40 Kaçırınca Kimse Kızmasın: İnternetin Yeni Modası, Mizah mı, İstismar mı?

40 Kaçırınca Kimse Kızmasın: İnternetin Yeni Modası, Mizah mı, İstismar mı?
40 Kaçırınca Kimse Kızmasın: İnternetin Yeni Modası, Mizah mı, İstismar mı?
Bir YouTube videosunda biri, birinin "40" kaçırdığını alay konusu yaparken, yorumlarda binlerce kişi "Bu kadar mı?" diye sordu. Bu, sadece bir komedi anı değil; dijital çağın psikolojik dinamiklerini, toplumsal alayın sınırlarını ve izleyici kültürüne dair derin bir sinyal. Google’ın YouTube yardım sayfalarında, videoların teknik sorunları, izlenme oranları ve içerik politikaları üzerine binlerce soru var. Ama burada konuşulan, teknik bir hata değil — bir insanın hatalarına yapılan alay. Ve bu alay, artık bir trend haline gelmiş.
Neden "40"? Neden Bu Kadar Önemli?
"40" kelimesi, internet kültüründe uzun zamandır bir sembol. İlk olarak 2010’larda, bazı kullanıcılar, özellikle gençler, "40 yaşına geldin mi?" diyerek birinin yaşını alay konusu yapmaya başlamıştı. Sonra bu, yaşla ilgili değil, "40" sayısını kaçırmak, bir şeyi yanlış yapmak, bir hata yapmak anlamında kullanılmaya başladı. Bir futbolcunun penaltıyı kaçırdığı anda, bir öğrencinin sınavda 40 puan aldığı anda, bir oyuncunun oyunu kaçırdığı anda — "40" artık bir metafor haline geldi. Ve bu metafor, YouTube’daki kısa videolarla, TikTok’taki alay videolarıyla, Instagram’daki meme’lerle hızla yayıldı.
İnternetin bu tarz alayları, aslında çok eski bir insan doğasının dijital bir yansıması: alay etmek, güç farkını göstermek, sosyal statüyü pekiştirmek. Ama bugün, bu alayın boyutu ve hızı farklı. Bir video 24 saat içinde 5 milyon izlendiğinde, bir kişinin hata yaptığı an, onun kimliği haline geliyor. Google’ın YouTube yardım sayfalarında, içerik üreticileri "İçeriklerimde alay ediliyor, nasıl korunurum?" diye soruyor. Ama bu soruların çoğu, teknik destekle çözülemiyor. Çünkü bu, bir teknik sorun değil — bir etik kriz.
İki Kaynak, Bir Gerçek: Teknik Yardım mı, Sosyal Çarpışma mı?
İlk kaynak, Google’ın YouTube yardım sayfası. Burada, videoların nasıl oynatılacağı, nasıl yükleneceği, nasıl reklam kazanılacağı gibi teknik konulara odaklanılıyor. Ama bu sayfada, kullanıcıların "İçeriklerimde alay ediliyor, yorumlar küfür dolu" gibi soruları bile var. Yani, teknik yardım veren bir platform, aslında toplumsal bir trajediyle yüz yüze. YouTube, alay içeriklerini nasıl sınırlayacağını bilemiyor. Çünkü alay, bir yandan izlenme kazandırıyor, diğer yandan yasal ve etik sınırları zoruyor.
İkinci kaynak, MSN’deki NFL draft makalesi. Görünürde tamamen farklı bir konu: 2026 NFL draftı. Ama dikkatli bakıldığında, bu makalede bile "mock draft" (alay draftı) ifadesi kullanılıyor. Yani, bir futbol takımı için geleceğin oyuncularını tahmin etmek, aslında bir "alay" olarak tanımlanmış. Burada, "mock" kelimesi, tahmin etmekten ziyade, eğlence, hafife alma, hatta küçümseme anlamında kullanılıyor. Bu, internet kültürünün kendi dilini yarattığının kanıtı. "Mock" artık bir teknik terim değil, bir duygusal eylem.
Ne Anlama Geliyor? Dijital Toplumda İnsanlık Kaybı mı?
"40 kaçırdın mı?" diye alay etmek, aslında bir insana, bir hataya, bir zayıflığa karşı gösterilen empati eksikliğinin en net örneği. Bir çocuk, bir öğrenci, bir sporcu, bir çalışan — herkes bir gün "40" kaçıracak. Ama bugün, bu hata, bir kariyeri bitirebilir, bir kişinin sosyal hayatını yok edebilir. YouTube’daki bir video, bir işe alım sürecini bozabilir. Bir tweet, bir evlilik planını iptal edebilir.
Alayın, eğlenceyle sınırlı kalması gerekir. Ama günümüzde, alayın sınırları yok. Birinin hatasını viral hale getirmek, artık bir "başarı" ölçütü. Bu, toplumda güveni, saygıyı ve insani bağları zayıflattı. Google’ın YouTube’da "yorum filtreleme" sistemleri var ama bunlar, alayın dilini anlamıyor. Bir yorumda "40" yazıldığında, sistem bunu bir "kötü kelime" olarak algılamıyor. Ama insanlar, bu kelimenin altında gizli olan küçümseme ve kınama hissini biliyor.
Çözüm Var mı?
Çözüm, teknolojide değil, kültürel bilinçte. Eğitimde, dijital etik dersleri olmalı. Platformlar, alay içeriklerini "eğlence" olarak sınıflandırmak yerine, "sosyal zorbalık" olarak tanımlamalı. YouTube, "40" gibi kelimeleri içeren videolara, "Bu içerik birinin hatasını alay ediyor, empatiyle yaklaşın" gibi uyarılar eklemeli. Okullarda, öğrencilerin dijital alayın psikolojik etkileri üzerine çalışması gerek.
40 kaçırınca kimse kızmasın — ama kimse birini 40 kaçırdığı için de öldürmesin. İnternet, insanlığı birleştirmeli, değil de parçalamalı. Bu, teknik bir sorun değil — bir insanlık sorunu.
- Alay, eğlence olmalı, kınama değil.
- YouTube gibi platformlar, alay içeriklerini sınırlamalı.
- Toplum, hatalara karşı empati kazanmalı.
- "40" bir sayı değil, bir insanın hata anı.
Gelecekte, belki bir çocuk, bir videoya "40 kaçırdım" diyerek başlıyor. Ama yorumlarda, "Ben de kaçırdım, seni anlamıyorum" yazıyor olacak. O zaman, gerçekten bir değişim olmuş demektir.