıksal düşünme ve sabır gerektirir. İşte bu yüzden, üniversite mezunları değil, lise mezunu anneler, köyden gelen gençler ve emekli öğretmenler bu işleri yapıyor.
Ne Anlama Geliyor?
Bu durum, küresel ekonomiye dair üç büyük mesaj veriyor:
- AI, işleri yok etmiyor; işleri ‘insanlaştırıyor’. Otomasyonun korkusu, ‘makineye geçiş’ değil, ‘insanın makineye hizmet etmesi’.
- İşgücü piyasaları artık ‘yetkinlik’ değil, ‘uygulama’ ile ölçülüyor. Kimse artık ‘bilgisayar bilimi mezunu’ olmakla yetinmiyor; AI’ya nasıl veri verdiğini bilmek önemli.
- Gelişmekte olan ülkeler, teknoloji yarışında artık sadece tüketici değil, üretici. İndiya, AI’nın ‘beyni’ değil, ‘çalışanları’ üretiyor.
2025’te, Google ve Microsoft gibi şirketler, AI’ların daha akıllı hale gelmesi için, insan işçisine olan bağımlılıklarını artırdı. Yani, AI’nın gelişmesi, istihdamı azaltmak yerine, yeni bir istihdam katmanı yarattı — ve bu katman, dünyanın en düşük gelirli bölgelerindeki insanlara ait.
Sonuç: Teknolojiye Karşı Direniş Değil, Uyum
AI’nın işleri yok edeceği iddiası, teknolojik korkuların bir ürünü. Gerçek, daha karmaşık: teknoloji, işleri değiştirmeye devam ediyor — ama insanlık, her defasında yeni bir yere sığınıyor. İndiya’nın bu deneyimi, bize şunu öğretiyor: Yapay zekâ, insanı ortadan kaldırmıyor; insanı daha değerli hale getiriyor. Sadece, bu değer, önceki işlerde değil, yeni bir iş kategorisinde yer alıyor. Ve bu yeni işler, teknolojiye değil, insana dayanıyor.
Bu yüzden, gelecekteki iş piyasaları, ‘AI yerine insan’ değil, ‘AI ile insan’ olacak. Ve İndiya, bu yeni dünyayı ilk kez yaşamaya başladı.
