AI - Is That Right? Yapay Zekanın Sadece Kodlarla Karar Vermesi Zorunlu mu?

AI - Is That Right? Yapay Zekanın Sadece Kodlarla Karar Vermesi Zorunlu mu?
AI - Is That Right? Yapay Zekanın Sadece Kodlarla Karar Vermesi Zorunlu mu?
Yapay zeka, artık sadece bir teknolojik araç değil; toplumsal, etik ve felsefi bir sorgulamanın merkezinde duruyor. Reddit’te bir kullanıcı, ‘AI - is that right?’ diye sorduğunda, sadece bir teknik hatayı değil, çağımızın en derin korkusunu dile getirdi: Bu tümüyle kimin için? Merriam-Webster’ın ‘right’ kelimesini tanımladığı sayfada, ‘doğru’ anlamının yanı sıra ‘hak’, ‘adil’, ‘açıkça belirtilmiş’ gibi kavramlar da yer alıyor. Ama yapay zekanın ‘doğru’ dediği şey, insanlığın ‘haklı’ olduğu anlamına mı geliyor?
Kodlarla Yön Verilen Bir Dünya
Yapay zeka sistemleri, binlerce satır kod ve milyonlarca veri noktası üzerinden karar veriyor. Ancak bu kodların yazarları, genellikle Silicon Valley’deki birkaç teknoloji deviyle sınırlı. Bu şirketlerin ana motivasyonları: kullanıcı süresini uzatmak, reklam gelirini artırmak, pazar payını genişletmek. İnsanlık tarihi boyunca, teknolojik devrimler hep bir ‘toplumsal anlaşma’ ile eşlik etti. Ama bu kez, anlaşma yok. Kullanıcılar, sadece ‘kullanıyor’ — sormuyor, seçmiyor, onaylamıyor.
Reddit’deki kullanıcı, ‘Bu sistemleri kim yönetiyor?’ sorusunu sorduğunda, aslında şu soruyu soruyor: ‘Biz, bu devrimin parçası mıyız, yoksa sadece deney hayvanları mı?’ Bir yapay zeka, bir hastanede teşhis konuyor, bir mahkemede ceza öneriyor, bir üniversitede öğrenci kabul ediyor. Ama bu kararları veren algoritmalar, bir köydeki anneannenin ilacını nasıl alabileceğini, bir gençliğin maaşının 1.200 TL olduğunu, bir öğretmenin 30 öğrenciyle bir sınıfta nasıl ders anlattığını bilmiyor. Çünkü veri setlerinde bu yaşam hikayeleri yok. Var olan veri, zengin, şehirli, teknolojiye aşina bir kitleye ait.
Yanlış mı, Yoksa Sadece İncelikten Yoksun mu?
Merriam-Webster’a göre ‘right’ kelimesi, ‘hak’ anlamında kullanıldığında, bir adalet, bir eşitlik, bir temel hak ifade eder. Ama yapay zekanın ‘doğru’ dediği şey, bu anlamda mı? Yoksa sadece ‘en çok tekrar edilen’ mi? Örneğin, bir AI, bir kadının işe alınmamasını ‘veriye göre’ doğru bulabilir — çünkü geçmişte benzer profillerdeki kadınlar işe alınmamışsa. Bu, ‘doğru’ değil, ‘tekrarlanan hata’dır. Ve bu hata, artık insanlar yerine algoritmalar tarafından otomatikleştiriliyor.
Yapay zekanın en büyük tehlikesi, bizi ‘hatalı olmaktan’ kurtaracak gibi görünmesi. Ama aslında, bizi ‘sorgulamaktan’ uzaklaştırıyor. Bir insan, bir karar verirken ‘bunu yapmak doğru mu?’ diye düşünür. Bir AI ise ‘bu veriye göre ne olasılık var?’ diye hesaplar. Aradaki fark, etikten ziyade istatistik üzerine kurulu bir dünya yaratıyor. Ve bu dünya, yalnızca ‘veriye uygun’ olanları ‘doğru’ sayıyor.
Kim Kalır? Kim Söylenir?
Reddit’deki kullanıcı, ‘Bu dünyada, gerçekten kolektif için çalışan kim var?’ diye soruyor. Bu soru, sadece yapay zekaya değil, tüm modern toplumun temel çatısına yöneltilmiş bir sorgulama. Devletler, şirketler, akademik kurumlar — hepsi, yapay zekayı ‘verimlilik’ ve ‘maliyet azaltma’ aracı olarak kullanıyor. Ama kim, bu teknolojinin ‘insanlık için’ ne anlama geldiğini sorguluyor? Kim, bir yapay zekanın bir köylünün sesini duyup duymadığını araştırıyor?
Birçok ülkede, yapay zeka, sosyal yardım dağıtımını otomatikleştiriyor. Ama bu sistemler, engelli bir bireyin ihtiyaçlarını, bir göçmenin dil bariyerlerini, bir yaşlısının teknolojiye duyduğu korkuyu anlamıyor. Sonuç? Yardım alamayanlar, sistem tarafından ‘hatalı veri’ olarak işaretleniyor. Bu, teknolojik bir hata değil, etik bir suç.
Yavaşlatmak mı, Yoksa Yeniden Tasarlamak mı?
Kullanıcı ‘bu hızı nasıl yavaşlatabiliriz?’ diye soruyor. Ama hızı yavaşlatmak, sorunu çözmüyor. Sorun, hız değil, yön. Yeni bir ‘yapay zeka etik kuralları’ yasası mı gerekiyor? Belki. Ama daha da önemlisi, bu kuralları kim yazacak? Akademisyenler mi? Teknoloji şirketleri mi? Yoksa — ve bu en kritik nokta — sadece ‘kullanıcılar’ mı?
Yapay zekayı insanlık için yeniden tasarlamak, teknik bir mesele değil, demokratik bir mücadeledir. Her vatandaşın, yapay zekanın nasıl çalıştığını, hangi verilerle eğitildiğini ve hangi kararlar verdiğini anlayabilmesi gerek. Her okulda, ‘AI etiği’ dersi olmalı. Her belediye, yapay zeka sistemlerini açıklayabilecek bir ‘transparanlık birimi’ kurmalı. Her şirket, algoritmalarının ‘hak’ ve ‘adalet’ açısından test edilmesini zorunlu kılmalı.
Merriam-Webster, ‘right’ kelimesinin kökünü ‘düz’, ‘doğru yol’ olarak tanımlıyor. Ama bugün, yapay zekanın izlediği yol, ‘düz’ değil, ‘yönlendirilmiş’. Ve bu yönlendirme, sadece bir kaç kişinin çıkarları için yapılıyor. ‘AI - is that right?’ sorusu, artık sadece bir reddit yorumu değil. Bir toplumsal alarm çanı.
Yapay zeka, insanlığın en büyük keşiflerinden biri olabilir. Ama yalnızca şu koşulla: eğer onu, insanlığın tüm seslerini duyacak şekilde, değil sadece en gür sesleriyle eğitirsek.
